Herkesin hayvanlarla bir dostluğu olmuştur. Kuş, kedi, köpek… Bunlara balıklar da eklenebilir. Size bu kez kedimden söz etmek istiyorum. Adı Sarman…

Kasım ayıydı. Akşam saat 10.00 sularında ikinci öğretim dersinden dönüyordum. Apartmanın giriş kapısına geldiğimde yumruk kadar bir kedi eniği feryat figan miyavlıyordu. Bir an durup izledim. Bedeninin ayrıntılarını tam olarak göremiyordum. Ne var ki eniğin çıkardığı kendinden büyük acılı miyavlamasına dayanamayıp belinden yakalayarak eve çıkardım.

Şimdiye kadar hiç kedi beslemediğim için tam olarak ne yapacağımı bilmiyordum. Kapıyı açıp içeri girdikten sonra kediciğin her yanını artık net olarak görebiliyordum. Açlıktan olsa gerek, gözleri kapalıydı. Bedeninin çeşitli yerlerinde yaralar vardı. Eşim benden böyle bir kedi alıp getirmemi beklemediğinden, “Bari sağlamını getirseydin.” dedi. Biraz daha dikkatli bakınca tüylerinin içinde pirelerin gezindiğini gördüm. Kısacası ölüme terk edilmiş bir kedi eniğiydi Sarman. Sokakta umarsız ölümü bekliyordu.

Önüne süt koyduk. Sütü içmeye başlayınca umutlandım. Aralıksız içip bitirdi sütü. Sonra toprak temin edip balkona koyduk. Kımıldadıkça yaşayabileceğine olan inancım da artıyordu. Ertesi gün veterinere götürdük. Veteriner gerekli aşılarını yaptıktan sonra, haşaratları yok edecek ilaçlar sürdü. Umutsuz bir biçimde “İnşallah yaşar.” dedi. Mamalarını alıp eve döndük.

Artık kediciğin bir yaşam düzeni vardı. İyileşmesini bekledik. İki gün sonra öğle saatlerinde kızım telefonda Sarman’ın gözlerinin açıldığını söyledi. Çok sevinmiştim. Sabırsızlıkla eve dönmek ve Sarman’ın açılmış gözlerini görmek istiyordum. Akşam eve döndüğümde çevresine güzel güzel bakan Sarman’la karşı karşıyaydım. Gözlerinin açılmasından kısa bir süre sonra da benimle oyunlar kurmaya başladı. O artık evin vazgeçilmez bir bireyiydi.

Sarman’ın bizim eve gelişinden bu yana yedi yıl geçmiş. Yani bizim Sarman şimdilerde sekiz yaşında… Becerilerinin hepsini saymayacağım. Saklambaç oynayabiliyor; kalecilik yapabiliyor. Yorgun zamanlarımda göğsüme yatıp uyukluyor. Bilgisayarda çalışırken kendisiyle ilgilenmemi istiyor ve klavyenin üstüne yatıyor.

Bir rastlantı işte… O akşam biraz geç ya da erken gelseydim belki de buluşamayacaktık Sarman’la. Sağlıklı bir kedi… Yaşama sevinci dolu… Yaşama sevincini bizimle de paylaşıyor.

Bizim kedinin durumu, hep iyi şeyler çağrıştırıyor bana. Sorun bir canlının ayakta kalabilmesine mütevazı bir katkı sağlamaksa eğer, insan ya da hayvan ne fark eder ki… Söz gelimi tek başına yaşayanlar evinin bir adasını anlaşabileceği biriyle paylaşabilir, olanakları iyi olanlar gereksinimi olanlara kira ya da yemek yardımı yapabilirler.  Bu tür küçük bir dokunuşla bir kedinin yaşamı değişebiliyorsa eğer, bir insanın yaşamı da değişebilir. Ağaçlar, çiçekler de böyle büyümezler mi?

İnsan ve hayvan yaşamını sorun eden ve çözüm arayan kişi ve kuruluşlar var kuşkusuz. Hayvanların barınma koşulları bellidir. Sevgi, beslenme ve barınma… Ama İnsanlara, özellikle de gençlere yönelik yardımlar daha hassas konulardır. Gençlerle ilgili yardımların ideolojik hesaplardan uzak olması gerekir. Tıpkı diğer canlılara yaptığımız yardımlar gibi…

Demek ki kentlerin yalnızlaştırdığı insanlar ve hayvanların tutunacak bir dalları olması gerektiğine inanmamız gerekiyor. Hele de genç insanları… Kentlerde yaşayan herkesin bu konulara da zaman ayırması beklenir.

İşte bizim kedi, beni böyle düşünmeye yönlendiren güzel bir kedi… Adı Sarman…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.