İnsanların, hayvanların ve bitkilerin yapılarının yarısından fazlasının su olduğunu ifade ettiğimizde sadece doğada değil, doğanın bir parçası olan canlıların içinde de önemli bir hacim tuttuğunu görmüş oluruz.
Sadece su açısından baktığımızda dünyanın bir ‘su küre’ olduğunu söyleyebiliriz. Bakışımızı kullanılabilir suya çevirdiğimizde ise dünyanın su açısından hiç de zengin olmadığını hayretle görürüz. İçilebilir su diye göz gezdirdiğimizde ise şaşkınlığımız daha da artar.
Dünyanın dörtte üçü sular ile kaplı. Dünya sularının yüzde doksan yedi buçuğu tuzludur; tatlı su ise sadece yüzde iki buçuktur. Tatlı suyun yüzde altmış sekizi buzullarda donmuş durumdadır. Yüzde otuzu yer altında aksiferlede bulunmakta; toplam suyun yüzde iki buçuğu olan tatlı suyun sadece yüzde ikisi göl ve akarsularda yer almaktadır.
Görüldüğü gibi ‘su küresi’ olan dünyada insan ve canlıların kullanabileceği su, toplamın yüzde birinden bile az…
Canlılığın var olması, canlıların yaşayabilmesi için su, yerine başka bir şey konulamaz bir maddedir. Canlıların bir parçası olan ve insan ile hayvanların enerji kaynağı besinler de su olmadan var olmaz, üretilemez. Bu nedenle de ikame edilmez bir maddedir su…
Dünyadaki artan insan sayısı
Dünyada ivme kazanan tüketim çılgınlığı
Suya olan gereksinimi arttırmaktadır. Kullanılabilir su kaynaklarının yüzde yetmişi tarımda harcanmaktadır. 
1 kg tahıl için      1 ton
1 kg çikolata için 17 ton
1 kg et için           15 ton
1 kg peynir için    3 ton
1 kg ekmek için    1,6 ton
1tişört için            2,7 ton
1 kot için              10,8 ton
1 otomobil için     300-400 ton
Su harcanmaktadır. Bir kilogram ekmek çöpe gittiğinde beraberinde 1,6 ton su da çöpe gitmektedir. Et ağırlıklı beslenme, sebze ağırlıklı beslenmeye dönüştürüldüğünde tonlarca sudan tasarruf edilebilir. İhtiyaç fazlası bir kottan vazgeçmek demek, 10,8 ton suyun harcanmasını önlemek demektir.
Çok miktarda su harcayan termik santrallerin yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına başvurmak su tüketimin azalması demektir.
Her türlü tüketimin gereksinimler sınırına çekilmesi demek su tüketiminde hatırı sayılır bir gerileme demektir.
Ve de onun kadar önemli tüketimin makul seviyelere gelmesi; kullanılabilir su miktarını azaltan küresel ısınmada yavaşlama ve su kaynakları kaybında azalma demektir.
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'nın tespit ettiği, dünyada tatlı su tüketimi bu kaynakların yeniden oluşması sürecinden daha hızla işlemesinin dengeye gelmesi ve bir süre sonra artıya geçmesi demektir.
Emperyal ülkelerin su kıtlığından kaynaklanan açlık ve yoksulluğun hüküm sürdüğü yerlerde, yerel çatışmalara yol açma olasılıklarının azalması demektir.
Bir yudum su yerini başka hiçbir şey tutamaz…
Bir yudum su hayatın kendisidir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.