Birbirimizi anlamak... Her işin başlangıcıdır bu.

Baştan beri insanı insan yapan şeyin ne olduğunu sorsalar, ‘anlamak’ diye yanıtlamaktan kuşku duymam. Çünkü insan denilen varlık; oluşundan beri, doğal çevresini olduğu kadar bizzat kendisini de anlamaya çalışmaktadır.

Hiç de kolay olmamıştır bu anlama serüveni. Kendisinin de içinde yer aldığı doğayı anlama süreci çok acılı olmuştur. Soğuktan, sıcaktan, yabanıl hayvanlardan ve kendine yabancı olan hemcinslerinden korunma çabası binyıllar sürmüş, derken 21. yüzyıla merhaba demişiz.

21. yüzyıl... Yani uygarlığın zirve yaptığı bir yüzyıl... Öyle mi?

Bu soruya hadi canım sen de deyip gülesi geliyor insanın.

İnsanların inançlarına, mezheplerine, etnik kimliklerine, varsıl ya da yoksul oluşuna göre ayrıştırılıp birbirine düşürüldüğü bir dünyada uygarlıktan söz etmek, uygarlıktan ne anladığımıza göre değişiyor. Kimilerine göre teknoloji üretiyorsanız ve başka bir ulusun olanaklarıyla karşılaştırıldığında daha çok insan öldürüyorsanız uygar sayılıyorsunuz.

Kendini uygar olarak tanımlayan emperyalist ülkelerin, çıkarları gereği ötekileri anlamak istemediği biliniyor. Bu durumda birbiriyle yakınlık kuramayan; birbirini anlamak istemeyen ‘ötekiler’in sıkıntısı nedir diye sormak gerekiyor.

Bunun nedeni farklı inançlar, mezhepler, etnik kimlikler...

Yakın komşularımız Irak ve Suriye’de bunlar yaşandı. Her gruptan kadın, erkek, çocuk binlerce insan bu nedenlerle öldürüldü. Bu kirli savaş, biraz yavaşlamış olsa da henüz bitmemiş görünüyor. ABD, birbiriyle savaştıracak yeni gruplar, yeni çeteler yaratma gayreti içinde.

Burada yine ‘anlamak’ devreye giriyor. Bütün Suriyeli gruplara, “Hangi gruptan, inançtan, mezhepten olursanız olun; yan yana, karşı karşıya oturup birbirinizi anlamaya çalışın! Ölen siz, öldüren sizden!” demekten başka bir öneri gelmiyor insanın aklına.

‘İnsanım’ diyenlerin, oturup birbirini dinleyip anlaması önerisi bizim ülkemizi de ilgilendiriyor. Yurttaşlarımızın bu konuda çok duyarlı olduğunu söylenebilir. Çeşitli kışkırtmalara karşısında, sağduyulu davranmaktan ödün vermiyorlar.

Böylesine erdemli yurttaşların, birbirini dinleyip anlama becerisi gösterebilen ve ülkemize yaraşır politikalar üretebilen insanları desteklemesi beklenir.

Karşımızdakini farklı düşüncelere sahip olsa da anlamaya çalışmak, insan oluşumuzla ilgili bir zorunluluktur.  Hiçbir dostluk, hiçbir aile, hiçbir toplum anlamamak üzerine kurulmaz.

 Anlama becerisi olmayan toplumlarda, uzlaşma olanağı kalmaz. Dolayısıyla böyle toplumlar, kısa zamanda emperyalistlerin tuzağına düşmekten kurtulamazlar.

Sonuçta herkes, hepimiz, dünyamızı anlamak ve anlaşmak üzerine kurmalıyız. Anlamamak ve anlaşamamak hiçbir zaman çıkar yol değildir. 

Konuştuğumuz dil; anlamanın ve analaşabilmenin dilidir, ayrışmanın değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.