Daha önceki bazı yazılarımda ülkemizde güya “misafir” olarak bulunan Suriyeliler ve Türkiye’nin izlediği Suriye politikası üzerinde sohbet etmiştik. Yaşanan yeni gelişmeler ışığında bugün tekrar Suriye’yi konuşacağız. 


Sevgili ülkemiz vaktiyle “stratejik derinlik” denilen saçmalıkla Suriye bataklığına sürüklendi. 
Stratejik derinlik safsatasının stratejik çukur olduğu ve çevremizde tek bir dost ülke bırakmadığı görüldü. 


Geldiğimiz noktada uygulanan çok hatalı Suriye politikalarının bizi sürüklediği yer herkesin malûmu. Ülkemizin mevcut yönetimi tarafından yıllardır uygulanan politikalar bu çok önemli sorunu çözemedi. Hatta daha da ağırlaştırdı.
Bu sebeple ortaya çıkan tartışmasız gerçek şudur: Suriye sınırımızda oluşturulan terör devletçiğine karşı kesin sonuç almak için meşru Suriye yönetimiyle yani Esad’la masaya oturmak şarttır!


Fakat bugün bunları konuşmayacağız. Geçtiğimiz Çarşamba günü itibarıyla kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, şanlı-şerefli Türk Ordusu geniş kapsamlı bir harekâta başlamış bulunmaktadır. 
Bu millî bir konudur ve her türlü siyasi mülahazanın üstündedir. 
Bugün bütün Türk milletinin tek yumruk olarak birlik içinde tavır alması gereken bir gündür.


Fakat yazıya başlamadan bazı saptamaları da yapmamız gerekmektedir: Bu harekât PKK/YPG’ye karşı yapılacaktır. Ayrıca bir de IŞİD meselesi vardır ki onu da aşağıda inceleyeceğiz. 
Her askeri harekâtın siyasi bir hedefi vardır. Giriştiğimiz bu harekâtın siyasi hedefi nedir? Bu konu hükümet tarafından kamuoyuna açıklanmalıdır. Hedef bu terör örgütlerini tamamen imha etmek olmalıdır. Aksi hâlde sorun çözülmez, sadece ertelenmiş olur.


Amerika Birleşik Devletleri (ABD), zaman zaman bazı devletleri tasnif ederek “terörist devlet” olarak sınıflandırmaktadır. Bu devletlerin terörist olup olmadıkları tartışılabilir ama kanaatimce ABD’nin “haydut devlet” olduğu tartışılamaz.


Dünyanın neresinde bir kaos, neresinde başlatılan ya da devam eden bir savaş varsa, neresinde kan dökülüyorsa orada bu devletin (!) parmağı vardır. 
Konu ve gerekçe daima tektir ABD için: Menfaat. Bu menfaatin temeli de iktisadidir. Yani para ve güçtür.


Evet, ABD’nin bölgemizdeki hedefleri konusunda siz değerli okurlarla daha önce sohbet etmiştik. Kısa bir özet yapmama müsaade ediniz:
ABD, 1991 ve 2003 yıllarındaki Irak müdahalesiyle düğmeye bastı. Basılan düğme; Irak, Suriye, İran ve Türkiye’den koparılacak topraklarla “Büyük Kürdistan” kurulması projesiydi. Yani “Büyük İsrail”.
(Lütfen Büyük Ortadoğu Projesi-BOP’u hatırlayınız.)

Bu planın ilk aşamasında başarıya ulaştılar. İkinci aşama olan Suriye’deki durum ortada. Suriye’nin ve bundan sonraki aşamaların kaderi de şu anda Türkiye’nin elinde. Ya Suriye’de atılacak adımlar ve izlenecek doğru politikalarla bu sefil emperyalist proje tarihin çöp sepetine atılacaktır ya da başarıya ulaşacaktır.


ABD’nin bu “Büyük İsrail” sevdasının elbette ki pek çok yönü var. Kendi ülkelerindeki ve dünyadaki çok etkili Yahudi sermayesi ve lobisi, kendi iktisadi ve siyasi menfaatleri en önemlileri olarak sayılabilir.


Fakat bu konunun bir başka yönü daha var: Hristiyan bağnazlığı! 
Hatırlayınız, dönemin ABD başkanı George W. Bush, kendi tezgâhladıkları 11 Eylül saldırısından sonra yaptığı açıklamada bunun bir “Haçlı Savaşı” olduğunu söylemişti. Bu katiyen tesadüfen ya da gaf olarak sarfedilen bir söz değildi.


