Risk almadan siyaset yapılmaz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçimindeki “Çatı Aday” formülü stratejik bir karardı. Ancak, taktiksel hatalar nedeniyle başarıya ulaşamadı. Dünya siyaset tarihi bize şunu göstermiştir ki, baskıcı yönetimlere karşı cephe örgütlenmesi kaçınılmazdır. MHP’nin milliyetçi muhafazakar kesiminde yaşanan kırılma ve çözülme, Tayyip Erdoğan için can simidi oldu.
 
 Olan oldu. Nur topu(!) gibi bir Cumhurbaşkanımız doğdu. Allah nazardan esirgesin. Bu arada yeni Uydu Başbakanımızı da unutmamak gerekir. Boyu kısa ama marifetleri büyük. Kerameti kendinden menkul bir anlayışı var. Toplum üzerindeki baskının ve özel yaşama müdahalenin daha da artacağı görülüyor. CHP yeni dönemde önüne bakmalı ve Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a laf yetiştirmeye çalışmakla zamanı boşa harcamamalı.
 
Siyasi partiler, rakip partilerin plan ve programına göre strateji ve taktik geliştirmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve AKP’nin nasıl bir yol izleyeceği apaçık ortada. Bugüne kadar ne yaptılarsa, bundan sonra da aynısını yapacaklardır. Kısaca tarif etmek gerekirse; algı ve imaj çalışmalarına ağırlık verirken, ekonomik yönden hazinenin günlük nakit akışını sağlayabilmek için borçlanma, kamu varlıklarının satışı, mali aflar, maaş zamları, sosyal yardım adı altında sus paylarının verilmesi, çeşitli teşvik ve yardımlar gibi araçları devreye sokacaklardır. Bunlar da yetmezse, yeni Reza Zarraplar yaratacaklardır. Bu arada yeni Cumhurbaşkanı, teşekkür ziyaretleri adı altında ve havuz medyasının desteğiyle tantanalı, şarkılı, türkülü il ziyaretlerini aralıksız sürdürecektir.
 
Peki, CHP nasıl bir siyaset izlemeli? CHP’nin nasıl bir siyaset izlemesi gerektiğini yazımızın başlığında belirttik. Ekonomi ve özgürlükler ön planda tutulmalı. Tabii başarının en önemli şartlarından birisi de bilgili, donanımlı ve halka güven veren örgüt yapısı. Medya’nın hali ortada. Adeta, manşetleri bile tek elden çıkıyor. Yani medyadan CHP’ye bir fayda yok. Güçlerin medyasına dönüşmüşler. O zaman yapılacak tek şey halka gitmek. Evlere girmeli, çarşıya, pazara, sokaklara, meydanlara inmeli. Buralarda, AKP’nin 12 yıllık, inşaata, ranta, borçlanmaya ve tüketime yönelik, rüşvet ve yolsuzluk bataklığına saplanmış, kirli ekonomik düzeninin Türkiye Cumhuriyeti’ni iflas noktasına getirdiği anlatılmalıdır. Halkın günlük yaşadığı, yoksulluk ve geçim sıkıntısının tetiklemesiyle, zorunlu olarak gözünün cebine girecek parada olması, CHP’nin işinin kolay olmadığını göstermektedir.
 
Başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere din ve vicdan hürriyeti konularında yeni açılımlar yapılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir etiket olarak yapışmış ve CHP dışındaki seçmenlerin bir kesiminin, CHP’yi din düşmanı olarak algılayan düşüncesinin yanlış olduğu anlatılmalıdır. Haramı, yalanı, talanı ve rüşveti ilke edinmiş AKP hakkında olumsuz düşüncelere kapılmayan ve adeta hak olarak görenlerin, CHP ile ilgili böyle bir saplantıya kapılmaları nasıl açıklanır bilemiyorum. İslam dini, yalan, küfür, lanet okuma, kibirlenme, riya, rüşvet ve yolsuzluğu kesinlikle yasaklamış olup, rüşvet ve yolsuzluk pisliğine bulaşmış olanların takdir edilmeleri, Türkiye’ye özgü bir davranış bozukluğu olsa gerek.
 
Kılıçdaroğlu’nun, Mansur Yavaş, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Mehmet Bekaroğlu gibi geleneksel muhafazakarları partiye monte etmesi, CHP sağa mı kayıyor sorusunu gündeme getiriyor.  Aslında, CHP sağa falan kaymıyor. Sadece, kemikleşmiş tabanını genişletmek istiyor ve laik dindarlara sağlıklı mesajlar vermeye çalışıyor. Halkın yüzde 99.5’inin Müslüman olduğu bir ülkede bundan daha doğal bir politika olamaz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.