12 Temmuz 1947 tarihli Beyanname ile İsmet İnönü ‘Ne iktidarı devirmek isteyen bir muhalefet partisi ne de muhalefeti boğmak isteyen bir iktidar’ düşüncesiyle iktidar ile muhalefet arasına bir hakem gibi girer.
 Burada küçük bir Es vererek Tek parti döneminden çoğulcu siyasete geçişin tarihini özetleyelim;
Kurtuluş savaşının kazanılmasından hemen sonra Mustafa Kemal önderliğinde kurulan Cumhuriyet Halk Fıkrası(CHF) (11 Eylül 1923) ve Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele’in öncülüğünde ve Kazım Karabekir Başkanlığında 17 Kasım 1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası (TpCF)’nı kurmuşlardır. TpCF Şeyh Said isyanıyla ilişkili olmakla suçlanarak 1925 yılında kapatılmıştır.
Yaklaşık 5 yıl süren muhalefetsizlikten sonra, Mustafa Kemal, yeni bir parti kurulması görevini İstiklal savaşında önemli görevler almış, 1922 ve 1924 tarihlerinde iki kez Başbakanlık görevinde bulunmuş Ali Fethi Okyar’a 1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fıkrasını(SCF) kurdurmuştur. Ancak SCF’da 17 Kasım 1930 tarihinde bizzat Atatürk’ün isteği üzerine feshedilmiştir. Bu konudaki tartışmalar farklıdır. SCF’ın kapatılması ile birlikte 1945 yılına kadar yine tek partili döneme girilmiştir. 
Tek Partili dönemden uzun bir aradan sonra kurulan ilk parti, Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkınma Partisi(MKP) dir. Liberal bir eğilim taşıyan parti Devletçilik uygulamalarının karşısında politikalar geliştiriyor, ancak bu partinin yeterli Toplumsal tabanı ve Siyasal kadrosu oluşmadığından MKP, 1946 Belediye seçimlerinde ve 1950 genel seçimlerinde başarılı olamamıştır.
Gerçek muhalefet partisi, çiftçiyi topraklandırma yasasıyla CHP içinde ilk kez somut olarak ortaya çıkan muhalif ‘Dörtlü Takriri imzalayan ‘Dörtler’ den Refik Koraltan’ın kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sunmasıyla kurulan Demokrat Parti olacaktır.
7 Ocak 1946 yılında DP’nin de kurulmasıyla başlayacak çok partili siyasi hayattan sonra normal olarak 1947 yılında yapılması planlanan genel seçimler, bir yıl erkene alınarak, 21 Temmuz 1946 yılında yapılmıştır. Seçim sonuçları DP tarafından muvazaalı olarak nitelendirilip birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Başta İstanbul olmak üzere ülkenin birçok kentinde hatta en yakınımız Mersin’in Aslan köyü n de her iki grup arasında kavgalara, gösteri ve yürüyüşlere neden olmuştur. Yaşanan tüm bu sıkıntılar ve seçim sonucuna olan güvensizlik, CHP ve DP arasındaki ilişkileri zehirlemiştir. 
12 Temmuz 1947 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından yayınlanan beyanname ile Başbakan Recep Peker ve DP Başkanı Celal Bayar arasında 1946 seçimlerinden sonra gelişen yüksek gerilimli iletişimsiz ortamın çözülmesi amacını gütmüştür. Çok Partili Siyasi alanda yaşanan çatışmalar Dış dünya tarafından da yakından takip ediliyor ve Demokrasiye bir an önce geçilmesi Batılı taraflar ve ABD tarafında telkin ediliyordu. Truman Doktrini ile Rusya’ya karşı askeri savunma yardımının ön şartı olarak iç huzursuzluğun giderilmesi ve çoğulcu Demokrasinin bir an önce tesis edilmesi dayatılıyordu. Truman Doktrinin hemen akabinde Marshall Planı ile ABD ve Türkiye arasında imzalanan ekonomik anlaşmada güvenli bir ülke şartı arıyordu.
Truman Doktrini ve 12 Temmuz Beyannamesinin aynı güne denk gelmesi de tesadüf olmadığının göstergesidir. 
