Ahmet Akın – Yeminli Mali Müşavir

Ekonominin temel amaçlarının başında insanların mutluluğu ve refah seviyelerini arttırmak gelmektedir. Bir milletin doğrudan doğruya yaşamıyla, yükselişiyle ve geri kalmasıyla ilişkili ve ilgili olan milletin ekonomisidir. Saraylarda yaşayanların ekonomisi çok iyi olabilir. Ancak esas olan halkın satın alma gücüdür. Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin özgür, bağımsız, daima daha kuvvetli ve daima refah seviyesi yüksek Türkiye idealinin bel kemiğidir.

Türkiye’nin yaşadığı her sorunun altında tarım, sanayi, teknoloji, hukuk, vergi ve eğitim alanlarında yapılamamış reform gereksinimleri yatıyor. Sanayici dış girdi olmadan üretim yapamıyor. Kurlar artınca üretim pahalı hale geliyor ve iç piyasada satılmıyor. Tarım ise yıllarca önemsenmeyerek gözden çıkarılmış, ithalata dayalı tarım girdilerinin sürekli pahalanması üreticiyi topraktan soğutarak başka alanlara yönlendirmiştir. Uzun yıllar süren özelleştirme hamleleri ve yerli üretime vurulan darbeler sonucunda Türkiye üretemez duruma geldi.

Son günlerde sıkça sorulan bir soru var: “Merkez Bankası rezervleri nereye gitti?” diye. Bir yere gittiği yok. Çünkü olmayan bir şey yok olamaz. Düşük teknolojili ihracat ürünlerimiz para getirmiyor. Ayrıca önemli bir döviz geliri yaratan turizmden de mahrum kaldık. Bunun yanında, kısa vadede ödenmesi gereken 128 milyar dolar dış borç. Sürekli yükselen CDS (Kredi Teminat Takası yani Sigortalama). Artan borçlanma maliyetleri. Covid-19’un yarattığı ekonomik kırılmalar. Gerileyen ihracat gelirleri ve yok olan turizm dövizleri cari açık belasını döndürmekte güçlükler ortaya koyuyor.

2020’nin ilk çeyreğinde düşük seyreden ve varil başına 32 dolar seviyesine gerileyen Brent tipi petrol fiyatları ithalattaki düşüşte etkili olmasının yanında sıcak para olarak da tanımlanan yabancı portföy yatırımlarından tarihte görülmemiş hızda çıkış yaşanıyor. Yabancılar dört ayda 8.4 milyar doları bulan menkul kıymet varlıklarını satıp nakde çevirerek Türkiye piyasalarından çıktı.

Halkın son yıllarda yaşadığı işsizlik, fakirlik ve yoksulluğun nedeni AKP iktidarının 17 yıldır uyguladığı rant ekonomisi ve kaynakların yandaşlarla paylaşılması adaletsizliği. Gelir dağılımı çarpık bir hale gelen Türkiye, denetim mekanizmalarının da kaldırılması veya engellenmesi sonucunda Merkez Bankası, Varlık Fonu, kamu bankaları ve diğer kurumlarda neler olup bittiğinden bilgi sahibi olamıyor. Türkiye’nin üst üste yaşadığı felaketlerin tamamında iktidarın yanlış politikalarının bedeli vardır. Fakat bu bedeli iktidar değil, halk ödemektedir. Yanlışın faturası vatandaşa kesilmekte; vatandaş işsizliğe, yoksulluğa ve geleceksizliğe sürüklenmektedir.

 


Bir iş kötü gittiği zaman atılacak ilk adım hatanın nerede ve kim tarafından yapıldığının tespitidir. Şayet hatayı yapan yönetimse ve hatasını kabul etmiyorsa ikinci adımı atmaya gerek yoktur. Türkiye bu durumu yaşıyor. Onun için diyoruz ki;

“AKLINI KENDİN KULLANMA CESARETİNİ GÖSTER.”

Devlet büyüklerimizin yanlışlığı bütün halkı ilgilendirdiği için, küçüğü büyüğü olmaz. Devlet büyüklerinin davranışları bütün ülkenin geleceğini etkileyeceği için uyarılmaları gerekir. Unutmayalım ki, umutsuz vakalar yoktur, umutsuz insanlar vardır.

ahmetakinmersin@gmail.com

www.ahmetakin.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.