Neredeyse her kış Mersin yerel gazeteleri sel, su taşkınları, yağışlardan kaynaklı alt yapı yetersizliği ile ilgili birinci sayfadan haberler yaparlar. Bu haberler yerelde ki gazeteler kadar yer kaplamasada, ulusal basında da az yer veya az zamanla da olsa kendine yer bulur.

Öyle ki kışın aşırı yağışlar Mersin’de geçtiğimiz yıllarda, farklı zamanlarda ölümlere de sebep oldu.  İleride yaşanacak susuzluktan kaynaklı su savaşları teorilerinin havada uçuştuğu bir dünyada, normal şartlar altında çok hayati olan yağışların Mersin’de sel felaketine dönüşmesi incelemeye değer bir konu. Dünyanın her yerinde doğaya, bitkiye, hayvana, insana hayat veren, bereketlendiren yağmur, neden Mersin’de sele, su baskınlarına dönüşüp ölüme bile sebebiyet verebiliyor?

Bulunduğumuz coğrafya, doğal anlamda birçok yönden çok zengin ve cömert. Hatta doğa; havası, suyu, bereketli toprağı, çamlık dağları, denizi ve güneşi ile birçok yere olmadığı kadar cömert davranmış bu yöreye.

Yaşanan sel vakalarından sonra en çok dikkatimi çeken olay ise, gazete ve televizyonlarda Mersin’de neden bu kadar sık sel olayının yaşandığının sorgulanması yerine, alt yapı yetersizliğinin ön plana çıkarılması. Evet, Mersin barındırdığı nüfusa ve var olan yapıların sayısına göre yetersiz ve iş görmez bir altyapıya sahip. Ama burada yapılması gereken şey altyapı üzerinden yerel halihazırdaki ve geçmiş yerel yönetimleri eleştirmek değil, bu sorunun sebebini bulmak ve çarelerini araştırıp, telafisinin mümkün olup olmadığına bakmak olmalıdır.

Aslında sorunu hepimiz biliyoruz. Bu işareti geçtiğimiz hafta doğa bize fazlasıyla gösterdi. Geçen hafta dalgalar, yağış ve rüzgarın becerisiyle kendinden olmayan, toprağın, bitkinin, suyun mezarı olan betonları sahilden süpürüp attı. Mersin’de son yıllarda sık yaşanan sel felaketinin ana sebebi betonlaşmadır. Maalesef kesilip köküne beton dökülmeyen çok az portakal ve limon ağacı kaldı. Tarım alanlarına verilen imar izniyle beraber Mersin, limonun ve portakalın değil, kat karşılığı memleketi betona çeviren müteahhitlerin şehri oldu. Doğa cömert olduğu kadar, cezalandırmayı da bilir. Yağmur gibi bir bereketi felâkete çevirmede; Mersin’de imar delisi yöneticiler, toprağın kadrini bilmeyen çiftçiler, kareli ceket sahibi müteahhitler ve hepimizin payı var. Umarım farkındalık, hassasiyet ve samimiyetle bu hataların telafisi mümkün olur veya zarar en aza indirilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.