“Engellilerin engelliler günü kutlu olsun”

Ulusal bir televizyon programında, ana haber bülteni sunucusunun sözleri bunlar… Elbette ve eminim ki art niyet yoktur ve samimi olarak paylaşım söz konusudur. Ancak bu ve benzeri durumlarda, yurdum insanının dediği gibi on düşünüp bir konuşmak gerekli… Ya da Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi “olunmamalı veya bu gibi durumlarda duygudaşlık kurulabilmeli…

Ya, terör mücadelesinde uzuvlarından birini kaybetmiştir,

Ya, doğuştan yapısal bir eksikliği ya da olumsuzluğu vardır,

Ya, kaza geçirmiştir,

Ya da çocukken geçirilen ateşli bir hastalık nedeniyle bir ya da birkaç uzvu, organı normal koşullarda değildir…

Bütün bunlar elbette önemli, hatta çok önemli. Ama asıl önemli olan bütün bunlara rağmen;

Yaşama bağlanabilmek,

Yetenekleri geliştirebilmek,

“Başarıyı” ve “Mutluluğu” yakalayabilmektir.

Yeğenim, işitme engelli doğdu. Annesinin olağanüstü çabalarıyla önce işaret dili ve sonra da işitme aletiyle, bazı sesler dışında konuşmaya başladı… Üniversiteyi bitirdi. Mersin’de bir devlet kurumunda memur olarak çalışıyor. Evlendi. Bir kız çocuğu var. İşitme engelli. Becerikli. Yetenekli. Samimi. Ve güzel…

Dünya futbol karşılaşmalarında ülkemizi dünya ikincisi yapan takım engelli takımımız değil mi?

6. kişisel sergisini açan engelli kadınımız umut saçmıyor mu?

Kolsuz ve ayaksız yüzme şampiyonlarımız yok mu?

Gören gözleri kıskandıran görme engelli saygıdeğer öğretmenlerimiz yok mu?

Engellilerin, engellerini değil, engellerini aşarak başardıklarını kutlamak gerekir…

*                      *

Mersin’de Akdeniz Garnizon Komutanı idi. Şimdi Aydınlık Gazetesi yazarlarından.

Yazılarını okumadan geçersem eksiklik hissediyorum. Soner Polat’ın, geçtiğimiz günlerde bir yazısında; “Ülkelerin sabit dostlukları ya da düşmanlıkları yoktur, olamaz” tümcesi dikkatimi çekti.

Günümüz koşullarında somutlaştırmaya çalıştım.

Bir zamanlar haklı olarak “Dünyanın jandarması” idi ABD. Bizim de müttefikimiz (!) Avrupa Birliği 65 yıldır AB kapısında oyalıyor bizi. Rus Çarlığı boğazlarımıza egemen olmak istiyordu. Libya lideri Kaddafi, Kıbrıs çıkarmasında yakıt desteği yapmıştı bize. Suriye ile ortak Bakanlar Kurulu toplantıları yapmıştık. İran ile 1639’an beridir aynı sınırları paylaşıyoruz. Irak’ın kuzeyindeki yapılanmanın sözüm ona liderini  “Devlet adamı” gibi karşılamıştık…

Sonra ne oldu?

ABD’nin bizi parçalamak isteyen, bölücü terör örgütünü kuran ve hâlâ destekleyen olduğunu yaşıyoruz

Yetmedi ki, şimdi de bir taraftan Yunanistan’ı bize karşı, diğer taraftan da Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtmakta

İngiltere AB üyeliğinden ayrıldı. Almanya ile ilişkilerimiz oldukça iyi

Çin ile ilişkiler “Yol-Kuşak” projesi kapsamında gelişmekte

ABD’nin ambargo kararlarına rağmen, İran ile ilişkilerimiz olması gereken yolda

Irak’ta Barzani “Yandı-Bitti-Kül oldu”

Açıktan olmasa da Suriye ile görüşmeler yaşamsal anlamda sürüyor

ÖNEMLİ OLAN ÜLKELERİN ÇIKARLARIDIR!  O ÇIKARLARA UYGUN DAVRANMAKTIR. Kin, nefret, ufkun ötesini görememek tüketir!

Aklıma ne geldi biliyor musunuz? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Venezüella ziyaretinden sonra “Yoldaş olduk” dedi ya…

*                      *

Bilinç ŞART

Gerçeklik ise, hareket noktası

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.