Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ülkenin tüm öğretmenlerini kapsıyordu.

                Öğretmenlerin tek örgütlü gücüydü.

                Bağlı bulunulan siyasi parti, dernek, etnik köken, dinsel farklılık gözetmiyordu.

                “Öğretmen” kimlikli olmak yeterliydi.

                1969 yılında Türkiye’deki ilk genel eylemi yapmıştı.

                Fakir Baykurt önderliğindeki bu yapılanma, iktidarları üzdü. (!)

                TÖB-DER yapılanması geldi ardından. (Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği)

                “Sendika” ile başlayan örgütlü güç “Dernek” yapılanmasına dönüştürülmüştü.

                Süreç, TÖB-DER yapılanmalarına bile tahammül edemedi. “Dernek” özelliği kendini hemen gösterdi ve ayırımcılıklar başladı…

                Örgütsüz geçen on yıllardan sonra “Sendika” adı altında öğretmen örgütlenmeleri oluştu.

                Eğitim-İş

                Eğitim-Sen

                Eğitim-Bir…

                Hareket noktası; eğitim çalışanlarının haklarını koruma, savunma, geliştirme, toplumsal kariyerini sağlamlaştırma, yönetenlere karşı güçlü kılma vb. olduğu halde sözüm ona aynı amaçlarla birden fazla olmak üzere aynı işkolunda örgütlenmeler oluştu.

                Ve sonunda;

                “Devrimci” adı altında ancak fraksiyon denilen ayırımcılıklarla sendikalar sendika olmaktan çıktı ve yönetenlere muhalefet edenler ve yönetenlerle aynı çizgide olanlar vb. biçimde ayrıştılar. Hatta sözüm ona “Devrimci” gruplar da aralarında anlaşmazlıklar yaşayarak küçük lokmalar haline geldiler.

                Sene 2020

                Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hukuk alanındaki tek çatı olan “Türkiye Barolar Birliği” parçalanıyor!

                Ya da parçalamak isteyenler çabalamada diyelim.

                Siyasi düşüncesine göre,

                Etnik yapısına uygun,

                Dinî inançlarına paralel…

                Bu ve benzeri biçimlerdeki “Barolar” yurdum insanına ve HUKUK alanında ne kadar açık, net, doğru, insanî, vicdanî vb. katkılar sunabilir?

                Üstelik de ülkede bunca sorun varken?

                Var olan Türkiye Barolar Birliği neden parçalanmak istenir?

                Emperyalizmin politikası değil midir bu?

                “Birlik” olalım derken bir taraftan da ayrıştırmak neyin nesi?

                Birlik çağrılarımızda samimi değil miyiz yoksa?

                Hırsımız aklımızın önüne mi geçti yine?

                Kime hizmet, neye yarar?

                Avrasya’da yerimiz hazır iken, Atlantik’ten hâlâ ve ne için medet umuyoruz?

                “Birlik” talebimize tutumlarımızla katkı sağlayalım.

Bir zamanlar olduğu gibi…

                Aksi mi?

                Dağılmaya devam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.