Geçtiğimiz hafta TOFED heyeti olarak Ankara’daydık ve birtakım görüşmeler gerçekleştirdik. Bu görüşmelerin ilkini Ankara esnafının sorunlarına daha hızlı çözümler üretmek ve kooperatifle dernek arasındaki ilişkileri düzenlemek için Ankara Kooperatifiyle gerçekleştirdik. Zaten kooperatif, Ankara derneğinin girişimleriyle kurulmuş bir kooperatifti. Bildiğiniz gibi dernek bir STK’dır, kooperatif ise ticari kuruluştur. Türkiye’nin kaderinde hep bu var, STK’lar geride kalır ve kooperatifler ön plana çıkar. Bunun en büyük örneğini Ege Bölgesi’nde gördük. EBOD, İzmir Otogarı’nın Yap-İşlet-Devret sözleşmesini imzaladı ve bu görev için kendi içinde İZOTAŞ adında bir ticari işletme oluşturdu ama gelin görün ki bugün EBOD, İZOTAŞ’a kira ödüyor. Ankara’da da kooperatif mali işlerle uğraşıyor, güzel ve ciddi çalışmaları var, başında da sektörün içinden gelen Çavuş Çiçek var. Dernek Başkanı ise Mustafa Özbakır, birkaç yıl önce de derneğin başında başkası vardı, Mustafa kardeşimiz ise kooperatifin başındaydı, yani aslında her iki tarafta da bizim sektörümüze emek vermiş saygıdeğer insanlar var. Biz TOFED heyeti olarak Ankara’ya gittik ve iki tarafı uzlaştırarak derneğin bir takım zorunlu giderlerini kooperatifin karşılaması konusunda anlaşmaya vardık. Bu sektör içi dayanışmanın en güzel örneğidir.
Çalıştay Önerisi
Bir diğer görüşmemiz de  Karayolu Düzenleme Genel Müdürü Mahmut Gürses ile oldu. Kendisini ziyaret ettik, yeni görevinden dolayı tebriklerimizi ilettik ve sektörümüz için hayati önem arz eden birkaç konuyu aktardık. Bu konuların başında TOFED yönetiminin yıllardır mücadele verdiği sektör içi eğitim konusu yer alıyor. Biz, sektörümüzde hizmet veren host, hostes ve banko personellerinin belirli eğitimlerden geçirilerek ve belirli sınavlara tabi tutularak seçilmesini istiyoruz. Artık sektörümüzde eğitimli ve sertifika sahibi insanların çalışması gerekiyor. Çünkü bizi yolcumuza karşı temsil eden en önemli personellerimiz bunlardır. Hostlarımız yolcuya karşı herhangi bir yanlış yaptığı zaman biz rezil oluyoruz, herkes bize yükleniyor. Hosteslerimiz de hiçbir eğitime tabii tutulmuyor, seçim yapılmıyor ve yetkinliği olmayan insanlar bu işi yapıyor. Cama “Hostes aranıyor” diye bir yazı yazılır ve kapıdan girip işe başvururlar biter. Biz bu düzeni değiştirmek istiyoruz ve servis elemanlarımıza, tıpkı SRC belgesi gibi, bir SRV belgesi zorunluluğu getirilsin diyoruz. Bunun dışında banko çalışanlarımıza da ODY belgesi zorunluluğu getirelim. Sektörde kaos yaratmamak adına da şu an mevcut banko personelleri geçmişe dönük bir yıl çalıştıklarını belgelerlerse ODY belgesini alsınlar, yeni gelenler de bu belge için 120 saatlik bir eğitime tabii tutulsun diyoruz. Sayın Mahmut Gürses bu konuya çok sıcak baktı ancak Ulaştırma Bakanlığı’nın henüz bu altyapıya sahip olmadığını belirtti. Biz de, “Aralık ayı içerisinde bir çalıştay yapalım ve bu konuları orada görüşelim” dedik. Kendisi de bu önerimizi makul karşıladı ve çalıştay hazırlıklarına başladık.
