Gün geçmiyor ki çevremizde gasp, hırsızlık, kapkaç olayları yaşanmasın.

Mehmet Bey’in evinin soyulması, Ayşe Hanım’ın çantasıyla birlikte yollarda sürüklenmesi, okula giden öğrencinin yolunun kesilip harçlığının elinden alınması, kolundaki bilezik için komşu kadının boğulması gibi olaylar sıradanlaştı artık.

Bu konular gündeme geldiğinde gözler sokakta yaşayan çocuklara yöneliyor.

Bu noktada geçmişi düşünmeden edemiyorum.

Bizler de çocuk olduk, hem de yoksul aile çocukları. Ancak bizler daha şanslıymışız.

Aile bütçesine katkı sağlamak için 50 yıl önce simit sattığım Mersin caddelerinde insanları canından bezdiren çirkinliklere rastlanmazdı. Bırakın sokaklarda kapkaçı insanlar sıcak yaz günlerinde kapıları pencereleri açık yatarlardı.

O güzel günler cehennem ortamına dönüşürken gülüşü güneşi gölgeleyen binlerce çocuk, biraz serpilip gelişince bir lokma ekmek için param parça oluyorsa-ki oluyorlar.

Çocuklar boylarından büyük işlerin altına sürülüyor…

Çocuklar istismar ediliyor…

Çocuklar taciz ediliyor…

Çocuklar horlanıyor…

Çocuklar sevgiden yoksun yaş alıyor…

İşte bu noktada söylenecek çok söz var aslında..

Hani,”Armut dibine düşer! ” derler ya, toplumu tehdit eden bu yakıcı ateş toplumun kendi eseridir.

Yılların ihmal bataklığında boy verip gelişen çocuklar, ağacı sarıp boğan bük gibi bünyemize dolanmış durumda. Bir dalını kessen başka yerden üç dal birden veriyor.

Bugünün gaspçıları, hortumcuları, hırsızları, dızdızcıları dünün çocuklarıysa, ortaya çıkan eser de ülkeyi yönettiğini sanan böyyüük böyyüük, sözde devlet adamlarının, dolayısıyla onları seçen bizlerindir.

Başlarımızı gömdüğümüz kumdan çıkarıp, siyaset tüccarlarını sorgulayıp hesap sormanın vakti hala gelmedi mi?

Bana kalırsa geç bile kaldık. Eğer elimizi çabuk tutmaz isek, canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımızı daha kötü günlerin beklediğini bilmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Gelin görün ki bütün bu olumsuzluklara karşın yazılıp söylenenlerin tümü hükümsüz kalıyor.

İyisi mi yazıyı birkaç dizeyle noktalayalım:

Parklarda üşüyor çocuklar / Ayakkabıları delik / Sırtta yok başta yok / Sokaklarda saçak saçak boy veriyor rezillik

Çocuklar öfkeli / Fışkırıyor gözlerinden yoksulluğa mahkûmluğun kini / Tepkileri  / Yokluğa karanlığa

Bakar kör mü bunca göz / Sağır mı kulaklar

Acı şey değil mi dostum / Günlerin gecesinde / Anaların babaların uyuyup / Çocukların feryatla çırpınması…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.