Ülkemizde iki türlü medya var: Yandaş medya.     Özgür medya.
Yandaş medya, iktidara yakın, siyasi iktidarın her yaptığına doğru diyen, asla yanlışlarını dahi eleştiremeyen veya eleştirmeyen, iktidarın olanaklarından nemalanan medyadır. Burada Ulusal Kurtuluş Savaşın karşıtı gazetecisi Ali Kemal gibileri çoktur. Bu tür gazeteciler iktidar istedi diye Güneşi batıdan dahi doğdururlar, yeter ki kendilerinden öyle istensin. Bunlara “Havuz Medyası” deniyor. Günümüzde görsel ve yazılı medyanın aşağı yukarı yüzde ellisi böyledir.
Bunlar, Çanakkale Zaferini Almanlara ve sarıklı ruhlara, Ulusal Kurtuluş Savaşını İngilizlere kazandırırlar.  Mustafa Kemal karşıtı yalan ve yanlış bilgiler aktarırlar. Bunlara göre ekonomi gayet iyi, emekliler Dünya’da en yüksek maaşı alır, sağlık ve eğitim sorunları çözülmüş, her şey tozpembe, işler yolunda gidiyor demektir.
Birde özgür medya vardır.
Siyasi iktidara muhalefet, ülke gerçeklerini doğrudan yansıtmaya çalışan, sorunları ve çözüm yollarını vatandaşlara ileten, bazen muhalefet partilerine dahi, yeri geldiğinde muhalefetlik yapabilen medya. Bu medya kuruluşlarında Ali Kemal gibilerini bulamazsınız. Haberleri ve ülke sorunları ile ilgili konularda doğruları yazan ve konuşan, yorumlayan dobracı gazetecileri görürsünüz. İktidarın olanaklarından nemalanamazlar. Bazen ekonomik olarak zor durumlarda da kalırlar.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, normal zamanlarda, resmi medya kuruluşları dışında kalan medya kuruluşları, daima muhalefette kalır. Fakat bu yıkıcı, ayrıştırıcı muhalefet değil, yapıcı, yol gösterici bir anlayışta olan, demokrasiyi savunan muhalefettir.
İki gün önce gazeteci Ahmet Hakan’a aşağılık bir saldırı yapıldı. Bu saldırı aslında Ahmet Hakan’ın şahsına değil, özgür medyaya yapılan bir saldırıdır ve medyayı susturmaya yöneliktir, demokrasi ve özgürlüğü savunan medya çalışanlarına yöneliktir. Bu saldırıyı kınıyorum. Bunu yapanların adalet tarafından cezasının mutlaka verilmesi gerekir.
 
ORTA DOĞU’DA DENGELER DEĞİŞİYOR
 
Suriye devlet başkanı Esad,  Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi gibi gitti gidecek derken gitmedi ve gitmeyecek. Altmış-yetmiş ülkeden, nerede ruh sağlığından şüphe edilen varsa toplanıp, silahlandırılıp, beslenip, yaralandığında tedavi edilerek, Esad’ın ülkesinin parçalanması için gönderilen sözde İsâmcılar bu işi beceremediler ve becermesine de fırsat verilmeyecek gibi. Durum bunu gösteriyor. Esad’ı kimseye, daha doğrusu emperyalizme ve yandaşlarına yem etmeyecekler, Suriye’nin dağıtılmasına fırsat vermeyecekler.
Neden?
Zira Suriye’nin dağılması demek, İran’ın, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin durumlarının tehlikeye girmesi demektir. Artık Sovyetlerin dağılmasından sonra tek kutuplu hale gelen Dünya’da ve Orta Doğuda dengeler değişmeye başladı.
Rusya Devlet Başkanı Putin, öyle bir politik manevra yaptı ki, birçok Suriye ve Esad karşıtı liderler şaşkına uğradı. Şimdilik ne yapacaklarını bilemez durumda kaldılar. Rus savaş uçakları iki günden beri Şeriatçı ve Esad karşıtı güçlerin mevzilerini, malzeme depolarını ve lojistik destek yollarını bombalıyor. Ve Putin “Esad’a hava desteklerinin süreceğini” açıkladı. Esad’ın eli gittikçe de güçleniyor.
Bölgede, Esad dışında bütün muhalif güçlerin ve bunlara destek veren ülkelerin politikaları iflas etmiş durumdadır. Dengeler hızla bir daha geri dönmeyecek şekilde değişiyor. Putin şah oynadı birileri de mat olacak gibi. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.