Sözleşmeleri yenilenmeyerek akademideki bostanından edilen ve ardından bir gece KHK'si ile bostandaki tüm hakları ellerinden alınan bilim çiftçilerinin öğrencilerinden biri idim. Atıldıktan sonra da öğrencileri olarak kaldım. Çünkü onlar çiftçiydiler. Ekilen tohum çiftçisini ister, çiftçi tohumundan vazgeçerse ürün ziyan olur gider.

Sözleşmesi yenilenmeyerek bostanından edilen bir bilim çiftçimiz için öğrencilerden biri,  'Fakülte beynini yitirdi' diye yazmıştı boşaltılan odanın kapısına... Toprak için su ne ise, beyin de o dur akademi için...

Tek tek görevinden edilirken akademisyenler, 'gelecek olsun!' denerek, şarkılarla, halaylarla uğurlandılar akademi bostanından.  KHK'lerden önce de sonra da bilim çiftçilerimiz için gerek ev, gerek kafe, gerek sendika bostanın birer parçalarıydı. Af buyursun, Deniz hocamı az yormadım bostanlarda. Tanrı şahit, ihraçtan, yorgunluktan, havadan, telaştan olsun bir kez dahi 'of' demedi, bana...

Diğer öğrenci arkadaşlarım da ihraçların ardından boşluğa düştü. Her biri farklı bir bilim çiftçisinin yakasına, boğazına, sözüne, gülüşüne tutundu.

Şimdilerde bilim çiftçilerimiz kolektif olarak kurdukları 'Kültürhane'  bostanında iyilik, sağlık ve bilgi ekmeye başladı. Daha açılışı yapılmasa da, sosyal medyada  hemen hemen her gün 'Kültürhane' den hoş bir söz, tebessüm paylaşıldığını görüyorum, görüyoruz. Mutlu oluyor insan. Olmamak elde mi? Kentlinin, çiftçisinin emeğini yücelttiğini görünce farklı bir duygu kaplıyor gönülleri. Gönüllerdeki bu duygu umut olup, dayanışma olup güçlü bir şekilde karışıyor havaya...

Başta bu kentte olmak üzere tüm ülke bostanlarının üstündeki ölü toprağı kaldırmak adına atılan bu girişimi takdir etmemek ayıp olur.

Bilim çiftçilerimizi takdir ediyoruz.

Bu arada yazının başlığını da kendim uydurmadığımı belirtmek istiyorum. Bilim çiftçisi çok değerli Serdar Ulaş Bayraktar'ın şu sözlerinden aşırdım... "KHK akşamı telefonum kapalıydı. İşte asıl sebep bu. İnsanlar beni avutmak için ararken, biz iş konuşuyorduk. Soru “ne, nasıl, neyle?” değil, “nerede?” idi. Eski kent merkezi en çok istediğim yerdi ama artık ne yazık ki sapa ve ulaşılması zahmetli bir haldeydi. Öğrencilerin erişimi açısından ideali üniversite yakınları idi ama üniversitenin civarından bile geçmek zor geliyordu. Pozcu en mantıklısı idi ama orada da uygun büyüklük ve bütçede bir yer bulunması pek kolay değildi. Şans bu ya, KHK’dan tam on gün sonra yeri bulmuş, 15 gün sonra sözleşme imzalamıştık hem de Pozcu Dikenliyol’da.

İşte böyle başladı bizim tarım faaliyetimiz çünkü esnaf gibi göründüğümüze bakmayın biz kendimizi çiftçi olarak görüyoruz; Kültürhane’yi umut tohumları attığımız ve nicelerinin atılacağı bir bostan olarak biliyoruz."

Kültürhaneye uğraya kalın!

Unutmayın; en güzel ürünler, en güzel çiftçilerin bostanlarında yetişir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.