İnönü her iki parti karşısında tarafsızlığını koruyarak, eşit mesafede ve sorumlu Devlet adamı vasfı ile iktidarın gücünü sınırlamış ve Muhalefete de durması gereken çizgide Demokrasi ve Hukukun gerektirdiği ölçüyü aşmamalarının salık vermiştir. Sonuçta her iki partide kendi içinde sertlik yanlılarını tasfiye etmiştir.  
12 Temmuz Beyannamesinin hemen ardından Antidemokratik uygulamaları ile Muhalefetin şimşeklerini üzerine çeken Başbakan Recep Peker’in Hükümeti istifa etmiş onun yerine daha ılımlı Hasan Saka liderliğinde hükümet kurulmuştur. Hasan Saka Hükümeti’nin ilk icraatlarından biri, yedi yıldan beri süre gelen sıkı yönetimi, 23 Aralık 1947’de kaldırarak muhalefetin isteklerinden birini yerine getirmiştir. 4 Mayıs 1949 tarihinde İstiklal Mahkemeleri yürürlükten kaldırılmıştır. 1949 yılında birçok ilde İmam Hatip kursları açılmış, İlahiyat Fakültesinin açılması için kanun teklifi hazırlanmıştır. Bununla beraber Demokrat Partinin yıllardır istediği Seçim Kanununda değişikliğe gidilmesi 12 Temmuz Beyannamesinin en önemli ve kalıcı sonucudur.
Şaibeli 1946 seçiminde Açık oy, gizli sayım ve seçimden sonra oyların hemen yakılması ve ardından çıkan tartışmalar, yaşanan çatışma ortamları ve gerilen Toplum 7 Şubat 1950’de Mecliste görüşülmeye başlanan seçim kanunu ile gizli oy, açık tasnif, seçimlere her türlü yargı güvencesi ve muhalefet partilerine de Radyo da propaganda yapma imkânı verilerek DP’nin tüm istekleri yerine getirilmiştir. 
Niye 12 Temmuz Beyannamesini hatırlatacak bir yazıyı kaleme aldım çünkü Türk Siyasal Tarihi ilginç bir şekilde kendini tekrar eden dönemlerden ve örneklerden geçiyor. Kimi zaman uzlaşma kültürü ve iyi bir liderlik ile yolu açık kesintisiz dönemler yaşandığı gibi ne yazık ki darbelerle demokrasinin kesintiye uğradığına Büyük Devlet idealinden geriye düşüldüğüne tanıklık ediyoruz. 
Yine iktidar ile muhalefet arasında ki gerilimin arttığı bir dönemden geçiyoruz ve bu gerilim Toplumun tümüne yansımış bir durumda. Her gün gelen şehit haberleri ile moralsiz olan insanlarımız bir yandan sınırlarımızı tehdit eden gelişmelerden ve sınır ötesi savaşın ve değişen dengelerin Ülkemize de olumsuz yansımalarının olacağı endişesi ile tedirginlik yaşamaktadır.
İç siyaset dilinin bir an önce yumuşaması ve muhalefet ve iktidarın birbirini dinlemesi, ortak aklın, demokrasinin ve hukukun gerektirdiği ölçülerde uzlaşması ve yükselen tansiyonu ivedilikle düşürmesi sorumluluğu vardır. İsmet İnönü’nün tarafsız ve sorumlu Devlet adamı misyonu ile tarafları bir araya getirerek çözüm yollarını bulmaları için gösterdiği gayrete benzer bir liderlik anlayışına ihtiyacımız olduğu günlerden geçiyoruz. Vatanını Milletini seven bir vatandaş olarak benim talebim budur eminim sesime ortak olacak benim gibi düşünen milyonlarca insan vardır Ülkemde. Siyasilere düşen sorumluluk ve görevde Halkın talebine cevap vermektir.
En kısa zamanda siyasetin kısır çekişmelerinden kurtulacağımız, Ülkemizin aydınlık yarınları ve bizi bekleyen onlarca konu başlığı ile birikmiş sorunlarımıza çözüm için enerjimizi harcayacağımız, birlikteliğimizi güçlendireceğimiz günlerin özlemi ile hepinizi kucaklıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.