Çocukluğumuzun en güzel anılarından birisi okulumuzda toplu olarak andımızı okumamızdı. Öyle büyük bir heyecanla, öyle bir ses tonuyla okuyorduk ki; adeta kulakları sağır edercesine bağırıyorduk.

Sonra 2013 yılında dediler ki, bu ne ya Türk'üm, doğruyum, çalışkanım ne demek. Bu ilkel uygulamayı kaldıralım. Çocukların sesi boğuluyor. Birde biz yüklenmeyelim yavrularımıza.

O zamanlar ucube bir barış süreci vardı. Ülkede güya barış rüzgarları esiyor, her tarafta Öcalan'ın konuşmaları okunuyordu.

Nevruzda hükümet, HDP yan yana mehri megri söylemek için İbrahim Tatlıses ve Şivan Perver'li konserler düzenlemişti.

Sulu gözlülerin ağladığı, terör örgütü PKK'nın şart üzerine şart sürdüğü bir süreç yaşadı bu ülke.

Tabi elçiye zeval olmaz kabilinden aracılar vasıtasıyla PKK terör lideri Abdullah Öcalan canisinin görüşlerine başvuruluyor, onun istekleri yönünde yol haritası belirleniyordu.

Buna karşı çıkanlar kandan beslenmekle suçlanıyor, terörden nemalanan kesim unutularak gerçek vatan sevenler töhmet altında bırakılıyordu.

İşte o dönemde cani Abdullah Öcalan birçok şartın yanında çok önemli iki şey istedi: Bunlardan biri Ne Mutlu Türküm Diyene vecizesinin kaldırılması, ikincisi andımızın yasaklanması.

Zaten uzun süredir hükümet kanadında da bu konuda hazırlık yapıldığı görülüyordu.

Bu talebi fırsat bilen hükümet önce TC devletin resmi kurumlarından kaldırdı, Ne Mutlu Türküm DİYENE yazılarını yok etti.

Bunun paralelinde andımızı ortadan kaldırarak hem içindeki düşünceleri hayata geçirdi, hem de güya barış sürecinin başarılı olması için bunun şart olduğunu ileri sürdü.

O gün bu gündür bu konular tartışıldı. Barış süreci bitti, PKK şehirlerin altını bombayla döşedi, birçok vatan evladı bu döşenen bombaları temizlerken şehit oldu.

Danıştay 8. Dairesi andımızın kaldırılması kararını bozarak okullarımız da tekrar okunmasına karar verdi.

2013 yılından beri görülen hukuk mücadelesi neticede zaferle sonuçlanmış ve okullarımızda andımız tekrar gür bir sesle okunacak olması tatlı bir heyecan yaratmıştı.

Oda ne? Danıştay kararının ardından eski Adalet bakanı ve AKP Yozgat milletvekili bu kararın yanlış olduğunu, Danıştay’ın kendini yürütmenin yerine koyamayacağını belirtti.

Yine AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş aynı meyanda bir açıklama yaptı.

İşin en ilginç açıklaması ise Eğitim Sen Genel Başkanı’nın açıklamasıydı. Daha önce Fetullah Gülen'i öven açıklamalarıyla şaibeli bu kişi şimdi tekrar eski hastalığı nükseden Ali Yalçın'dan başkası değildi.

Burada en büyük tepkiye milli duruşu hep önde olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptı.

Özellikle Bekir Bozdağ için kullandığı açıklamalar gündeme bomba gibi düştü.

Bunun Cumhur ittifakına zarar vereceğini düşünenler bile olsa da her zaman milli hassasiyetleri ön planda tutan Bahçeli'ye Bekir Bozdağ yine bir cevap verdi.

Zannedersem bu karar uygulanana kadar tartışmalar devam edecek.

Peki bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ne diyor? Onlarda yaptıkları kısa değerlendirmede henüz hukuki sürecin devam ettiğini açıkladılar.

Danıştay’ın verdiği karar en geç bir ay içinde uygulanması gerekir. Olayın karşı tarafından yani HDP tarafından bir karşı duruş gözükmedi.

Şimdi seçim sürecinde herkes can derdine düştü galiba.

Kayyumların elinden belediyelerini kurtarmak için uğraşıyorlar.

Andımızı falan düşünecek mecalleri kalmadı. Yorgan pahalı nede olsa.

Temennimiz Danıştay’ın vermiş olduğu karar derhal uygulanır ve o güzel andımız tekrar okullarda uygulanır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.