Ergenekon sürecinde savcılara  binlerce sayfalık  iddianame hazırladılar. Sonrasında  birçok tutuklama kararları ile dünya  basını ülkemizi takip etti.Akabinde balyoz, isimli bir süreç  başladı ve savcılar yine binlerce sayfalık iddianameler hazırladılar. Eski Genelkurmay Başkanı  İlker Başbuğ ve Kuvvet komutanları dahil  yüzlerce asker ve sivil gözaltına alındı, tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Bu tutuklamaları  şu günlerde ise gazeteciler takip ediyor.Bir gün sabah uyandığımızda yazdığınız şu yazıdan dolayı diyemezler ama, saçma sapan uydurma iddianameler  karşılaşmayacağımızın garantisini kimse veremez.Savcıların isnat ettikleri suçlamalar öyle yenilir, yutulur cinsten değildi. Darbe ya da darbeye teşebbüs, cami bombalama, katliam yapma o kadar çok sıkıntılı suçlamalar var ki dillere destan,bilmeyen  kitleye yandaş medya  ile öyle güzel empoze ettiler ki herkes bu haberler çıktığında ekranlarda canavar görmüş moduna girdi.
Yıllarca sürdü yargılama. Binlerce yıla varan cezalar verildi. Sonra bir daha düşünelim, denilerek yeniden bir süreç başlatılıp, Ergenekon ve Balyoz tutukluları yıllar sonra aklandı.Yani masum olduklarına karar verildi.Ceza evinde  bir çoğu derdinden hastalandı bir çoğu da hayatını kaybetti.
Sonra bir “şike” süreci başlattı savcılar. Her zaman olduğu gibi sabah baskınlarıyla futbol camiasının tepe isimleri gözaltına alındı.Hapse gönderildiler. İddia ve deliller yenilir, yutulur cinsten değildi. 3 yıl sürdü ve bir sürü cezalar kesildi. Peşine yine bir çark ediş oldu ve pardon, denilerek  tutuklamalar  sonlandırıldı.
2009 yılında “KCK”  ile tanıştık. Vatana ihanet, terör örgütüne yardım yataklık, terör örgütü propagandası yapmak gibi suçlamalarla yaklaşık 2500 kişi gözaltına alındı. Bunların bir çoğu  tutuklandı. Gözaltı ve tutuklamalar devam etti.Bu tutuklamalarda kişilere verilen kararlar belgeli idi çoğu da zaten inkar etmiyorlardı yaptıklarını AMA;çözüm süreci adını verdikleri ihanet projesi  kapsamında  2013 yılında “KCK” sanık ve şüphelileri tek tek aklanmaya, beraat etmeye başladı. Bir ara tutuklu sayısı sıfıra bile düşürüldü.Bunların üstelik bir çoğu bölge de PKK terör örğütüne yardım yataklık etmekten yargılanan belediye başkanları,belediye personellerinden oluşuyorlardı.Ama ne hikmetse devletin resmi kurumundan örgüte finansman sağlayanlar ihanet projesi ile serbest bırakıldılar.
 Gezi olayları,“ODA TV” davaları ile devam eden tutuklamalar, ihanet, yine darbeye teşebbüs, iddiaları ile devam etti sonrasında  berat karaları ile sonlandı.
Yukarı da bahsettiklerimi bir tarafa bırakalım gelelim Paralel tutuklama kararlarına, daha düne kadar beraber hareket eden iki yapı ne oldu ne bittiğini anlamadan bir anda düşman kesildiler.Normal de her ortamda birbirlerine olan  sevdalarını methiyeler düzerek kutlayan cemaat iktidar bir anda kanlı bıçaklı olmuşlardı. Polis ve savcılar,meslektaşlarının evlerine, makamlarına baskın yapıyor, gözaltına alıyor. Aynı şekilde hizmet hareketine yakın medyaya, işadamlarına, okullara dershanelere peş peşe baskınlar yapılıyordu Haliyle bunlara da isnat edilen suçlar vatana ihanet, devlet içinde örgütlenme, darbeye teşebbüs aklıma gelenler bunlar daha bir çok suç ile yargılamalar oldu. Yüzlerce gözaltılar ve hapse göndermeler. Aradan günler, haftalar, aylar, yıllar geçiyor ve bir çoğuna hadi sizde serbestsiniz deniliyordu.Bu konu burada yazılacak kadar basit bir mesele değil inşallah ilerleyen yazılarımızda bu konuyu değerlendiririz.Yakın zamanda bir de akademisyenlerimiz çıktı.Bir taraftan tutukluyorlar, birkaç gün sorgulamanın ardından mahkemeye çıkarıyorlar. Daha sonra serbest bırakıyorlar.
Tabi bu süreçlerde iddia edilen suçlamaların ortak noktası darbe yapmak amacında olmaları. Ortak hedefleri AKP oluyor haliyle partiye yönelik  bir eylem olarak görünen imzalar da AKP kurucusu  bir hanfendininde  çıkması ile  süreç devam ediyor.Tabi bu süreçleri başta Sayın Erdoğan olmak üzere AKP ve yandaş medya sakız yaptılar senelerce. Çiğnediler ve hala çiğniyorlar.Milletin ağzına pelesenk olan bu hadiseler topluma cinnet halini getirdi.
Şimdi gelelim Deniz Feneri davası ,“sıfırlama veya 17-25 Aralık” süreci. Yine iddialar, yine kayıtlar, yine gözaltılar yapıldı. Şüpheli ve sanıkların tamamı AKP’li ve AKP’ye yakın isimlerdi.Ama ne hikmetse gelene  gidene darbe teşebbüsü vatana ihanet suçları ile içeri atan savcılar bir anda kayboldular.
Her platform da Küçük Emrah edebiyatı yapanlar, komplo kurdular, önümüzü kesmek istiyorlar, biz ne yaptıysak hak için yaptık söylemleri  ile bugünlere geldiler ama  bakara süresine makara dedikleri için asla yargılamaya tabi olmadılar.Düne kadar  Savcılar,hakimler hangi normlara göre baskın ve yakalama kararı alıyor ve suç isnadı yapıyor?Ve karar verip cezaevine gönderiyorlardı.Peki bu savcılar dün vardı da bugün neredeler bir çoğu kaçtı ya da emekli oldu.Bu iktidar bir gün gittiğinde şimdikiler de yaptıklarında dolayı acaba kaçacaklar mı ya da kaçanlar tekrar aramıza dönecekler mi?Böyle bir hukuk sisteminin içinde biri bana bu ülke de HUKUK mu dedi.Hadi hayırlı tıraşlar.Vesselam! 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.