Zaman büyük bir hızla değişmekte ve önüne çıkan her şeyi değiştirmektedir. Bu değişimden üniversiteler de payına düşeni almaktadır. 21. yüzyıl koşullarında üniversiteler, özellikle toplumsal işlev açısından önemli bir değişim yaşamaktadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında okuma yazma oranı oldukça düşüktü. Halk kararlarını geleneklere, otoritelere ve dogmatik bilgilere göre veriyordu. Halkı eğitmek, bilinçlendirmek ve bilimsel bilgiyi egemen kılmak, üniversitelerin toplumsal göreviydi. Halka açık dersler, bunun en somut örneğiydi.

Ancak günümüzde koşullar değişti. Artık ülkemizde okuma yazma oranı yüzde yüze yaklaştı. Zorunlu eğitim 12 yıla çıktı. Bugün birçok genç, lise öğreniminin ardından üniversiteye devam ediyor. Yani cumhuriyetin ilk yıllarında ilan edilen okuma yazma ve eğitim seferberliği, sonuçlarını almışa benziyor.

Ayrıca bugün kitaplara ulaşmak da çok kolay. Televizyonun bile modası geçti. Zamanımızda herkes, bilgiyi cebinde taşıyor. Cep telefonlarıyla gereksinim duyduğu bilgiye anında ulaşabiliyor. Yani bilgi, eskisi gibi zor ulaşılır bir konumda değil.

Kısacası bugün, üniversitelerin halkı cehalet uykusundan uyandırmak gibi bir işlevi yok. Çünkü bu devirde cahil kalabilmek neredeyse olanaksız. Öyleyse üniversiteler asıl işine, yani bilim üretimine katkı sunmalı diye düşünüyorum.

Sözgelimi bir eğitim fakültesi, o ülkenin eğitim sorunlarına bilimsel yöntemlerle çözümler üreterek; bir tıp fakültesi hastalıklara tedavi üreterek; bir ziraat fakültesi verimli tarım yöntemleri geliştirerek toplumsal gelişime katkı sunabilir. Yani üniversiteler, asıl görevleriyle, bilgi üretmekle uğraşmalıdır. Üretilen bilgiler, toplumsal sorunların çözümüne ve halkın bilinçlenmesine zaten katkı sunacaktır.

Üretilen bilginin halka ulaştırılmasına, ayrıca toplantılar yapılmasına, halka açık dersler verilmesine gerek var mı? Bu, halkın talebiyle ilgili bir durumdur. Eğer halk, üniversiteyle buluşmak, yeni gelişmelerden akademik düzlemde haberdar olmak istiyorsa üniversiteler bu talebi de karşılayabilir. Sözgelimi Çukurova Üniversitesinde halkın bu talebini karşılayan etkinlikler yapılıyor.

Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi (ÇÜTAM), her hafta Çarşamba günleri halka açık toplantılar yapıyor. Kampüs alanında değil, kentin merkezinde yapılan bu toplantılarda matematikten felsefeye, tarihten edebiyata varıncaya kadar birçok alanda sunumlar yapılıyor. Akademisyenler azımsanmayacak sayıda bir dinleyici hitap ediyor. Dinleyiciler büyük bir iştahla sorular soruyor.

ÇÜTAM dinleyicileri, her hafta farklı bir konuda bilgi sahibi oluyor. Hem bilgileri hem de bakış açıları genişliyor. Sunumların ardından gerçekleşen soru cevap bölümü de etkileşimi artırıyor. Bu sayede bilgi, yaşama yaklaşıyor.

Özetlemek gerekirse 21. yüzyılda üniversitenin toplumsal işlevi değişmiştir. Artık halkı bilinçlendirmek, üniversitenin öncelikli görevi değildir. Üniversiteler bilgi üreterek toplumsal gelişime doğrudan katkı sunabilir. Üniversitelerden mezun olan öğrenciler, ülkenin yetişmiş insan gücü gereksinimine karşılık oluşturabilir. Bunun dışında halka açık toplantılar da yapılabilir. Bu noktada üniversitelerden ziyade halkın bir talep oluşturması gerekmektedir.  ÇÜTAM, halkın bu talebine yanıt vermeye çalışmaktadır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.