Pocahantes Animasyon sinemasını hatırlıyor musunuz? Ya orada ki Söğüt Nine karakterin de ki yaşlı,dev,köklü çınar ağacı bilge kadını.Küçük yaşta annesini kaybeden Pocahantes ne zaman dertleşmek,akıl almak istese soluğu Söğüt Nine’nin yanında alırdı.Bilge Söğüt Nine ona sorunlarını çözmede Evrene kulak vermesini,iç seslerini dinlemesini, kalbi ile aklını harmanlamasını salık verirdi.Ben de böyle yapacağım Söğüt Nine’ye anlatacağım ama aslında kendi iç seslerimle ve Evrenle(yani sizlerle,kuşlarla,ağaçlarla,böceklerle,dalga sesleri,yakamozla,bulutlarla,çakıl taşlarıyla…) paylaşacağım dertlerimi, sevinçlerimi, beklentilerimi, hüzünlerimi, yarım kalmışlıklarımı, anlatamadıklarımı yani içimde yaşattıklarımı.

Sevgili Annem, en büyük hayali kızının doktor olması idi. Ben de onun hayalini gerçekleştirdim. Bana kalsa farklı bir yol seçebilirdim ama tutkuyla gerçekleştirmemi beklediği hayaline kayıtsız kalamazdım. Pişman mıyım, asla değilim. İyi ki seçmişim, her tekamülüm de yeniden doktor olacak kadar da çok seviyorum mesleğimi. Okulu bitirir bitirmez evlendim ve erken evliliği uzmanlık sınavına hazırlanamamam  da hep gerekçe gösterdim, evliliği biraz ertelemiş olsaydım uzmanlıkta içimde uhde olmayacaktı belki de ya da benim bahanem olmayacaktı. Her neyse geldi geçti, hem bellimi olur benim gibi çılgın, yaş aldıkça ruhu gençleşen birinden bir sürpriz bekleyebilirsiniz, bir bakmışsınız bu yaştan sonra oturup uzmanlık sınavına çalışmışım ve kazanmışım.Okuma yaşamımın hep önemli bir parçasını kapsadı elimden kitabı hiç düşürmedim hatta şimdi ikinci Üniversitemi Kamu Yönetimi okuyorum.Aksilik olmazsa bu dönem mezun olacağım.

Eş durumundan farklı şehirlerde bulundum. İlk şehrim Tıp Fakültesini de okuduğum Gaziantep'ti. Kader ağlarını örmüştü yine; Annem ben rahat okuyayım diye öğrenciyken tayin istemişti Gaziantep’e. Çalıştığı sağlık ocağının(Annem Hemşire idi)lojmanında 5 yıl birlikte kalmıştık. Okulu bitirince o da emekli oldu Mersine döndü, ben de evlenmiştim ve eş durumundan Gaziantep’te kaldım. Bilin bakalım ne oldu? Annemin çalıştığı sağlık ocağına tayinim çıktı. Ooo benden mutlusu yok. Düşünsenize ekibin hepsini tanıyorsunuz, sorumlu hekimimiz Dr Ali Doğan babam gibiydi zaten, beni evladı gibi korudu kolladı, acemiliğimi böylesi bir aile ortamın da attım. Hekimlik mesleği usta-çırak ilişkisidir. Onlar poliklinik yaparken yanlarında oturur hasta muayene edişlerini, diyaloglarını, hangi hastalığa ne reçete ettiklerini dikkatle izlerdim. Hala bitmedi öğrenciliğim, hiç gocunmam, kimden ne öğrenilmesi gerekiyorsa ego ya mahal vermeden çaylaklığımı yaparım. Meslek hayatımın en mutlu çalışma ortamıydı Gaziantep. Sonra sırası ile Van, Hatay ve şimdi de Mersin deyim. Van’da çok yoruldum; en yoğun sağlık ocağında, Çocuk acilde, Devlet Acilde çalıştım. Herhalde Van’ın yarısını muayene edip ilaç yazmışımdır. Üç günde bir 24 saat nöbet tutardım. Yorgun argın uykusuz gelir henüz bebek olan kızıma bakardım. Çetin kış şartları, 70 metrekarelik küçücük lojmanda 5 yıl geldi geçti. Hatay iyiydi, rahattı, ruh hali pek de sağlıklı olmayan idareciler yordu sadece. 5 yıldır Mersin'deyim. Diyalizdeyim. Spesifik bir bölüm, hastalarımız belli, yaptığımız iş belli. Çok yoğun, sık aralıklı ve uzun mesai saatleri, hafta sonları ve tatillerde de çalışma olmazsa hep Diyaliz Hekimi olarak kalmayı çok isterdim. Bir süre sonra hastalarınızla, hasta yakınlarıyla, çalışanlarınızla Aile ortamı kuruyorsunuz. Uyumluysanız, derlerini dinliyorsanız, güler yüzlü ve sempatikseniz sizi çok seviyorlar ve mutlu oluyorsunuz ama kronik hastaların zorlu hayat mücadelelerinden uzaksanız onları anlamıyorsanız yani uyum sağlayamıyorsanız mutlu olamazsınız çalıştığınız ortamda ve çeşitli bahaneler bulur kaçarsınız.

