“Çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmak”, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında temelleri atılan, bugün de güncelliğini koruyan bitimsiz bir idealdir. Çağdaş uygarlık, tamamlanan bir olgu değildir. Bu ideal, sürekli çalışmayı ve yenilenmeyi gerektirir. Bu nedenle daha kat etmemiz gereken çok yol olduğu açıktır. Sistematik düşünmek, bu yolculukta eksikliğini hissettiğimiz becerilerden sadece biridir.

Sistematik düşünmenin temelinde plan ve program vardır. Bir problemin çözümü için önce nedenler tespit edilir, ardından da çözüm önerileri sunulur. Daha sonra da bir program hazırlanır ve bu program hayata geçirilir. Yani süreç en ince ayrıntısına kadar planlanır, rastlantılara fırsat verilmez.

Sistematik düşünmeyenler ise plan ve program yapmazlar. Hedefleri olmakla beraber buna nasıl ulaşılacaklarını ayrıntılarıyla betimlemezler. Bu yüzden başarıları da başarısızlıkları da rastlantı eseridir. Başarılar sisteme değil, kişilere aittir. “Her şey olacağına varır.”, “Su akar yatağını bulur.”, “Kervan yolda düzülür.” sistematik düşünmeyenlerin sloganlarıdır.

Bugün çağdaş ve uygar olarak nitelenen devletler, sistematik düşünme geleneğine sahip devletlerdir. Dünyaya yön veren bu devletler, özellikle eğitim sistemlerini belirli bir program dâhilinde yürütürler. Sistematik düşünmeyen devletlerde ise eğitim, günübirlik değişikliklerle yapboz tahtasına dönüşmektedir.

Sistematik düşünme geleneği olmayan devletlerde, bakanlar değişince eğitim sistemi tepeden tırnağa değişir. Hatta dört beş yılda bir eğitimde “devrim” yaşanır. Sistematik düşünen devletlerde ise bakanlar değişir fakat ülkenin eğitim politikasında köklü değişimler yaşanmaz. Çünkü eğitim programlarının meyvelerinin uzun yıllar sonra toplanacağı bilinir.

Sistematik düşünme alışkanlığı olmayan devletlerde liseye veya üniversiteye hazırlanan gençler, “Acaba sınav sistemi bu yıl da mı değişecek?” diye bir korku yaşar. Çağdaş devletlerde ise sınav sistemleri yıldan yıla değişmez, gençler geleceğe güvenle bakabilir.

Sistematik düşünmeyen devletlerde eğitim programı değiştirilirken öğretmenlerin bu programa hazır olup olmadığı çok da hesaba katılmaz. Sistematik düşünen devletlerde ise önce öğretmenler yetiştirilir, sonra program değiştirilir.

Sistematik düşünmeyen devletlerde ihtiyaçtan fazla öğretmen üniversiteden mezun olur. Çünkü üniversitelerdeki öğretmenlik kontenjanları ihtiyaca göre planlanmamıştır. Bu nedenle öğretmenlerin elenmesi için üniversiteden sonra bir de sınav yapılması gerekir. Oysa sistematik düşünen devletlerde üniversiteler, ihtiyaç kadar mezun verir.

Örnekleri artırmak olanaklıdır. Kısacası sistematik düşünme geleneği olmayan devletler, eğitim sisteminde güçlü bir program ortaya koyamazlar. Bu nedenle de başarıya ulaşmaları oldukça zordur. Çağdaş ve uygar devletler ise programlı bir eğitim sistemi yarattıkları için bilimsel gelişmelerde öncü olurlar. Başarısız olmaları halinde ise programlarını gözden geçirir ve yeniden yola koyulurlar.

Atatürk’ün belirlediği “çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkma” ideali hâlâ güncelliğini korumaktadır. Özellikle eğitim politikalarını geliştirirken sistematik düşünmek, bu ideale yaklaşabilmek için oldukça önemlidir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.