Topraktan toprak, doğadan güçlü, güneşten sıcağız; kendine yararsız ele verimli tarla, dünyayı ısıtırken kendi donanlarız.

Biz ki bulamazken yavan ekmeği, tutkunuz, severiz ekmek yapmayı harman sıcağına taş çıkaran ocakların önünde.

Vurgunuyuz tarlaya tohum atmanın, sarıyı biçip yeşili çoğaltmanın.

Sevgi dikili ağaç ortasında yüreğimizin, suyu, göz pınarlarımızdaki yaş.

Kopup gelir içimizden ak köpüklü dalgalar, okşar, incinmez değdiği yer.

Kim demiş biz bilmeyiz sevmeyi?

Kömür çıkarıp ateş yakanız, tohum atıp orak biçeniz.

Sevmenin hasını biliriz ya, bir kez vurgun yemiş yüreğimiz…

Batar pamuk gibi ellere, batar nasırlı ellerimiz…

Nasırlı el, nazik ten; ne kadar da uzak değil mi birbirine?

Sırtımızda kırbaç yarasının izleri, dün forsaydık denizlerde; bugün fabrikada emekçi, tarlalarda ya ırgat ya da yarıcı…

Kim demiş biz bilmeyiz sevmeyi?

Kerpici bulamazken seramiği üreteniz, sevdiklerinize sunduğunuz gülleri diken de biziz ta ezelden beri, oysa koklayamadık bir tekini.

İnsan sevmek bize hastır, öldürmedik yaşattık...

Bizse öldürülüp sürüldük oradan oraya…

Bize saklı, kaya delip dağ devirmek, bize saklı gurbet, yaya kalmak yollarda…

Ağlamak, bize, anamıza, çocuklarımıza, dulluk karımıza has, çalışmak da…

Kadınlarımız mı?

Tarlada bahçede, evlerde fabrikada verimli topraktır, elleri üşüse de yürekleri sıcak mı sıcaktır… üreme selidir, doyum selidir, akarlar köylerden kentlere yatağını yırtarak…

Sabahın köründe başlarlar güne, kumru garipliğiyle uçup, yere serpilen pirinç örneği karışırlar suladıkları yaşama, sürer uğraşları ayrılmaksızın gece gündüz; yollar çamur, çıkmaz olsa da sokaklar, aşındırılır yarı kırık kaldırımlar…

Ekmektir aştır, tek öküze yoldaştır onlar, boy verdileri topraksa kıraç mı kıraçtır…

“Saçı uzun aklı kısa!” diye anılırlar, oysa omuzlarında devinir ağır çark, döner hızlı mı hızlı…

Bütün güçlüklere karşın, umuttur ılık nefesi kadınların…

Ne var ki boşlukta kalır o sıcaklık hep?

Hani masmavi gök, nerde kuşlar, beyaz güvercinlere ne oldu?

Taşısalar ya, bu sıcacık nefesleri dosttan dosta.

Ah bir hakim kılınsa barış!

Kol geziyor uçaklar, çarpışıyor füzeler; inim inim inliyor kara bulutlu gökler…

Uçmuyor uçurtmalar, hani nerde çocuklar? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.