Sevgili Söğüt Nine yine geldim huzuruna,
Ülkemi biliyorsun, uzun süredir acılar, gözyaşları, kan dinmiyor. Anaların,kardeşlerin feryatları yürekleri parçalıyor,tüm göğü kaplıyor.Ateş her zaman ki gibi düştüğü yeri yakıyor, bize uzaktan düşen yananların acıları üzerine konuşmak,hatta acıların üzerinden siyaset yapmak,birbirimize olan tüm nefretimizi,kinimizi,öfkemizi  kusmak oluyor.
Sevgili Söğüt Nine, benim güzel ülkemin güzel insanları yıllardır siyasi arenanın 3-5 yelpazesine mahkum edilmiş, ya sağcı ya solcu ya muhafazakar ya da etnik ayırımcı olacaksın. Başka bir alternatif yokmuş gibi seçim yapmaya zorlanmışız.Sanki barışın,özgürlüğün,sevginin,aşkın,evrensel olmanın partisi olamazmış gibi.Bizim gibi düşünmeyeni düşman bellemişiz.Avam takımı olarak aşağıda tutuştuğumuz kavganın yukarıda karşılığı yok.Gidin bakın Meclis kulisine ya da yemekhanesine orada farklı siyasi partilerin Milletvekilleri çok rahat bir arada oturuyor,çayını,kahvesini içiyor,muhabbet ediyor.Hamili kart yakınımdır la birbirlerinin işlerini hallediyorlar hatta söylenenlere göre çoğu yazlık komşusu beraber denize girip, tavla,okey oynuyorlar.Hanımlar birbirlerine güne gidiyorlar.Ama ne zaman tribüne yani bize oynanması gerekse en ağır hakaretler havada uçuşuyor.Kahvede söylense mahalle kavgasına dönüşecek lafların üzerinden hiçbir şey olmamış gibi kulise geçtiklerinde şen şakrak kahkahaları Meclisi inletiyor.
Siyaseti Ülkemizde kimler yapıyor(Görevini hakkıyla yerine getirenleri tenzih ediyorum) cebi para görmüş, çevre edinmiş ama siyasetin biliminden uzak,yeterli donanıma sahip olmayan bunu da yapayım şanım yürüsün diyen bir sürü insan.Ön seçimle,delegenin iradesiyle sıralama elbette önemli ama bakıyorsunuz Delegenin adayı tercih etmesin de objektif kriterlerden uzak,kimi zaman duygusal gerekçeler ön plana çıkmış.Sadece Genel Başkan iradesine teslim olan partilerde durum daha da vahim.Demokrasiyi işletecek en yüksek mercilerden biri olan Meclis’te Genel Başkanın iki dudağı arasından çıkacak sözün onaylandığı, Vekillerin temsiliyetlerinin hiçbir anlam ifade etmediğini görüyoruz.Yeter oy sağlama ve parmak indirip kaldırma dışında bir misyon üstlenemediklerini görüyoruz.Siyasetin en tepesinde ki bu kötü yönetim  yansımasını aşağı kademelerde de gösteriyor.Şimdi bakıyorsunuz Siyasetin asla girmemesi gereken ,hassasiyet göstermesi gereken  kurumlarda dahi siyaset konuşulur olmuş,işler siyaseten yürüyor,adamınız yoksa yada aynı düşünce yapısında  değilseniz işiniz çok zor,kendinize asla yer bulamıyorsunuz,haklı talepleriniz görmezden geliniyor,olmadık uygulamalarla mücadele ediyorsunuz,liyakat hak getire.Bir de bu kirli ortamları kendi menfaatine kullanan Zübükler oluyor,bunların aslında karakterli bir ideolojileri yoktur, bunlar adamına göre, ortama göre,menfaate göre bukalemun gibi renk değiştirirler.Bu tipler çokta tehlikelidirler çünkü omurgalı değildirler çok rahat yalan söyleyebilirler,inançlı görünür ama vicdanın ,namusun kırıntısını taşımazlar. Diyelim ki Zübük hasetse, kıskançsa, boyundan büyük hırsları varsa, kindar yapıdaysa sırf size zarar vermek için yukarıya olmadık, yalan yanlış hikâyeler anlatabilir. Sizde yükselme potansiyeli görüyorsa yolunuzu tıkamak için her türlü densizliği yapabilir ve bu tipler hep rağbet görür ne yazık ki. Yıllardır Devlet memuruyum mesleki ideallerimde ya da haklı taleplerimde siyaseti ya da siyasetçiyi hiçbir zaman basamak olarak görmedim, bu yolu tercih etmedim.İstesem yapamaz mıydım, istesem şu anda bile alasını yaparım ama bu yol çok onurlu bir yol değildir, kendime de yakıştırmam.Ricamız olduysa da hep Bürokrasi üzerinden olmuştur çünkü Devlet geleneğinden geldik, Devlet terbiyesi aldık.
