Hikâye Antik Yunanda Zeus un Krallığında başlar;
İnsanlara ateşi verdiği için Prometheus cezalandırılmıştı. Tanrıların Tanrısı Zeus insanların ateş sayesinde edindiği güçten tedirgin olmuştu. Yeni bir plan yaptı. Emir verdi. Bir kadın yarattılar. Adı Pandoraydı. Pandora baştan çıkarıcı, ayartıcı ve kurnazdı. Çok güzel olan pandora harika giysilerle, değerli takılarla donatılmıştı. Andora Armağan demekti zaten. Bu her türlü müzik aletini çalan, bin bir beceriye sahip kadın hiç bir erkeğin karşı koyamayacağı güzellikte yaratılmıştı. Son derece tehlikeli ve fettandı. Zeus yaratılan kadını beğendi. Kendisi de ona bir armağan verdi. Ona bir kutu verdi ama açamamasını söyledi. Zeus un tuzağıydı bu. Andora insandı. Zeus insanların ne kadar meraklı varlıklar olduklarını çok iyi biliyordu. Prometheus tuzağı fark etti ve Pandorayı uyardı. Ne ki, Prometheus un kardeşi Epimetheus âşık olmuştu Pandora ya evleneceklerdi. Düğün dernek kuruldu. Herkes Pandoranın elindeki kutuyu merak ediyordu. Pandora elindeki kutuyu araladı ve olanlar oldu. Bin türlü bela fırladı kutudan. Çeşit çesit kötülükler, savaşlar, cinayetler, kıskançlıklar, hasetler… O gün bugündür insanoğlu bu kötülüklerle uğraşır. Pandoranın kutusu açılmıştı bir kere.
Her kötülüğün müsebbibi olarak kadını göstermek Havva’dan beri erkekler tarafından yaratılmış söylenceden öte gitmez, Kimi zaman Âdemin Cennette kendine yer edinememesinin bahanesi olur, kimi zaman Zeus un insanoğlunun kendisine başkaldırısına uzun süre direnemeyeceğini öngörmesinin. Erkek bilinçaltının kör karanlık mahzenlerinde Kadın böylemi sembolize edilmiştir ki her dönemde olan ama cahiliye dönemlerinde artan travmatik Toplumsal şiddet, öfke ve nefretin hâkim olduğu zamanlarda kadına olan şiddette artma görülmüştür.
Oysa Anadolu Şaman geleneğinde Kadın temel varsıldır. Ya da Kibele de vücut bulan Bolluk ve Bereket Tanrısıdır. Ne oldu da Anadolu insanı kendisini temelinden, örfünden, ananesinden, kutsal bildiğinden uzaklaştı da kadını düşman belledi. Gün dönmüyor ki kadın cinayeti ile uyanmayalım.
Ölenin üst kimliği alt kimliği yok tek adı var Kadın; kimi zaman hiç okul yüzü görmemiş kimi zaman okumuş doktor olmuş, kimi zaman basmalı fistanından başka mintanı yok, kimi zaman samur kürklü, pırlanta yüzüklü, kimi zaman daha on yedisine varmamış, kimi zaman yetmişlik nine. Kimi zaman Özgecan gibi daha ana kuzusu sabah sütünü içip okuluna giden, kimi zaman kendi yavrularına doyamadan koklamadan gün yüzlerini göremeden kara topraklara dar edilen.
Sevgili Meslektaşımız, Değerli Hekim Arkadaşımız Kadın cinayetlerinin son kurbanı. Anasının Kızım nereye gidiyorsun ben seni çiçek satarak ne zorluklarla büyüttüm, sonun böyle mi olacaktı daha yaşanacak ne güzel günlerin vardı diyerek bir anaya biçilen en zor görev, evladını yolcu etmek düştü. Oysa Aynur bu dünyaya yeni canlar getirmesi için analara yar oluyordu, acılarına, dertlerine, çaresizliklerine derman, evlatlarına ilk ses, ilk bakış, ilk kucak oluyordu.
Evlatlarının güzel günlerini göremedi. Biri kendi gibi Doktor, biri Hukukçu olacaktı. Evlendirecekti, torunları olacaktı, kim bilir kaç defa hayal etti kızları, damatları, torunları kocaman güzel ailesi ile bayram sofralarında şen kahkahalarla yenilip içildiğini. Olmadı, yarım kaldı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.