Geçtiğimiz hafta yayınlanan ironik yazımızda yetkilerini aşıp Anayasayı ihlal eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ileride yargılanmaktan kurtulmak için yarattığı fiili durumun yasal hale getirilmesine ihtiyaç duyduğunu yazmıştık. Ama her şey reisin gönlüne göre olmuyor.

Başkanlık Anayasasını meclisten geçmesi zor görünüyor. AKP milletvekilleri arasında red oyu verebilecekler olduğu biliniyor. Meclisten geçse bile referandumda çoğunluğun evet diyeceği şüpheli. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın aldığı oy seçilmesi için yeterli olmasına rağmen kendisine verilen gerçek desteğin yüzde kırkı bulmadığı görülüyor. Yani Erdoğan’ın zor durdurduğu yüzde elli diye bir şey yok.

Önceki gün açıklanan anket sonuçlarına göre Erdoğan’ın başkanlığına verilen destek yüzde 36,5. Bu rakam Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a verilen gerçek desteği yansıtıyor.

Yani reisin işi zor…

Anayasa…

ABD ve AB’nin PKK’ya verdiği destek yeni anlaşılmadıysa da öne çıkarılması yeni. Bunda batının FETÖ’ye verdiği desteğin önemi büyük. Yeni Anayasa, batının özellikle de ABD’nin bir projesiydi. Türk milleti kavramının ve laikliğin Anayasadan çıkarılıp üniter devlet yapısının parçalanması amaçlanıyordu. Başkanlık da bu işin parçası olarak kabul edilebilir. Zira üniter devletin yerine kurulması öngörülen etnisiteye bağlı özerk devletçiklerin birliği ancak federasyon olabilirdi. Yönetim biçimi de başkanlık. Ancak Erdoğan batıya sırtını dönünce böyle Anayasa öngörüleri zeminsiz kaldı. Şimdi Anayasa değişikliği sadece Erdoğan’ın yarattığı fiili durumu yasal çerçeveye oturtulmasını amaçlıyor. Asıl amacından sapmasına rağmen yapılacak Yeni Anayasa da Türkiye’yi önceden öngörüldüğü gibi biçimlendirecektir. Yani değişen pek fazla şey yok.

Dış Politikada yeni dönem

Erdoğan’ın önderliğinde AKP AB ile arasına mesafe koyarak yüzünü Şanghay Beşlisine döndü. Demokrat Partinin iktidara gelişinden bu yana Türkiye ilk kez batının etkisinden bağımsız bir dış politika yürütmeye başladı. Deniyor ki, “Şanghay Beşlisi ülkeleri diktatörlükle yönetiliyor. Türkiye’nin katılması Erdoğan’ın diktatör olmasını kolaylaştırır.”

Büyük olasılıkla Erdoğan’ın başkanlığına verilen desteğin yüzde 36.5 ‘a düştüğünün açıklanmasının bu günlere rast gelmesi bu görüşü desteklemek amacı taşıyor.

Türkiye’nin dış politikada bağımsız bir adım atmış olması, batı dostu medyamızın hoşuna gitmemiş olmalı. Batıdan kopmanın yanlış olduğu algısı yaratılıyor…

Hatta Dolar’ın yükselişinin buna bağlayanlar var. Bu görüş kasıtlı öne sürülmediyse ekonomi bilmemektendir.

Türkiye’nin cari açığı büyüyor. Borcu borçla kapatıp, halka daha çok harcatıp ithalatla ve inşaatla ekonomik büyümeyi sağlama dönemi geçti. İmanımıza kadar borçlandık. Şimdi borcu ödeme zamanı geldi. Reza da yok ki İran’ın Ambargoyu delerek sattığı petrol paralarına takla attırıp sıcak para girişi sağlasın… Dolar’ın yükselmesi kaçınılmazdır.

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Gerçi hangi dönem zor değildi? Ama bu dönem özellikle dış politikada köklü değişiklikler nedeniyle çok daha zor. Türkiye ilk defa batının zararlı etkilerine karşı kendini koruma içgüdüsüyle davranıyor. İktidar partisi gene Türkiye’nin çıkarlarını savunan tek siyasi parti görünümünde.  Ana muhalefet partisi de hala bizi mahvetmek isteyen AB’ni yolunun terk edilmemesi mücadelesinde. Ne yazık ki önceden de olduğu gibi yurtseverliği, milliyetçiliği, ülke çıkarlarını savunmayı iktidar partisine bırakıyor. Bu koşullarda İktidar partisi iktidarı sürdürmeyip ne yapsın? Karşısında seçenek yok!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.