Sevgili Bilge Ana çok vakit oldu değil mi huzuruna gelmeyeli? Sanma ki çok iyiydim her şey mükemmeldi, insan olurda derdi tasası olmaz mı? Benim de vardı elbet hem de epeyce çok ama sustum kendimle konuştum çoğu zaman, derdimle, kederimle geliyorum her defasında yanına ya utandım, çekindim belki de. Ama olmuyor işte olmuyor insan paylaşmadıkça kendinden azalıyor, teselli edecek cümleleri tüketiyor, yaşanmışlıkları yetmiyor. Hastalıklarla sınandım önce en sevdiklerimi kaybetme korkusunu yaşadım, sonra insanların vefasızlıkları,kalplerinin soğukluğu ve mesafelerle katmerkatmer kaybolduklarını gördüm beraber yürüdüğümüz yollarda.Sonra hayatıma yeni giren insanlarla bambaşka acıların olduğuna şahit oldum. Vatan uğruna genç ömrüne doyamamış bir yiğidin anasının acısını dindirmeye hiçbir şeyin yetmediğini gördüm ama yine de dokundum acısına, ellerini tuttum,göz yaşlarını sildim,saatlerce dinledim.Sonra ağzı süt kokan bebenin yaban ellerde sevgiye muhtaç savrulduğuna şahit oldum ve şimdiden kaybolmuş geleceğini düşünüp yarınlarının acısını yaşadım.Sıcacık sarmak, özlediği sevgiyi,huzuru ve güveni vermek istedim olmadı karar mekanizması tamamen bana ait olsa idi olurdu elbette.Ama bu hayatı tek başıma yaşamıyorum, sorumlu olduğum insanlar vardı sustum durdum. Araf’ta kalmış ruhum arada isyan bayrağını çekse de yaşamdaki gerçeklere hızlıca çarpıp kayboluyor.Dünyanın en temiz en güzel en saf kalmış kalbiyle tanıştım.Uzun süre gerçek mi yoksa koca bir yalan mı anlamaya çalıştım. Hiçbir vasfı, farklılığı olmayanların o cakaları o kibirlerine karşı mükemmel eğitimi, herkesten sakladığı titresi, soylu boylu soyadı, uçsuz bucaksız dünya malı ile mütevaziliği karşısında utandığım. Bir türlü gülmeyen hoyrat yaşamına karşı, direngen bir ruh ama yorgun beden.Kendimden vazgeçerim ama sevdiklerimden asla diyen tutum.Ömrünü insanlar gülsün diye heba eden, fark edilmeyen,kıymeti de pek anlaşılmayan kahraman. Dünya iyilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor biliyorum,yoksa boğazına kadar pisliğe batmış insanlık, adı medeniyet, kendi cehaletinde çırpınıyor.Cehennemi yaşatıyoruz birbirimize, alçaklığımız,sevgisizliğimiz,merhametsizliğimizle. O üçbeşnumune kalmış temiz yürekte yaşam bulmaya çalışıyor bedbahtlığımızda. Yıkılmış, virane, umutsuz sevgilerde arıyoruz teselliyi nafile çabalarla. Birbirinden uzaklaşmış ruhları barıştırma gayretlerimiz başka baharlara. Hayallere sarılıyoruz gerçeklerden uzaklaştıkça. Ya da bilmediğimiz ama olmasını umut ettiğimiz başka dünyalara bırakıyoruz kavuşmaları. Ebedi huzuru meleklerin kanatlarında bulmayı vaat eden, gerçek mi değil mi masal kitaplarından aklımızda kalan. Bilge Ana bugün burada kovuğunda uyusam ve ruhuna sarılsam ve rüyalara dalsam; Toprak olsam üzerinde taze buğday başaklarının efilefil salındığı. Yeşertip büyütsem üretip çoğaltsam. Başka bir şeye dönüşmeden kendisini gerçekleştirmesini sağlasam, içinde ki gizil enerjiyi ortaya çıkartsam yeter bana. Sen doğanın saf enerjisi,hepimizin tek bir olduğunun simgesi nefretin sevginin acının öfkenin ve aşkın bileşkesi, iç sesimiz ,hayat döngümüz, geldiğimiz yer ve gideceğimiz sonsuzluk aç kollarını ve kaybolayım derinliğinde. Belki Araf’ın kapıları açılır ve benliğine dolanır özgür ruhum. Seninle yabancılaştığım kendime ulaşırım belki de. O gün gelene kadar sahipsiz hayaller avuntum. Aryaları dinlerken ikindi serinliğinde, hanımelleri ve dost kahkahaları ile senden, benden, bizden bahsederken hafif nemlenmiş gözlerle gölün üzerin de tahta bir sedirde süzülen beyaz gelinlik içerisinde sonsuzluğa ulaşmış bedenin etrafına dizilmiş kırmızı mumların titrek alevi ile veda edeceğim. Ve bir tek sen bileceksin bunun gerçek bir veda değil asıl kavuşma olduğunu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.