24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri bir değişimin yasal ve yaşamsal anlamda bir başlangıcıdır. Bu ne ilktir ne de son olacaktır. On altı yıldır yapılan bir hazırlık vardı ve bu tarih son noktayı koydu.

AKP seçimde başarılı oldu mu?

Öyle veya böyle, başarılı yapıldı.

CHP yüz seksen bir bin seçmen sandığının elli bininden bile sağlıklı sonuç alınamamış.

Bazı haber kaynaklarına göre de parti bu kadar seçmen sandığının ancak üçte birinde sağlıklı görevlendirme yapabilmiş. Tabi ki bunlar iddia. Ama “ateş olmayan yerden de duman tütmez” derler.

Seçimler yapıldı, Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri yeminlerini ettiler herkes görevine resmen başlamış oldu. Cumhurbaşkanı yemin ettikten sonra ilk iş olarak birkaç KHK yayınladı ve bunları hemen yürürlüğe koydu.

Bu KHK’ler konusunda kararlar alınıp yürürlüğe konurken 600 milletvekilinin üyesi olduğu yasama organı devre dışı bırakıldı.

Bu KHK’lere göre:

Devlet tiyatroları kapatıldı.

Devlet opera ve balesi kapatıldı.

Askeri şura kapatıldı.

Genel Kurmay Başkanının bütün yetkileri saraya devredildi.

Bazı bakanlıklar birleştirilerek sayısı on altıya indirildi, hükümet kuruldu ve Genel Kurmay Başkanı Milli Savunma Bakanlığı’na getirildi.

Bakanlık örgütlerinin birçoğu kapatıldı, birçok kurum lağvedildi ve yerlerine yüze yakın yeni daire kuruldu.

Bütün yatırımlar ihale yasasının dışına çıkarıldı.

16 Nisan 2016 tarihinde yapılan referandumla değiştirilen anayasanın maddeleri yürürlüğe girerek,  cumhurbaşkanının yetkileri arttırıldı. Devlet yönetiminde tek yetkili cumhurbaşkanı oldu.

Yasama, yürütme ve yargıda “Güçler Ayrılığı İlkesi”, “Güçler Birliği İlkesine” dönüştürüldü . Bütün yetkiler tek elde, sarayda toplandı.

Kısaca devletin yönetim şeklinde geriye dönüşümü olmayan değişiklik yapıldı. Buna rejim değişikliği denir.

Bunlar olurken insanlarda insan, doğa, çevre ve hayvan sevgisi kalmadı.

Güzel ahlak evden kaçtı yerini ahlaksızlık, saldırganlık aldı.

Çocukların sokaklarda ve çocuk parklarında güvenliği kalmadı.

Öğretmenlik eğitimi almayan öğretmen atandı. Hukuk eğitimi almayanlar yargıç ve Prof. Olmayanlar da üniversitelere rektör olarak atanacaklar.

İktidar kanadında bunlar olurken ana muhalefet kanadında neler oluyor?

Ana muhalefetin seçim öncesi yaptığı bütün hesaplar yanlış çıktı.

Seçimi kayıp etmenin şokunu üzerinden halen atamamış durumdadır.

Halen seçim sonuçlarının neden böyle çıktığı konusunda sağlıklı bir açıklama dahi yapılamadı.

Normal zamanında yapılırsa yaklaşık sekiz ay sonra bir de yerel seçim var. Belki de 2018 yılının ekim veya kasım aylarından birine de çekilecek. CHP için bir de bu durum var. Nasıl hazırlık yapılacak ve adayların tespiti oldukça önemlidir.

AKP gelecek olan ekonomik kriz fazla derinleşmeden yerel seçimi de yapıp yerelde de ağırlığını devam ettirmek istiyor. Bu nedenle yerelde de erken seçimi gündeme getirdi. CHP’de hemen “ Biz hazırız” diyerek ortaya atıldı.

CHP olarak önce bir kendine gel ve toparlan. Durum değerlendirmesi yap, hazırlıklara başla. Sonra böyle bir açıklama yap.

CHP’de partinin aldığı oylardan cumhurbaşkanı adayının aldığı oyların fazla olması, Sayın Muharrem İnce ve tabandan bazı partililer olağanüstü kongre düşüncesini gündeme taşıdılar.  Şimdi bu başarısızlığın derdi dururken olağanüstü kongre için bazı girişimlerde bulunuyorlar. Tabi ki olabilir. Yönetim değişikliği şart olsa bile partinin başına kim geçerse geçsin, CHP’de bir zihniyet değişikliği yapılmadıkça seçimlerde çok fazla bir şey değişmez.

CHP önce sosyal demokrat parti olmanın hem ulusal, hem de uluslar arası ilkelerinin koşullarını yerine getirmelidir. Sosyal demokrat parti Türkiye’nin sosyoekonomik, kültürel ve siyasal koşullarına göre, daha solda, antifaşist ve antiemperyalist bir politik çizgide olması gerekirken, sağın partisi ile arası açılmış politikacılarını toplayarak sol seçmenden oy toplamaya çalışıyor. Hem sola kısmen sırtını dönüyor, hem de onlardan oy istiyor. Bu olacak şey mi?

CHP’nin tabanında halen AKP’nin asıllı ve asılsız karalamalarına yanıt verecek, doğru dürüst yeteri kadar yanıt verecek parti kadrosu yok.

Örnek:

AKP’li diyor ki:

 “CHP camileri geçmişte ahır yaptı.”

Buna karşı doğruları söyleyebilecek bir tane parti yöneticisine benim yaşadığım çevrede rastlamadım. Anlattığınız zaman:

 “Ha! Öylemiydi” diyor.

CHP yetkilileri partinin son elli yılını danışma toplantılarında gündeme getirip sorgulamayı düşünüyorlar mı?  Ve de buna göre de yeni politik stratejiler geliştirmek akıllarına gelmiyor mu?

Bu ülkede devletten sosyal yardım alan on dokuz milyon kişi var. Bu yoksulluğun resmen tescilli durumudur. CHP ise parti olarak on bir milyon dolayında seçmenin oyunu alabildi.

Geçmiş yıllarda gecekondu mahallelerinden alınan o milyonlarca oy neden gelmez oldu?

İşçi mahallelerinde yoksullar ve dar gelirli seçmenler partiye neden uzak duruyor?

1970’li yılların politikasından neden uzaklaşıldı?

Parti yoksullar arasında neden güven kazanamıyor?

CHP, sağdaki sermaye ve tarikatların destek verdiği partilerinin belirlediği politik çizgiye göre değil, kendi belirlediği politik çizgiye göre siyaset yapmak zorundadır. Yoksa birilerinin dümen suyunda yüzmeye devam ederse bir gün mutlaka alabora olur.

Bu sözler partinin sorumluluğunu üzerine almış olanlaradır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.