Değer yargılarının hızla aşındırıldığı, insan ilişkilerinin tamamen çıkar temeline oturtulduğu şu günlerde kendimi başka bir dünyadaymışım gibi hissediyorum. Zihin denizim dalgalı ve bulanık; düşüncelerim küçük kayık, kimi su alırken, kimi batıyor. Yaşam-ölüm, umut ve umutsuzluk gelgitinde salınıp duruyorum.

Kişi, ne kadar iyi niyetli ve sevecen olursa olsun, yaşamla ölümü ayıran bıçak sırtı çizginin üzerinde yürüdüğünü anımsadığı an, karamsarlığın kuyusuna düşmekten kurtaramaz kendini. Bütün güzellikler çekiciliğini yitirir, renkler farksızlaşır…

Düşünün ki, umut yüklü duygularla başladığınız bir günde tarafı olmadığınızı düşündüğünüz kör dövüşünün ortasında kalıp kurbana dönüşüyorsunuz.

Aslında tarafsınız; egemen güçlerin yarattığı belirleyicisi olamadığınız kamplaşma, haberiniz olmadan sizi de taraf yapmıştır.

Güzellikler, usta yazarların kaleminden çıkan betimlemelerde, bir de düşlerimizde kaldı günümüz dünyasında.

İşte gerçekler:  

Ak, kara; kâğıt üzerinde zararsız insanlara. Ne var ki, günümüz dünyasında birilerinin aldığı kararlar kilometrelerce uzaktaki milyonlarca insanın bahtını karartırken, seçkin azınlıkları rüyalar âleminde yaşatabiliyor.

Bu nasıl bir dünya, bu çelişki ne derindir?

Yağmurun altında yanan toprağı, demir parmaklıkların ardında titreyen yürekleri, aydınlık görmeyen karanlık köşeleri, açık denizlerde yanan bedenleri, ekmek deryasında aç ölen insanları, alın teriyle sertleşen çeliği, yumruk kadar beyinin içindeki koskoca dünyayı, kıl yumağı düşünceleri; düşüncenin ürünü çirkinlikleri düşündüğünüz oluyor mu hiç?

Toprağa, madene şekil verip yerküreyi devindiren can; bunca savaş, bunca ölüm niye?

Sizi bilmem, ama ben gündüzlerin karanlığındaki günlere küsüm; bu sözde aydınlık günlerde nelerimiz yitmedi ki?

Tepedeki yakıcı güneşin yaydığı aldatıcı ışıltıya bakmayın siz; açlıktan ağlıyor, terlese de üşüyor çocuklar, ekmek ipoteğinde karanlığın.

Aydınlık günlerse düşlerimizdedir.

Bunun içindir ki, yumuk elli çocukların avuçlarından doğacak güneşi özler, umutlarımı onların hesapsızlığına olan inancımla beslerim.

Biz büyükler mi?

Eserlerimiz meydanda; işte içinde çırpındığımız kan gölüne dönüştürdüğümüz Dünya…

Sözde büyüklerin masallarla uyuttuğu ülkem çocuklarının burunları sümüklü, yüzleri kirlidir; benimse yollarda gözüm, gelecek sabahları bekliyorum; yıkayacağız Anadolu’nun serin sularında çapak çapak gözlerini çocukların…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.