Yazar Orhan Kemal’in Murtaza romanı ilk olarak 1952 yılında Vatan Gazetesi’nde bölüm halinde yayımlanmıştır. Varlık Yayınları da romanın baskısını yaparak okuyuculara ulaştırmış. 1965 yılında yayınlanan ilk film uyarlamasında Müşvik Kenter Murtaza karakterini beyaz perdeye yansıtmış. İkinci filmi ise 1986’da Ali Özgentürk çekmiş ve başrolünde Müjdat Gezen oynuyor.

Murtaza’nın kelime anlamı; beğenilmiş, seçilmiş, güzide, Allah'ın razı olduğu kişi, kendisinden razı olunan kişi.

Romanın ikinci filmini çeken Ali Özgentürk’ün ‘bekçi’ filmini izleme şansım oldu bu hafta. Başrolde oynayan Müjdat gezen gerçekten Murtaza karakterini usta oyunculuğu ile ete kemiğe büründürüyor. Filmde Murtaza, görevini her şeyden kutsal sayan gece bekçiliğinden fabrika kontrolörlüğüne geçmiş, kurtuluş savaşı kahramanı Kolağası Hasan Bey’in muhacir torunudur.

Murtaza fabrika’da işçilere göz açtırmaz, bırakın kaytarmayı işçilerin tuvalette geçirdikleri vakte bile müdahale eder. Murtaza amirlerine müthiş bir bağlılık ve sadakat içindedir ve huzurlarında hep hazır oldadır. Murtaza bu haliyle, işçiler arasında hem kahrı çekilmez, kendini beğenmiş bir muhbir hem de alay konusu oluyor. Yaptıklarına itiraz eden işçilere Bekçi Murtaza sürekli "gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye ve disiplin amirlerimden, görseydin kurs, alsaydın amirlerinden çok sıkı disiplin konuşmazdın büyle cayıl cayıl" sözlerini kullanıyor.

Murtaza sorumluluğunu sadece fabrikada değil dışarıda da sürdürür ve gece vakti lambası açık bir evin kapısını çalarak, erken uyuyup erken kalkmalarını emreder. Sonunda Murtaza’nın görev aşkı fabrikada mesai saatinde uyuyan kızının ölümüne dahi sebep olur.

Film aslında bekçi karakteri üzerinden devlet otoritesinin kişileri sürüklediği psikolojiyi ve insanların kişiliğinin üzerindeki etkiyi anlatıyor. Aslında Murtaza da baskı yapıp göz açtırmadığı işçiler gibi yoksul ve eşitsizlikten payına düşen sıkıntıları evinde ve sosyal hayatta yaşamakta ama içinde bulunduğu psikoloji bu gerçekliği görmesine engel olur ve eşitliği, adaleti ve özgürlüğü yüzüne vuranlara karşı durur ve onları devlete ve millete karşı muzır ilan eder.

Filmi izleyince gerçekten de ülkenin eşitlik, özgürlük, insan hakları ve demokrasi anlamında 1950’lerden çokta ileride olduğunu söylemek doğru ve içten olmaz. Çünkü Murtazalar bu hayatın gerçeği ve azalmıyorlar. Hali hazırda etrafımızda kendisi de adaletsizlikten kaynaklı yoksulluk içinde olan ama eşitlik, özgürlük, refah ve sınıflar arasındaki farktan bahsedince karşısındakini vatana, millete karşı muzırlıkla suçlayacak onlarca Murtaza var. Umudumuz görevini en iyi şekilde yapan ama gözleri açık, gerçekleri gören Murtazaların çoğalması.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.