Çocukken kurduğum hayallerden birisi de ileride Siyasete atılmaktı ama şimdi olayları çok daha sağlıklı değerlendiren bilincimle, geleceği ön görmemi sağlayan donanımla Türkiye de siyasetin kirli, içine giren kim olursa olsun temiz kalamayacağını, yapabilirliklerinin sınırlı olacağını ve gerçek idealizmle girişmişse de bir süre sonra yılgınlıklar ve pişmanlıklarla kendi köşesine çekileceğini düşünüyorum. Bir de tabi tecrübeler var daha 25 yaşında iken nişan yüzüğümü takan Ülkemizin saygın bir Bakanı idi. Hala baba-evlat ilişkimiz devam eder. Siyasetin en tepesinde iken çevrenizi saran menfaatçi dost olmayan yalancı kalabalıkların güç yer değiştirdiğin de çil yavrusu gibi dağıldıklarını sizi gerçekten seven kısıtlı sayıda insanla kaldığınız da siyasetin vermiş olduğu yalancı ve geçici gücün anlamsızlığın da anlıyorsunuz. Bu gerçeği daha o yaşlarda öğrenmiş olmak bize neyi öğretti; siyasetin verdiği gücün zehirlenme boyutuna gelmemesi gerektiğini ve siyaset yapmaktan kesinkes uzak durmamız gerektiğini. Siyaset hakkında bu kadar konuşmamız da siyasete hevesimizden değil bu ülkenin vatandaşı olarak hepimizi ilgilendiren sorunlara kayıtsız kalamayışımızdandır. Çünkü siyasetin yapıldığı yer yani Meclis üç önemli kuvvetten biri olan Yasama organıdır. Siyasetçiler yani bizi temsil edenler Halkımızın aynasıdır. Sorunların çözülmesi gereken yer ve sorun çözücü olanlardır. Toplum olarak onlardan beklentimiz yüksektir. Benim vatandaş olarak kendi şehrimin tüm vekillerinden beklentim öncelikle bu şehrin ve insanlarının ortak sorunları olunca A Partisi, B Partisi diye ayrılmadan hep birlikte Belediyeler, Sivil Toplum Örgütleri, Üniversiteleri de kapsayacak şekilde şehrin tüm dinamiklerini içine alacak konsorsiyum oluşturmaları, beraber hareket etmeleri, ortak akıl üretmeleridir. Ha derseniz ki senin bunların olabileceğine inancın var mı? Geçmişte siyasetin defalarca tıkanmasından dolayı demokrasinin kesintiye uğramış olması inancımı zayıflatıyor. Yine aynı dönemleri yaşabileceğimiz öngörüsü de. Ama umudumu kaybetmişte değilim. Batı ile daha entegre, eğitimli, çağdaş, asi ve çok zeki bir nesil geliyor. Değişim kaçınılmaz olacak. Sadece biraz daha zamana ihtiyacımız var. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.