banner156
banner159

Zamanla her şey değişir de aşk değişmez mi? Gençlerin aşka nasıl baktığını anlamak için kapsamlı bir araştırmaya rastlamadım. Ama yetmişine merdiven dayamış olanların aşk konusunda çok şeyin değiştiğini dillendirdiğini biliyorum.

Reşat Nuri Güntekin’in “Leyla ile Mecnun” adlı öykü kitabındaki bir öyküsünün başlığıdır “Leyla ile Mecnun”. Bu öyküde aşktan, Leyla ile Mecnun’un aşkından söz edilmektedir. Öykü kahramanlarında biri aşkı iki sevgilinin kavuşamaması biçiminde tanımlamaktadır. Kahramana göre Leyla ile Mecnun kavuşamadığı için aşkları dillere destan olmuştur. Kavuştuğu zaman aşk aşk olmaktan çıkar; iki sevgilinin aşkı, gündelik sıradan ilişkilere dönüşür.

Aşık Veysel’in tanımı daha da yalındır. Ozanımızın aşk sorusuna verdiği yanıt, “Bir kızı istersin, vermezlerse âşık olursun.” Biçiminde olmuştur. Bu tanımda da aş kavuşamama odaklıdır.

Kavuşamamak deyip de gelip geçmemek gerekir. Önceki yüzyıllarda kavuşulamayan sevgili, hayal kurmanın ve dilsel üretimin kaynağı olmuştur. En güzel efsaneler, masallar, türküler, halk hikâyeleri aşkla bezenmiştir. Kilim nakışları ve oyalı mendiller de aşkın yani kavuşamamanın bir dışavurumudur.

Daha berilere gelindiğinde, âşıkların birbirine olan aşkı gizli saklı gönderilen mektuplarda anlatılmıştır. Mektuplu aşk, giderek edebiyata yansımıştır. Mektupları kitaplaştırılan çok sayıda şair ve yazar bilinmektedir.

İçinde yaşadığımız döneme gelindiğinde aşka ilişkin konularda daha çok önceki yüzyıllarda üretilen sözlü geleneğe dayalı metinlerin tüketildiği gözlenmektedir. Bunun nedeni Bilişim Çağında her şeyin bilinebilir ve kolay elde edilebilir olmasıdır. Yani her şeye kolayca kavuşuluyorsa, aşkı hayallerde yaşatmak anlamsızlaşmaktadır. Eş deyişle, hayal kuracağına gider sevgilinin elinden tutar, bir yerde oturup çay içersin. Erişilemezlik tümüyle ortadan kalkmıştır.

Modern zamanlarda da aşka dair metinler oluşturulmaktadır kuşkusuz. Ne var ki bu metinler, “Leyla ile Mecnun” hikâyesi türünden aşk hikâyeleri ya da sürekli söylenen aşk türküleri düzeyine ulaşamamaktadır. Çoğu müzik metinleri saman alevi gibi yanıp çabucak sönmektedir.

Burada eski aşkların mı yoksa yeni aşkların mı daha sevimli olduğu tartışmasına girmeyeceğim. Aşk aşktır sonuçta. Her dönemin kendine göre olumlu ve olumsuz yanları olabilir. Vurgulamak istediğim şey, cep telefonları çağında aşkla artık uzun metinler oluşturmaya gerek kalmamış olmasıdır.

Aşkla ilgili iletiler “sn svyrm” kadar kısalmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet AKBAŞ 3 ay önce

Aşk iki kişi arasındaki farktır. Buda enerjidir. Kavuşurlarsa fark ortadan kalkar enerji akışı biter.

Avatar
Ekrem Özdemir 3 ay önce

Yani aşklar da dijital oldu artık.

Avatar
Ali F. Bilir 3 ay önce

Bir doğa varlığı olan insanı bütünleyen bir duygu olduğunu düşünürüm aşk için. Bu bütünlük sağlandığında mutlu olduğunu duyumsar insan. Zaman içinde aşk kavramı da biçimsel değişikliğe uğruyor, bunu gözlüyoruz...
Orhan Özdemir, bu güzel yazısında aşka ilişkin değişim, dönüşümleri akıcı bir dil ve evrensel bir bakışla dile getirmiş. Kalemine, yüreğine sağlık.

banner135

banner150

banner151