Bir çok meslekte olduğu gibi Hekimlik mesleğinde de çalışma ortamında yaşanan sıkıntılar vardır. Meslek ahlakına sahip olan insanlar şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun işlerini hakkıyla, gerektirdiği gibi en iyi şekilde yapmaya çalışırlar. Ve bunun gururuyla ödünsüz, şahsiyetinden zerre kadar taviz vermeden doğrunun yanında, yanlışın karşısında duruş sergilerler. Hiç kimsenin karşısın da eğilip bükülmezler, rahat etmek, sıkıntısız yerde el ense çalışmak adına el etek öpmezler. Beraber çalıştıkları arkadaşlarının, çalıştıkları ortamın olumsuz yanlarını dedikodu malzemesi yapmazlar, idareye çarpıtarak, olduğundan farklı göstererek kendilerine ikbal yaratma çabasına girişmezler. Kimsenin sırtına binerek, başkalarının emekle meydana getirdiği mirası yiyerek bir paye kazanmaya çalışmazlar. Her çalışma ortamın da bu tür insanlara rastlarsınız. Anlatımları ile zannedersiniz ki en çok o çalışıyor, en çok o yoruluyor, herkes en çok onu seviyor, işini en iyi o yapıyor. Onun bu söylediklerini orda burada duyduğunuzda kendinizi sorgulama ihtiyacı hissedersiniz ya ben gerçekten yeteri kadar çalışmıyorum mu diye. Bu kendini pazarlama gayreti yer misin pazarında sık sık karşılığını bulur. Emek nankör piyasada sizin hasta olmanız, eşinizin hasta olduğu gerçeği, kızınızın zor ergenlik döneminden geçerken bir yandan sınava hazırlanıyor oluşu karşılık bulmaz. Sizin haklı taleplerinizi anlatamayacaklarını ifade edenler başkalarını çok rahat savunur pozisyona geçerler. Çünkü siz diksinizdir, onurlusunuzdur, hayatta ki duruşunuzu üç kuruşluk menfaat karşısında bozmazsınız, eğilip bükülmezsiniz, el etek öpmezsiniz, rüzgârla yön değiştirmezsiniz. Dün ne iseniz bugün ordasınızdır yarın da farklı yerde olmayacaksınızdır. Böyle tiplere karşı dikkatli olun. Bunlar her yerde varlar. Hak ettikleri kadar değer verin, hatta mümkünse adam yerine koymayın. Zaten bu tip keferelere bakıyorsunuz Sultan Süleyman gibi sanki dünyaları fethetmiş; bir kibir, bir eda, bir ego, küçük dünyalarının gelip geçici krallığının kısa ömürlü olduğunu fark etmezler. Kumdan kalelerinin üfürmeyle yer ile yeksan olacağını unuturlar. Bugünün tatlı keyfini yaşarken bunun bir de yarını olacağını unuturlar.

Yüreğinizden merhameti, vicdanlı olmayı, herkese eşit mesafede adil olmayı, insan olmanın erdemini, saygınlığı eksik etmeyin. Belki farkında değilsinizdir ama inanın herkes her şeyin farkında sizi kırmamak utandırmamak adına belki yüzünüze vurulmuyor anca herkes şahsiyetiyle bu toplumda yer buluyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.