Dün 12 Eylül darbesinin 39.yılı idi.

                Ülkemizde bazen birçok kişinin “Bu nasıl olur?” Dediği olaylar yaratılır.  12 Eylül cuntasının gelişi de bunlardan biri.

                24 Ocak 1980 tarihinde “24 Ocak Kararları” diye geçen ekonominin liberalleştirilmesi, ülke ekonomisinin serbest piyasa ekonomisine dönüştürülmesi, cumhuriyetin ekonomik birikimlerinin yok edilmesinin yolunun açılması için ekonomik kararlar alındı. Bu kararların uygulanması o dönemde biraz zordu.

                Daha öncelerden terör tırmandırılıyordu son zamanlarda ise her gün bir iki değil bazen onlarca can alıyordu. Ekonomi de darboğaza girmişti.

                Politik, ekonomik, asayiş ortamı hazır hale gelmişti.

                12 Eylül 1980 sabahı olağanüstü halle uyandık.

                Ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi. Sokağa çıkma yasağı ilan edilerek aramalar, gözaltına almalar ve tutuklamalar başlatıldı.

                Cunta mahkemeleri siyasi partileri, sendikaları, birçok derneği kapatarak mal varlıklarına el koydu. Yöneticileri tutuklandı yargılandı birçoğu da ceza aldı.

                12 Eylül darbesinin sonucu Türkiye için çok ağır ve geri dönüşü oldukça zor durumlar yarattı.

                Bir milyon 650 bin kişi fişlendi.

                650 bin kişi gözaltına alındı.

                30 bin kişi yurt dışına kaçmak zorunda kaldı.

                14 bin kişi yurttaşlıktan atıldı.

                299 kişi ceza evlerinde öldü. Bunlardan 171 kişisinin işkencelerden öldüğü belgelendi.

                50 kişi sağ ve soldan olmak üzere idam edildi.

                Yüz binlerce kişi adil olmayan ortamda yargılanarak cezalandırıldı.

                Sayısı bilinemeyecek kadar insan işkencelerde fiziksel ve zihinsel olarak sakatlandı, mağdur durumlara düşürülmüştü.

                Cuntanın lideri,”Asmayalım da besleyelim mi?”Diyordu.

                İdam edilenler için, sözde tarafsız davrandıklarını anlatmak isterken,”Bir soldan, bir sağdan.”Diyor böylece ülkeyi terörden kurtaracaklarına inanıyordu veya inandırılmıştı.

                17 yaşında gözaltına alınan Erdal Eren adındaki gence idam cezası verildi ve yaşı mahkeme kararı ile büyütülerek idam edildi.

                Bunların dışında 12 Eylül cunta dönemi ülkemizde cunta kontrolünde 1982 anayasası hazırlandı ve halk %92 oranında “Evet” diyerek onayladı.

                Bazı tarikatlar o adar güçlendi ki, 15 Temmuz hain darbe girişimine teşebbüs eder duruma geldi. Ekonomik alanda bazı holdinglerin arkasında tarikat grupları olduğunu bilmeyen var mı?

                Liberal ekonomik sistem uygulanmaya başlandı ve cumhuriyetin birikimleri yok fiyatına satılarak yok edildi.

                Ülkemizin haberleşme kurumları dahi yabancılara satılarak iletişim milli olmaktan çıkarıldı.

                Kapatılan sendikalar, siyasi partiler ve diğer sivil toplum örgütleri çıkarılan yasalarla halen demokratik niteliklerine kazanamadılar.

                Sendikalar hak arama kurumu olmaktan hakları budanarak neredeyse çıkmış durumda.

                Bazı siyasiler makam kapabilmek için tarikat şeyhlerinin önüne diz çöküp destek istiyor.

                Adam kamuda işe girmek için başvuruda bulunuyor, mülakatlarda “Ben filan tarikat veya cemaate mensubum.” Diyerek kazanmaya çalışıyor ve kazanıyor.

                Bu günlere gelmemizde 39 yıl öncesi cunta darbesinin etkileri vardır.

                Zira o dönemin yasaları önemli oranda geçerlidir.

                Darbeden ve darbelerden ülkeye fayda geleceğine inanlar demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin ve hatta insanın yaşama hakkının olduğuna dahi inanmayan çarpık kapitalizmin yandaşlarından başkaları değildir.

                Etnik ve inançsa ayrıştırıcılardır.

                Emperyalizme bağımlı politikadan yana olanlardır.

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.