banner156
banner159

Değişik biçimlerde, değişik formlarda da olsa bu soru neredeyse 350 yıldır gündemimizde bizim.

Belki konuyu basite indirgemek için Batılı olmak ile Doğulu olmak sözlerinden ne anladığımızı belirlemeliyiz:

Batılı olmak,

a) Rönesans ve Reformla biçimlenmiş, 

b) Ekonomik, siyasî ve hukukî hayatta dinin etkisi alabildiğine sınırlanmış,

c) Laik hukuka dayalı,

d) Merkezi bir bütünlüğe ulaşmış,

e) Toplumun faaliyet alanı (özgürlükleri) alabildiğine geliştirilmiş,

f)  Toplumun yaşamı "rasyonel değerlerle düzenlenmiş"  yaşama biçimidir.

Doğulu olmak ise,

I)  Her şeyi mistik- ilahî- bir sebebe bağlayan,

II) Her hadisenin Allah'la bir irtibatı olduğuna inanan,

III) Bu nedenle de olayları kontrol iradesine sahip olamayan yani irrasyonel ve fatalist (yazgıcı) insan/insanlara olarak yaşamak biçimidir.

Kabaca yapılmış bu tanımlardan çıkarılabilecek bir sonuç vardır: Rasyonel zihniyet Batı uygarlığının temel ilkesi iken yazgıcı, teslimiyetçi zihniyet Doğu toplumlarının temel zihniyetidir. 

Batı, düşüncesinin kaynağını klasik Yunan'dan miras aldığı "evrene objektif bakma anlayışı" ile yükselirken doğu, kaynağını inanlardan alan bir sübjektivitenin etkisinde gerilerde kalmıştır. 

Biz, 1699 Karlofça anlaşmasıyla alnımız duvara toslayınca Batıyı anlama çabalarına girişmişiz; ne var ki her atılımımızda bizi ayağımızdan aşağı çeken bir zihniyetle karşılaşmışızdır: Taassup, gelenekçilik, muhafazakarlık...

Belki de sadece bu nedenle, yüzyıllardır modern (Batılı) bir devletin,

1- Halkın çok çeşitli olan ihtiyaçlarının tümünü standartların üstünde karşılayan, kişi başına düşen geliri ve okur yazarlığı- eğitimi düzeyi - yüksek,

2- İş bölümü sağlam esaslarla ve liyakate dayalı yapılmış, sosyal hayatı hareketli, bunu sağlayan iletişim ve ulaştırma araçları gelişmiş,

3- Bilimsel düzeyi yüksek, bilime dayalı teknolojisi hayatın bütün alanlarını kapsamış, insan ve hayvan gücü yerine makineler geliştirmiş,

4- Üretim düzeyi yüksek, emeğe değer veren, gereksiz emek ve servet harcamalarından kaçınan devlet olması gerektiği anlaşılamamıştır.

Artık bilimle, siyasetle, sanatla ilgisi olmayan insanlar dahi bilmektedir ki nüfusu artarken geliri artmayan devletler giderek fakirleşir. Uygar toplumlarla geleneksel toplumlar arasındaki en büyük fark, ilerleme tempolarındadır.  

Bu ölçütlerle düşünürsek başlıktaki soruyu cevaplandırmak kolaylaşır: Batılı sözcüğünün coğrafi sınırlılığına girmek istemesek bile 21. yy'da çağdaş ve uygar toplum olmayı seçmekten başka rasyonel bir seçeneğimiz yoktur, diyebiliriz.

Biz Cumhuriyetle batılı olmayı seçmiştik; şimdilerde tekrar Doğulu olmaya yöneldiğimiz söyleniyor bütün bilim adamlarınca. Nedenini iki ana nedene bağlayarak açıklayabiliriz:

1- Emperyalizmin bizim öyle olmamızı istiyor.

2- Yöneticilerimiz emperyalizmin istediği biçimde bir toplum olmamızın ancak Doğulu kimliğimizle mümkün olacağını biliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135

banner150

banner151