Sevgili dostlar, tekrardan merhabalar.  Üniversite yıllarımda ekonomiye giriş dersinde bir soru ile başlamıştı her şey. Coğrafya kader midir? Lafı uzatmadan şahsi görüşümü paylaşayım. Evet, bana sorarsanız coğrafya kaderdir.

Konuya başlamadan önce bir kavramı açıklayalım. Hemen hemen hepimizin her gün duyduğu jeopolitik kelimesi, aslına bakarsanız bir bilim dalıdır. Devletlerin ulusal güçlerini ve dış politikadaki tutumlarını yönlendiren temel faktörlerden biri olan jeopolitik kavramı, ülkelerin coğrafi konumları, nüfus özelikleri, doğal kaynaklar ve topoğrafya özellikleri ile ilişkilendirilebilir.

İbn-i Haldun 14.yüzyılda, coğrafya kaderdir cümlesini kurduktan bu yana da dünya çok değişti. Fakat dünya değiştikçe İbn-i Haldun’u da haklı çıkarttı. Belki kendisi bu söylediği sözün doğruluğunu birkaç kez test etmişti. Fakat artık coğrafya kaderdir sözünü iliklerimize kadar hisseder hale geldik.

Tarihe şöyle bir göz gezdirdiğiniz zaman, coğrafyanın beraber yaşayan insan toplulukları üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu görebilirsiniz. Bu bahsettiğim etkiyi ise en şiddetli olarak denize kıyısı olan yerlerde yaşayan insan topluluklarında görebilirsiniz. Deniz, insanoğlu için bir nimettir. Ticaret ve keşiflerin olmazsa olmazıdır. Keşfettikleri yeni yerler ile ticarete başlayan insanoğlu, böylece ekonomik temelleri de atmış olur. Zaten ekonomik temel atıldıktan sonra, gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Üniversite yıllarımda, ekonomiye giriş dersinde değerli hocam Asaf Savaş Akat daha ilk derste sınıfa bir soru sormuştu: “Çocuklar sizce coğrafya kader midir? “Hemen peşinden ise Jared Diamond’un yazdığı ve Türkçeye Tüfek, Mikrop ve Çelik olarak çevrilen o efsanevi kitabı elimize tutuşturmuştu.

Sevgili dostlar, Türkiye ekonomik olarak zor bir 2019 yılı geçirdi. Çoğu vatandaş, kendisine koyduğu ekonomik hedefleri tutturmayı bir kenara bırakıp, eldekini daha fazla kaybetmemeyi tercih etti. Bu konuda sanırım artık hepimiz hemfikiriz. Artık hepimiz 2020 ekonomik hedeflerimizi biraz daha gerçekçi hale getirdik.

Peki 2019’un ekonomik olarak kötü geçmesinde, içinde bulunduğumuz coğrafyanın bir etkisi var mıydı? Bana sorarsanız vardı. Hatırlarsanız Türkiye son iki yıl içerisinde gerekli olduğuna sonuna kadar inandığım ve sorgusuz sualsiz desteklediğim iki büyük askerî harekât yapmak zorunda kaldı. Bildiğiniz ve tahmin ettiğiniz gibi askeri harekatlar büyük ekonomik destekler ile yapılır.

2019 yılında bir de yerel seçim geçirdi güzel ülkemiz. Sonrasında ise tekrarlanan İstanbul seçimi de ekonomik bir baskıyı beraberinde getirdi.2019 yılı içerisinde attığımız Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama adımları da birer jeopolitik riski beraberinde getirdi.

Zaten yanı başımızdaki kanayan yara Suriye konusu devam ederken, bir de 2019 yılında ticaret savaşlarını izledik. Dünyanın büyük iki ekonomisi Amerika ve Çin karşılıklı restleşirken, ekonomik olarak “filler tepişti, çimenler ezildi”. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği, ekonomik olarak giderek durağanlaşınca, ihracatçımız da istediği ve hedeflediği şeyleri yapamaz oldu.

 Trump'ın Golan Tepeleri konusundaki açıklamasının ardından ABD'yle bozulan ikili ilişkiler, ABD'nin Türkiye'ye kasım ayında gönderilmesi planlanan iki F-35 için hazırlık faaliyetlerinin ve sevkiyatların durdurulduğunu açıklamasıyla daha da gerildi. Yani dostlar, 2019 yılında jeopolitik riskler, Türkiye’nin yakasını bir türlü bırakmadı.

Son olarak yaşanan İran- ABD gerilimi, Libya’ya asker gönderme işleri vs… Türkiye ekonomisi, 2020 yılına da iyi başlayamadı. Aslına bakarsanız içeride en kötünün geride kaldığı söylemi yaygınken, yani ağırdan da olsa toparlanma başlamışken, jeopolitik riskler ile bu kazanımları da daha hanesine yazdırmadan kaybetti Türkiye ekonomisi.

Sevgili dostlar, bu yazının sözün özü kısmını siyasilere ayırdım.

Türkiye Cumhuriyeti, doğduğu ilk günden itibaren coğrafi olarak bir cadı kazanının içinde büyümüştür. Bu cadı kazanı, hata kabul etmez. Yapacağınız her politik hatanın faturasını Türkiye ekonomisi çekmiştir ve çekecektir. Bu yüzden siz siz olun, politik bir karar vermeden önce içinizden Mustafa Kemal’in “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü tekrarlayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.