Değerli dostlarım, hepinize selamlar. Günümüz dünyasında ekonomik büyüklüğün, gücün ve etkinin sadece bir tane ölçütü var; o da üretmek. Eğer üretebiliyorsanız, ekonomik açıdan büyük, etkin ve güçlüsünüz demektir. Çünkü üretirseniz, fiyat belirlersiniz. Üretirseniz, etkiniz ve bir nebze de olsa dünyada yetkiniz olur. Üretirseniz, güçlüsünüz demektir. Çeşitli kurumlar zaman zaman beni çağırıp görüş paylaşmamı, bir iki kelam etmemi istiyorlar. Ben de az önce bahsettiğim cümleleri kuruyorum. Bir de ekliyorum: Yerli üretimde, bir musibet bin nasihatten iyidir.

Bu cümleleri nerede ne zaman kursam karşıma iki tane soru geliyor. İlk soru şu: “İyi güzel diyorsun da Türkiye’de üretmek kolay mı? “ Soruyu, 55 yıllık bir üretici olan aile şirketinin yeni nesil yöneticilerinden birisi olarak hemen ve kesin bir dille cevaplandırayım: Hayır, Türkiye’de üretim yapmak kolay değil. Bunun nedenlerini hepimizi hemen hemen tahmin edebiliyoruz. İkinci soru ise şu: “ Madem kolay değil, neden hala üretim yapıyorsunuz?” Dostlar, Türkiye’de hala üretim yapıyoruz çünkü Türk sanayicisi, bu ülkeyi çok seviyor. Bu ülkeden başka bir vatanımız olmadığını, bu ülkeyi kalkındırmak için çabalamaktan başka bir yolumuz olmadığını çok net biliyor.

İşim gereği, aylık veya 3 aylık süreçlerde değişik sektörlerden raporlar sunuyor, sektöre giriş için ne kadar sermaye gerektiğini, kaç adet ekipman gerektiğini ve işin sonunda potansiyel kar marjımızı hesaplıyorum. Şu zamana kadar belki onlarca sektörü incelemiş ve raporumu sunmuşumdur. Bu raporların ortak özellikleri şu şekilde çıkıyor.

•             Sektörde kar marjı neredeyse yok.

•             Ürünü veya hizmeti ithal etmek, üretmekten daha ucuz.

Yani dostlarım, özellikle seri üretim konusunda uzmanlaşmış ülkelerden ( Çin) ithal edilen ürünlere karşı ne yazık ki bir fiyat avantajınız olmadığı için, yerli üretici olmak; ne yazık ki an itibariyle çoğu sektörde bir dezavantaj. Çünkü ya para kazanmıyor ya da ithal ürünlerin fiyatları ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz.

İşin bir de yüksek teknoloji gerektiren, yüksek tahsilli personel ve bilgilerini gerektiren Yüksek Teknoloji ürünleri kısmı var. Neden bahsediyorum, mesela akıllı telefonlar ve bilgisayarlar. Bunların üretimi ne yazık ki ülkemizde istenilen seviyede değil. Sorunun sebebi basit: Ya o teknolojimiz yok, ya o tipte bir personelimiz.

Yüksek teknoloji ürünleri ile normal ürünleri kısa bir bilgi ile ayıralım. Bir ürün eğer Türkiye’de merdiven altı diye tabir edilen yerlerde üretilebiliyorsa, o ürün yüksek teknoloji ürünü değildir. Siz hiç merdiven altında bilgisayar üreten bir organizasyon gördünüz m?

İşte bu düşünceler ile okudum Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın açıklamasını. Açıklama şu şekilde: “ KOSGEB aracılığıyla dezenfektan, koruyucu elbise, koruyucu gözlük, maske, eldiven gibi ürünlerin yerli üretimine işletme başına 6 milyon TL’ye kadar destek verilecek”

Değerli dostlarım, ülkemizin korona virüs salgını tehlikesi ile baş başa kaldığı bu günlerde; yerli üretim ve yerli üreticinin önemi bir kere daha karşımıza geldi işte. Sayın bakanın bahsettiği ürünlerden olan maske üretimi ile ilgili karşıma çıkan iki haberi paylaşıyorum.

1.Haber: Manisa’da bir meslek lisesi öğretmenleri okul hizmetlileri ve idari personeli 70 kişi toplanmış, maske üretimi yapıyorlar. Nerede üretiyorlar? Meslek lisesinde.

2.Haber: Konya’nın Beyşehir ilçesinde, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Giyim Üretim Teknolojisi Alanı öğretmenleri ile öğrencileri, yıkanabilir koruyucu maske üretimine başladı. Üretim nerede yapılıyor? Yine meslek lisesinde…

Sizin o burun kıvırdığınız meslek liseleri, işte bu günlerde gerçek ihtiyacı karşılamaya çalışıyor. Geçtiğimiz sene kaleme aldığım ve hala güncelliğini koruyan bir yazı yazmıştım. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Buraya tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz.

Yani dostlarım uzun lafın kısası, bahsedilen maske yüksek teknoloji ürünü değil. O zaman bir soru, peki zamanında neden adam gibi bir üretici çıkıp da bir tesis kurmamış? Cevabı basit, yazının başında belirttim. Ya ithal ürün ve fiyatı ile mücadele edemiyor, ya sektörden para kazanamıyor.

Artık sözün özünü yazalım, noktalayalım.

Bir musibet, bin nasihatten iyidir derler ya…

İşte en azından sağlık sektöründe yerli üretim konusunda Korona Virüs tehlikesi, bir musibet oldu ve ülkemize bin nasihatten iyi geldi.

Dileğim, bir daha bir musibetin bu ülkeye bulaşmadan yerli üretimin öneminin diğer sektörlerde de anlaşılması yönünde.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.