Toplumsal değerlerin, kalıpların hatta baskıların pençesinde tutsak edilmiş ruhlarımız,kaçmak,huzur bulmak,mutlu olmak içinçırpınsada nafile çabaların yorgun çırpınışlarına yenik düşüyor çoğu zaman.

İstemediğimiz,mecbur bırakıldığımız zorunlu hayatları yaşıyoruz bir çoğumuz.Öz benliğimizden çok uzakta,kendimize yabancılaşmamızın,kim olduğumuzu sürekli sorgulamamızın,huzursuzluğumuzun ve hatta sübjektif başarısızlığımızın nedeni de bu olsa gerek.Arada kaçışlarımız,sevgisiz yüreklerde son bulan keşif yolculuklarımız,pişmanlıklarla olgunlaşan tecrübelerimiz,gidip gelmelerimiz,kendimizle olan bitmeyen kavgalarımız,vicdan muhasebemiz,sorular,sorgular,acabalar,kaygılar,yanılgılar ve bu ikilemden yorulmuş birbirine küsmüş yürekler.Benliğimizi,öz saygımızı koruma adına kişilik çatışmalarına dönüşen algılarımız.

Huzursuz ruhun kibir,ego,kıskançlık ve alınganlıkla demir perde çektiği yüreğibir özgür kalabilse sımsıkı sarılacak diğer yüreğe Ahir zaman yolculuğuna kadar.Ama yok, pençesini en derine indirip, acıtarak, kanatarak ulaşamadığı yüreği uzaklara savurup kendinden soğutarak kavuşamamanın ıstırabını azaltmaya çalışırız.

Bitmeyen bir savaşın arenası şimdi sevdalı yüreklerin ortasında kaldığı.

Sahi neydi savaş; değerler çatışmasının er meydanında son bulamadan benliğe indirgenmesi miydi? Yeni düşmanlar yaratıp yanıltıcı zaferlerle bıçağı her defasında kendine saplamak mıydı?

Zaman, mekân ve aidatın ortadan kalktığını hayal ettiğinizde huzur bulduğunuz nefes kimse yuvanız orasıdır.

Tutsaklığınız,kaçışınız,arayışınız ve savaşınızın son bulduğu yer, ait hissettiğiniz yürektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.