Bu çalıştayda tartışılacak bir diğer konu da karayolu taşıma fiyatlarındaki taban fiyat sorunu olacak. Firmalar birçok promosyon yapıyor ve taban fiyatları daha da aşağıya düşürüyor. Şimdi promosyon yasasına göre bu tarz promosyonlar 40 kişilik bir arabada 4 koltukta yapılabilir. Ama firmalar bu kurala uymuyor. Geçen gün iki firmanın toplantısına katıldım, firmalardan birisinde 41 yolcudan 37’sine özürlü bileti kesilmişti. Bu biletlerle fiyatlar taban fiyatın aşağısına çekiliyor. Eskiden bakanlık araçlara tek tek girip biletlere bakamıyordu, ama artık U-ETDS var. Toplantıda Sayın Gürses de sistemi açıp bize hangi firmanın hangi aracının kaç yolcuyla hareket ettiğini gösterdi. Hatta 3 büyük firmanın da Antalya’dan İzmir’e giden yolcularını karşılaştırdık her birinde 11-12 yolcu vardı. Sayın Gürses, “Gelin bu üç otobüsün sefer saatlerini düzenleyecek bir önerge hazırlayalım da bu israfın önüne geçelim” dedi. 
Çalıştayın bana göre en önemli konusu ise geçen haftaki köşe yazımda da bahsettiğim “Terminal giriş-çıkış ücretlerinin düzenlenmesi” konusudur. Geçen hafta belirtmiştim bir yerde hem tek hem de fiyat yetkilisi olmak tekelciliği doğurur. Her ilde tek otogar var ve o otogarın kullanılması zorunlu, bir de üstüne üstlük o otogarın kullanım ücreti de otogar yönetiminin insafında. Bu durum Serbest Piyasa Yasası’na aykırıdır bu nedenle tek ve zorunlu kullanım olan yerlerin fiyatlarına devlet el atmak zorundadır. Bazı otogarlarda uzun mesafe ile kısa mesafe yolculuk yapan araçlar ve transit kullananlarla ilk kalkış yapan araçlar aynı ücreti ödüyorlar. Bu hangi vicdana sığar? Aralık ayında gerçekleştireceğimiz çalıştay ile bu sorunların hepsine birer çözüm bulacağımıza inanıyorum.
Kanun demek hukuk demek değildir
Söz etmek istediğim bir diğer önemli konu ise otogardaki hak sahiplerinin mağduriyetidir.  Tahsis Belgesi meselesinde TOFED, TOF, TOBB Sektör Meclisi ve diğer STK’lar bu otogarı yapan 168 hak sahibini ve bu otogarın iştirakçisini haklı görüyor. Tahsis belgesi demek “25 yıllık kirayı ödedim” demektir,  oysa otogarın yapılma sürecinde hak sahibi insanlar ödemesi gereken paranın 6 mislisini ödediler “Hak sahibi” söylemi de oradan geliyor. Belediye, Ak Parti döneminde seçime iki gün kala, otogarın yönetimini ikiye böldü ve otopark işletmesi ile otogar işletmesini birbirinden ayırdı. Eğer otogar belediye tarafından işletilecekse, yazıhane işletmecileri “ecrimisil” oluyor, ecrimisil “Geçici, Fuzuli İşgal” demektir. Bizim statümüz bu tanıma uygunsa da hukuken biz bu tanıma uygun değiliz. Çünkü biz işgalci değiliz işletme sürecimiz doldu ve belediyeye törenle teslim ettik burayı.
 Dikkatinizi çekerim hukuk ile kanun aynı şey değildir, kanun yazılıdır, vardır ama onun uygulanması her zaman hukuki değildir. Mesela bir Belediye Başkanının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması kanuna uygundur, ama hukuki değildir. Aynı şekilde burada bu otogara yatırım yapan 168 yazıhane sahibi varken belediyenin gelip de, “Ben bundan sonra içerisinde oturan kiracıyı muhatap alırım demesi” hukuki değildir. Bu söylem otogara karşı birçok davanın malzemesi olur. Mademki bu otogar geçicidir ve 3 yıl içerisinde taşınacak neden bu 168 ortağı mağdur ediyorsunuz? Biz işgal etmedik ki bir protokol gereği bu otogarı yaptık, kurumlarımız burayı yıllarca işletti, şimdi de törenlerle size devrettik. Ama siz şimdi bizi burada işletmeci bile yapmıyorsunuz, bu hukuksuzluktur. Belediyenin iç yönetmeliklerine uygun olabilir, o yönetmelikler kanundur ama hukuk değildir. Biz bu konuyla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz ve önümüzdeki hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşeceğiz ve “Yazıhanelerde, makul bir kira ile, biz kiracı olmak istiyoruz” diyeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.