Diyanetin en son yayınladığı video bayaği gündem oldu, eminim izlemişsinizdir. Yayınlanan kamu spotunda; bir kadın eşine çay ve kek getiriyor, eşi ise kadınla hiç görmüyor ve telefonuyla meşgul halde, videonun sonunda ‘telefonun değil eşinin yüzüne bak’ yazısıyla topluma telefon bağımlılığıyla ilgili mesaj veriliyor.
Video birçok kesim tarafından eleştirilere maruz kaldı. Diyanete yöneltilen eleştiri kadının eşine çay servis etmesi. Yani ataerkil kalıplarla kadın ve erkeğe rollerin biçilmesi.
Diyanet İşleri Başkanı da kendini şöyle savunmuş;  "Bir kamu spotu hazırladık. Bunu da hazmedemediler. Bununla ilgili meclise önerge bile verdiler. Bizim geleneğimizde eşler birbirine hizmet etmeyecek mi? Kadın kocasına bir çay getirmiş, bir kek getirmiş... Buna bile tahammül edemiyorlar. Getirmeyecekmiş efendim! Öyle şey olur mu? Bizim medeniyetimizde kadın görevini yapacak, erkek görevini yapacak. Aile bağları bu şekilde yok edilmeye çalışıyor. Bizim bu anlayışımızın dışında olan kesimler sürekli bir şeyler pompalamaya çalışıyor, kötülükleri artırmaya ve bağlarımızı zayıflatmaya çalışıyor. Bu yüzden çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkalım”. 
Açıklamanın şu kısmında “Bizim medeniyetimizde kadın görevini yapacak, erkek görevini yapacak. Aile bağları bu şekilde yok edilmeye çalışıyor” Diyanet kadın ve erkeğe biçtiği rolden vazgeçmeyeceklerini zaten belirtmiş. Sanırım eleştirilere verdiği cevap çok abartılı olmuş. Nitekim kadınların ev işlerinde ortak çaba beklentisi ve erkeğin eşine hizmet etmesi, ev işlerinde yardımcı olması aile bağlarını zayıflatmaz tam tersi güç verir diye düşünüyorum.
 Bu videoyu başka bir kurum yayınlasa bu kadar tepki almayacağından da eminim, bu konuda Diyanet İşleri Başkanının hakkı var. İnsanların geçinemediği ve yoksulluktan toplu intiharlara giriştiği günümüzde, bu tepkilerin sebebi; birçok insanın gereksiz gördüğü ve ne yaptıklarını merak ettiği devasa bir bütçeye sahip olan Diyanetin, açıklama yapması gereken birçok olay hakkında sessiz kalmayı tercih etmesiyle alakalıdır. Mesela Kur’an kurslarında, tarikat ve medreselerde çocukların, hatta yetişkinlerin karşılaştığı istismar, taciz gibi vakalara karşı olan sessizlik…
Diğer yandan bir gerçek daha var ki evet artık annemizin, babamızın, eşimizin, çocuklarımızın, arkadaşlarımızın yüzüne dahi bakmıyoruz. Çünkü; dostumuzla sohbet ederken sanal dünya da ki muhabbeti kaçırmaktan ödümüz kopuyor. Can kulağı ile dinlemek diye bir deyim vardır artik bunun yerini kulak ardı etmek aldı. Çünkü kimseyi can kulağı ile dinlemiyoruz. Katıldığımız sohbet ortamlarına dışarıdan kulak misafiri olur gibi birkaç kelime sonrasında oralı olmuyoruz artik. Kimse çocuklarına masal anlatmıyor artık ama herkes masal anlatması için tabletler alıp, telefonlar tutuşturuyor küçücük zihinlere, onları karanlığa çektiğini bile bile... Kafelerde buluşmalar herkesin selfie çekip sosyal medya hesaplarında paylaştıklar anlara kadar. Robotların esir aldığı kanlı canlı robotlar olarak devam ediyoruz hayatımıza ve bağımlısı olduğumuz teknolojiyi de paylamadan geçemiyoruz. Çünkü; kendimizi suçluluk duygusundan sıyırmamız gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.