Özünde gelip geçici misyon partisi olan AKP’ye biat edenlerin ruh yapıları üzerine düşünürken geçmiş yıllara uzandım.
Ne de olsa sitem kendi şartlarını dayatarak yol alır!
O yıllarda sıradan insanlar bile sosyal demokratlıkla yetinmez, bir fraksiyonun sempatizanı, hatta daha ileri gidip militanı havasına girerlerdi.
Hiç unutmuyorum, sokakta avare dolaşan bir arkadaşı çay ve getir götür işlerine bakması için başkanı bulunduğum derneğe aldık. Amacımız onu hem sokaktan kurtarmak hem de az çok bir gelire kavuşturmaktı. Bizim görüşümüzle uzaktan yakından ilgisi yoktu. O sıralar dernekte bulunan bazı yayınlar nedeniyle tutuklandım. Yaklaşık bir ay sonra tahliye olduğumda karşılaştığım ilgili arkadaş, “ Abi ben Dev-Yolcu oldum” dedi. Kısa yoldan Dev-Yolcu olan arkadaşın başına daha sonra birçok işler geldi.
Bilindiği gibi AKP ideolojisinin seçmen tabanında yaklaşık yüzde 7-8 oranında oyu bulunmaktadır. Ancak, politize olmayan toplum kesimleri eğilimini günün koşullarına göre belirler. Yani kazanandan yana olma güdüsü ile hareket eden kitleler olmadık yönlere savrulabilirler. AKP’ye olan ilgi ve bağlılık biraz o yıların hareketini andırıyor. Aradaki fark, o dönem inisiyatifi elinde bulunduran sol hareket sermayeye karşıydı, günümüzde ise sermaye şimdilerde biraz ürkse de ilk başata AKP iktidarını destekladi.
Tabii bu demek değildir ki AKP’nin ideolojisi peşinden gidenlerin tümü tarafından benimseniyor. AKP’yi besleyen kaynakların en önemlilerinden birisi de, diğer partilerdeki yerleşik politika esnafının tutumu. İstisnasız hemen hemen tüm partilerde, henüz geçmişi çok yeni olmasına karşın AKP de dâhil bir kast oluşmuştur. Bu kast,  partiye girmek isteyen yeni isimlere kolay kolay hayat tanımadığından, gönlünde politika yapma isteği taşıyan çevreler bir mevzi kapma umuduyla yeni oluşumlara koşarlar. Bu olguya kısa ömürlü olan Genç Parti örneğinde katabiliriz. Bu ve benzeri etkenlere, gelmiş geçmiş tüm iktidarların vaatlerine karşın toplumun büyük bir kesiminin bozuk ekonomik koşullar altında ezilmesi de eklenince kendini yeni diye pazarlayabilen herkes umut ışığı olarak görülebiliyor.
ABD’nin desteğini arkasına alıp toplumdaki AB’ye girme histerisini iyi kullanan AKP iktidarı, batmış işbirlikçi MEDYA’nın yaptığı uyutucu yayınlarının katkısıyla toplum kesimlerini içi boş vaatlerle rahatlıkla oyaladı.
AKP’nin 12 yıllık karnesine bakacak olursak notu hiç de iç açıcı değil!
Dokunulmazlık dediler, yan çizdiler.
Dürüstlük dediler, gerçek 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla dışa vurdu!
Fakir fukaraya sahip çıkacağız dediler, işsizlerin sayısı gün geç tikçe artıyor.
Ekonomiyi düzelteceğiz dediler, Türkiye’nin borcu son 12 yılda Cumhuriyet tarihininkinden daha fazla arttı.
Zaten AKP’nin misyonu, devletin yerleşik kurumlarını tartışmalı hale gerirerek emperyalizme karşı verilen ilk bağımsızlık savaşıyla kurulan Türküye Cumhuriyeti’ni gözden düşürmektir!
Büyük ölçüde başarılı oldular da!
Bu böyle sürer mi?
Türkiye’nin dinamikleri kendi kaderine el koyma iradesini gösterirse kurtuluş için hala birumut var!
Siz bakmayın Tayyip Erdoğan’ın efelenmesine, kullanım ömrünün dolduğunu bildiği için aslında çok korkuyor, korktuğu için de panikliyor!
Boşa, “Korku dağları bekler!” dememişler!
Ne kadar korksa da, “Korkunun ecele faydası yok!” yerküreyi günlünce yönlendirip yöneten sistem, yıpranmış yüzleri asla vitrininde tutmaz!
Kendimizi istediğimiz kadar yorsak da durum dğişmez, çünkü yaşananlar tarihi süreç, rol alanlar da birer piyondur; bir anlamda narin çiçek olan demokrasiye kolay ulaşılmıyor. Demokrasinin beşiği olarak anılan Batı elde ettiği kazanımlar adına büyük bedeller ödedi.
Oysa biat kültürünün ağırlıklı egemen olduğu toplumumuzda biz henüz yolun başındayız, daha ne çok savrulmalar göreceğiz, ah birbilseniz!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.