Türkiye önemli dönüşümler yaşıyor.

Anayasa deşikliği, partili başkanlık sistemine geçiş, altı yüz milletvekili olan, ama tek adamın her alanda etkili ve yetkili olduğu rejime doğru hızla yol alıyoruz.

Parlamenter rejim hızla otoriter bir rejime doğru dönüştürülüyor.

Cumhuriyetin doksan altı yıllık birikimleri ekonomik, kültürel, siyasal ve sosyal anlamda yok ediliyor.
Fabrikalar satıldı, hayvancılık öldü, tarım çökertildi, ormanlar yok ediliyor.

Doğa bir taraftan tahrip edilip iklimsek değişiklere zemin hazırlanırken, diğer taraftan da yağmur duasına çıkılıyor.
Meteoroloji Genel Müdürü ortalama sıcaklık artışının nedenini nüfus atışı sonucuna bağlıyor.

Okumayan bireylerden meydana gelen toplumlarda cehalet alabildiğine ileridir.

Kaz Dağlarında Kanada Şirketi altın arama bahanesiyle yüz doksan beş bin ağacı kestirdi. Burada çıkacak altının ancak yüzde dördü Türkiye’ye kalacak, kalan yüzde doksan altısı yabancı şirketin.

Maden arama ruhsatı verilen toprakların yüz ölçümü iki yüz seksen iki bin kilometre karedir. Yani Türkiye yüz ölçümünün üçte birinden de fazla. Bunun yüzde sekseni de İsrail kökenli şirketlere verilmiş durumdadır.

Ormanlar özelleştirmeye doğru gidiliyor.

Doğuda Mehmetçik bir karış toprağın bölünmemesi için şehit düşerken, diğer taraftan topraklar yabancı şirketler ya satılıyor ya da uzun vadeli kiraya veriliyor.

Hastaneler özelleştirilerek müşteri garantisi veriliyor.

Köprülere müşteri garantisi veriliyor.

Tutmayınca da aradaki farkı vatandaşlardan alınan vergilerle kapatıyorlar.

Eğitim dinselleştirildi.

İmam Hatip Lisesi sayısı arttırılırken, milli eğitim müfredatı de değiştirilerek içerik olarak bilimsellikten uzaklaştırıldı.

Eğitim sistemi okumaya, araştırmaya, akıl yürütmeye ve sorgulamaya değil, biat kültürü kazandırmaya göre programlanmıştır.

Beş altı yaşından itibaren çocuklara, bu Dünya’da insan olarak nasıl daha iyi yaşayabileceği ve bunun nasıl gerçekleşebileceği değil;  öbür dünyanın cehennem korkusu veriliyor.

Ülkemizde kütüphane, sağlık kurumu ve ibadethane sayıları bu duruma nasıl geldiğimizi çok güzel açıklıyor.

Bazı Avrupa ülkeleri ile ülkemizin bu konulardaki durumu her şeyi ortaya koyuyor zaten.

İşte birkaç örnek:

Türkiye’de 1171 kütüphane,  7000 kadar sağlık kurumu, 88 bin 681 cami (*), 937 cemevi ve 1388 adet de kilise ibadete açıktır.

Ülkemizde halen 210 bin kadar öğrenci cemaatler adına okuyor.

On dört bin dolayında Diyanet İşlerine Bağlı Kur’an Kursu, bir bu kadar da yasa dışı Kur’an kursu olduğu tahmin ediyor. İki milyon altı yüz bin kişi tarikatlara bağlı olarak yaşıyor.

Kur’an’nın okunuşunu ezberleyip tekrar eden insanlar, Kur’anı okuduğuna inanıyor.

Almanya’da 5021 kütüphane, 70 bin kadar sağlık kurumu, 8 bin kadar da kilise var.

Fransa’da 16100 kütüphane, 60 bin sağlık kurumu ve 9 bin de kilise var.

İtalya’da 6021 kütüphane,  Polonya’da 8050 kütüphane vardır.

Çin’de ilkokullardan başlamak üzere yapay zekâ eğitim programına alınmıştır. Bazı ülkelerde 2030 yılında yapay zekâlı robotları tır sürücüsü olarak göreceğiz.

2050 yılından itibaren yapay zekâlı robotlar cerrahi işleri yapacak.

Yapay zekâ gelecekte endüstride, tarımda, hizmet sektöründe kullanılmaya başlandığı zaman bilim ve teknoloji alanında gelişmemiş toplumların durumu ne olacak?

İnsanın yerine robot kullanılmaya geçildiğinde insan yalınız tüketici durumda kalacaktır.

Eğitimi dinsel hale getirip, biat kültürü vererek mi çağa ayak uyduracağız?

Beş altı yaşlarındaki çocuklara, gelecekte daha iyi yaşamak için neler yapılması gerektiğini vermeyip, öteki dünyanın cehennem korkusu vererek mi çağı yakalayacağız?

Öğretmen olmak için pedagojik formasyonu zorunlu olmaktan kaldırarak mı çağı yakalayacağız?

Cehalet bir toplum için en büyük tehlikedir. Mustafa Kemal Atatürk 1928 yılında cehaletin ne kadar tehlikeli olduğunun farkında olduğundan Latin alfabesine geçerek, okuma yazma seferberliği başlatmıştır.

Cehaletin giderilmesi için bilimsel ve laik eğitim kaçınılmazdır.

(*) Bazı kaynaklar cami sayısının 95 bin olduğunu veriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.