Lütfen Evanjelizmi ve Evanjelistleri bir kez daha okuyunuz. ABD’de egemen olan bu Hristiyanlık inancının kendi kaderlerini Yahudi’lerle nasıl eş tuttuklarını, kendilerini Yahudi’lere nasıl bağladıklarını göreceksiniz. 


Yani Orta Doğu bölgesindeki ABD’nin tüm kirli eylemleri aslında bir tarafıyla Hristiyanlık dininin bağnazlığıyla da ilgili.
(Kendimi ifade etmeme gerek yok ama tekrar etmekte fayda var: Elbette ki hiçbir dini inanca karşı değilim. Dileyen dilediği dine inanır. İnanç kişinin kendi vicdanını ilgilendiren bir konudur. Benim şiddetle karşı olduğum, hangi din olursa olsun dinin siyasete karıştırılmasıdır. Ve tabii ki nereden gelirse gelsin, dinsel bağnazlık!)


ABD, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG’ye onbinlerce tır silah göndererek teçhiz etmiştir. Şu anda o bölgede mevcudu 100 bini bulan bir terörist ordusu vardır. Bunu ABD bile-isteye başımıza bela etmiştir.
Sınırımızda göz göre göre bir terör devletçiği kurulmak istenmektedir, kurulmaktadır!


Şimdilerde Fırat’ın doğusundan çekileceklerini söylüyorlar ama biz YPG teröristleriyle uğraşırken besleyip büyüttükleri IŞİD’le de bizi baş başa bırakıyorlar. Bir de IŞİD’i bizim hâlletmemiz (!) konusunda şart koşuyorlar!


Suriye’de IŞİD’in 20 bin militandan oluşan terörist bir yapılanması vardır. Bunlar aileleri, çoluk-çocuklarıyla birlikte kamplarda yaşamaktadırlar. İşin içine ailelerini de kattığınızda sayı 90 bini buluyor.


İşte ABD, bu teröristleri ve bu nüfusu başından atarak Türkiye’nin kucağına bırakmıştır!
Bu teröristleri Türkiye’nin başına sarmak ABD açısından siyasi bir başarı, Türkiye için ise verilen ciddi bir tavizdir.
Umulur ki bu tavizin karşılığında siyasi hedeflerimize ulaşacak kazançlar elde edilebilmiş ve karşı tavizler alınabilmiş olsun.


Ve yine umulur ki ülkemizi yönetenler  kalleş, güvenilmez, aleyhimize her türlü faaliyetin içinde olan ABD karşısında millî menfaatlerimiz konusunda dik durmuşlardır!


Hanımefendiler, Beyefendiler; konuyu net olarak ortaya koyalım. Terörün, teröristin şucusu-bucusu olmaz! 
Terör her nereden gelirse gelsin vahşi, alçak, korkak, sinsi bir insanlık suçudur. Terörle varılacak hedef olamaz!
Eğer bir devlet, gerçek manada devletse onu asla terörle dize getiremezsiniz; bileğini bükemezsiniz.


Terör grupları ya da teröristler çeşitli açılardan tasnif edilebilir ama işin özünü kaçırmamak lazımdır: Esas olarak, terörün ve teröristin tasnifi olmaz. Hepsi aynıdır.


İşte, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, şanlı-şerefli Türk Ordusu vatanımızın bütünlüğünün muhafazası için ülkemizi tehdit eden bu terörist unsurları imha etmek hedefiyle bu harekâtı başlatmıştır.
Kahraman evlâtlarımız aziz vatanımızın ve sevgili ülkemizin yüksek menfaatlerini ve meşru haklarını korumak için canlarını ortaya koymaktadırlar.
Şanlı ordumuz, ABD’nin utanmadan-arlanmadan müttefik olarak seçtiği teröristlerle mücadele edecektir.


Tüm millet olarak başarılı olacaklarından en ufak bir şüphemiz yoktur. Vatan şimdiden onlara minnettardır.


Allah’tan kahraman ordumuzu muzaffer ve muvaffak kılmasını diliyorum. Kahraman evlâtlarımızın en ufak bir zarar görmeden yurda dönmelerini bütün kalbimle diliyorum. 


Ne mutlu Türk’üm diyene.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.