Başlığa bakanlar “Şimdi bu da nereden çıktı!” diyebilir. Hemen açıklık getireyim, konu benimle ilgili değil. Yazımız, sevdiği erkekle evlenmek isteyen genç kızların babalarıyla kurdukları gerilimli iletişimi konu alıyor. Öyleyse gelin bu konuyu açmak için, toplumumuzda sürekli rastlayabileceğimiz klasik bir baba-kız hikâyesine hep beraber göz atalım.
Hikâyemiz babanın kız çocuğunu, daha doğrusu prensesini kucağına almasıyla başlar. Baba henüz o dakika, kızını tüm kötülüklerden korumaya ant içer adeta. Nedense kız çocuğunun savunmasız olduğuna, kendini koruyamayacağına, dolayısıyla da kendi kararlarını kendi alamayacağına inanır. Bu tek taraflı koruyucu tavır kızının babasına güven duymasını sağlar belki, fakat babanın kızına hep kuşkuyla yaklaşmasına yol açar.
Zaman ilerler, genç kızımız üniversiteye başlar. Hikâye bu ya üniversitede bir erkeğe âşık olur. Yüreğinden tüm dünyaya ılık ılık bir şeyler akar. Sonunda bir adım atılır, birbirleriyle konuşmaya cesaret ederler. “Birbirimizi daha yakından tanıyalım.” derler. Güzel kız ve yakışıklı çocuk birlikte vakit geçirir, beraber eğlenip beraber üzülürler. Sevgili olurlar yani. Kızımız için ilk zorlu süreç burada başlar. Kızımız hem bir ilişkiyi yönetmek hem de bunu babasından gizlemek zorundadır. Çünkü babası, kızının doğru bir karar verebileceğine inanmaz, kızına güvenmez yani.
Türlü yalanlarla babadan gizlenen bu sevgililik aşamasının ardından her şey yolunda giderse kızımız ve oğlumuz evlenme kararı alır. Genç kız için ikinci önemli sorun, bu aşamada ortaya çıkar. Kızımız, evlenme kararını ailesine nasıl açıklayacaktır? Pardon düzelteyim, bu bir karar olamaz, çünkü kararı baba verecektir!  Kızımız muhtemelen evlenme “hayalini” önce annesine açacak, annesi de bunu utana sıkıla eşine söyleyecektir. Yani çoğu kız çocuğunun asla söyleyemeyeceği bir cümledir “Baba ben evlenmek istiyorum.” cümlesi. Bir kızın babasına böyle güzel bir haberi vermekten çekinmesi ne acı, değil mi?
Bu haberi alan baba, elbette zil takıp oynamayacaktır. Önce kederlenecek, ardından iki kadeh devirecektir belki. El bebek gül bebek büyüttüğü prensesini başka bir erkek çalacaktır, nasıl üzülmesin? Ama öyle kolay lokma yoktur. Önce istihbarat çalışmalarına başlar baba. Bakalım bu çocuk nasıl biridir, hırlı mıdır, hırsız mıdır? Bu çocuğun mezhebi nedir, etnik kökeni, siyasi görüşü nedir? Kızına iyi bakabilecek kadar maaşı var mıdır? Çocuktan sonra müstakbel dünürlere gelir sıra. Bakalım çocuğun ailesi kendilerine yakışacak mıdır? Öyle ya, zaman kötüdür. Kızlarının ise yaşı, mezuniyeti, işi ne olursa olsun, kendi kararını verebilecek, kendini koruyabilecek olgunlukta asla değildir. 
Bu süreç evleninceye kadar böyle sürüp gider. Baba koruma refleksiyle her şeye burnunu sokar. Kızımız da babasıyla müstakbel eşinin arasında ezilip kalır. Şanslı olanlar evlenir, şanssız olanlara ayrılmak düşer.
Koruyucu baba, kızıyla arasına mesafe koymuştur. Kızına, onun duygularına, aklına bir türlü güvenmemiştir. Korumaktan, onun yerine düşünüp karar vermekten kızını hiç tanıyamamıştır ki… Kızı da babasının ördüğü bu koruyucu hapishanenin içinde çırpınıp durmuştur yıllar boyu. 
Özetlemek gerekirse bir babanın kızını sevmesi, onu korumaya çalışması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak aşırı koruyuculuk baskıyı, baskı da güvensizliği doğuruyor. Sonuçta koruyucu babalar, ayakları üstünde duramayan, kendi aklını kullanmaya cesaret edemeyen kız çocukları yetiştiriyor.
Kızını çok seven, onları hep korumaya çalışan babalar, yoksa siz kızınızı iyi yetiştiremediğinizi mi düşünüyorsunuz? Yoksa kızınızın birey olamayacağına, onun aklını kullanamayacağına mı inanıyorsunuz? Yoksa siz kızınızın silik, güvenilmeyen bir karakter olmasını, sürekli bir erkeğin insafında mı yaşamasını istiyorsunuz?
Ey koruyucu babalar, yoksa siz kızınızı sevmiyor musunuz?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.