“Saadet Hanım, gözlerime inanamadım. Devasa bir yapılanma. Yaklaşık 300 bin liraya mal olmuş. Yarısını devlet karşılayacakmış…” dedi öğretmen ve aynı zamanda zeytincilik de yapan arkadaşım.

Mersin’de bilinçli, uzağı görebilen, emeğine değer veren üniversite mezunu üreticilerin kurdukları bir sistem. Kalın direkler üretim alanının temeli gibi. Bu direkler birbirlerine sinek telini ya da tül perdeyi andıran teller ile bağlı. Yağmura, rüzgâra, doluya, toprak kaymasına karşı şimdiye kadar yapılabilen en iyi korunak.

Emek ve masraf önemli. Umut büyük. Üretim son derecede önemli ve ulusa katkı sağlayacak…

Oysa hemen her gün duyduklarımız;

Beklenmeyen yağmurlar bahçeleri çamur deryasına çevirdi. Köylü perişan

Mevsimsiz dolu meyveleri vurdu. Üretici borçlarının ertelenmesini istiyor.

Toprak kayması nedeniyle seralar çamur gölüne döndü. Köylü devletten destek bekliyor.

Şimdiye kadar görülmeyen bir böcek türü meyvelerin düşmanı oldu. Üretici korku içinde. Devlet bize sahip çıksın diyor.

Yağmur, dolu, rüzgâr, toprak kayması vb. Bunlar doğanın doğal hareketleri değil midir?

Bize düşen görev de bunlarla birlikte yaşamayı öğrenmek ve emeklerimize sahip çıkmanın yollarını bulmak değil midir?

Şikâyet etmek, hangi sorunumuzu çözmüştür?

1)      Üretim odaklı güzellikleri yakalamak zorundayız.

2)      Çare, her zaman vardır. Yeter ki isteyelim.

3)      4 mevsimi en güzel biçimde yaşayabildiğimiz, 3 tarafı denizlerle çevrili ve topraklarımızın altında, dünya bor gereksiniminin % 75’ini barındırdığımız, “Beyinlerimizi” Avrupa ülkelerinin ısrarla istediği bu koşullarda harikalar yaratmamız sıradan olabilir.

4)      Çare var! Kişisel çıkarlarımızın toplumun çıkarları ile gelişebileceğinin farkına varmak…

******

Dünya milletlerini parçalamayı ve ülke topraklarını bölmeyi amaçlayan emperyalistler, ne hikmetse yarım asırlık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımamakta ısrar ettikleri gibi, hukuksuz biçimde Rum tarafını Avrupa Birliği üyeliğine almış ve şimdi de hukuksuz, temelsiz biçimde Akdeniz’de petrol arama çalışmaları yapmaktadırlar.

Ülkemizi ve milletimizi her türlü düşmana karşı savunmak için, karar verip aldığımız S-400’ler bile, ülkemize karşı YAPTIRIM kararı çıkmasına neden olabildi. Dikkat çekici olan ise; Bilgi ve somut örneklerle PKK terör örgütünün TBMM’deki temsilcileri diye anlattığımız HDP’nin, AB yaptırımlarına karşı yazılan bildiriye onay vermemesidir. Bu tutum önemli bir turnusol kâğıdıdır!

Türkiye-İzlanda maçı sonunda “Çok yaşa İzlanda” diye ileti atan HDP eski milletvekillerinden Hasip Kaplan’ın tutumu da sondan ikinci örnektir…

Tunceli-Ovacık’ta iki çocuğumuz PKK terör örgütünün katliamıyla yaşama veda ettiler.

Dost da bellidir. Düşman da.

Çözüm çoktaaannn belli

Eee ne duruyoruz?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.