Bir erkek, “Bir Genç Kızın Gizli Deferi”ni niçin okur? Hele o defterin başında “Bu anı defteri bana aittir. Benim iznim olmadan defterimi karıştıran ve okuyan, dünyanın en terbiyesiz insanıdır.” yazıyorsa… Serra’dan onun defterini okumak için izin almadım, doğru. Ancak defterini okuyarak onunla dertleşmiş sayıyorum kendimi. Sadece ben onun sırlarına ortak olmadım ki, o da beni dinledi bazen. İnsan dertleşirken de izin almaz ya…

                Serra’yla tanışmadığımı, bir gece boyunca onunla sohbet etmediğimi kim kanıtlayabilir şimdi. Ya ben… O gece Serra’nın Cosby babasının sesini duyduğumu düşünüp gülümsediğimi gizleyebilir miyim? Hatta Serra üzüldüğünde ben de üzülmüştüm de, bunu fark ettiğimde de kendimi kendimden gizlemeye çalışmıştım; fakat başaramamıştım. İşte “Bir Genç Kızın Gizli Defteri”nin en önemli işlevi de bu oldu benim için: Hem başkasını hem de beni, bana açtı.

                İpek Ongun, “Bir Genç Kızın Gizli Defteri”nde ilk gençlik çağındaki Serra’yı, Serra’nın ailesini ve arkadaşlarını anlatıyor. Kitabı okurken Serra’nın yaşıtıysanız kitapta kendinizi bulmanız olası. Sanki sizin ailenizle olan ilişkilerinizi, arkadaşlarınızın size karşı tutumunu, isteklerinizi, umutlarınızı, üzüntülerinizi İpek Ongun teker teker gözlemlemiş ve bir elekten geçirmiş de o kitaba işlemiş gibi. Kitabı okuduğunuzda, artık ilk gençlik çağınızdan çıktıysanız, hem unuttuğunuz kendinizi anımsıyor hem de anlamaya çalışmadığınız gençleri daha dikkatli dinlemeye başlıyorsunuz. Benim de isteklerim, beklentilerim vardı, diyerek gençlere hak veriyorsunuz. Bir gencin penceresinden bu yoğun ve karmaşık dünyayı seyrediyor, bazen de seyretmekten çıkıp olayın kahramanı oluyorsunuz.

                Düşler de var “Bir Genç Kızın Gizli Defteri”nde, düş kırıklıkları da. Serra’nın yapmak istedikleri, yaptıklarını bastırsa da bazen, hüzünlü bir kız değil. Çoğu zaman kararlı ve umutlu görünüyor. Geleceği kendi elleriyle biçimlendirebileceğinin farkında… Aynı zamanda edebiyata da ilgi duyuyor. Başından geçenleri aksatmadan gizli defterine yazıyor ve o gizli defterini sadece okuyucularıyla paylaşıyor.

                Başta sorduğum soruyu bir kez daha yineleyeyim: Bir erkek “Bir Genç Kızın Gizli Defteri”ni niçin okur? Kızların dünyası kızları ilgilendirir, erkeklerinki de erkekleri. Öyle mi acaba?  Okumayı çok seven, meraklı veya yeni şeyler öğrenme çabasındaki bir erkek, bu kitabı okuyabilir. Bunlarla birlikte özellikle başkasını tanımak, başkasının da kendine ait bir dünyasının olduğunu fark etmek ve kendini başkasının penceresinden görmek isteyen erkekler de okuyabilir ve okuyorlar.

                Bu kızları hiç anlamıyorum, diyen arkadaşlarınız varsa “Bir Genç Kızın Gizli Defteri”ni tavsiye edebilirsiniz. O kişi, böylelikle kendini de anlamaya başlayacaktır. Çünkü bu kitap bir genç kızın saklı yönlerini tanıttığı gibi, benim de farkında olmadığım yönlerime ışık tuttu. Bir kişi, bir kitapta bu kadarını bulmuşsa, daha başka ne isteyebilir ki sizce?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.