Siyasetin belli kuralları vardır. Siyaset kendi mecrasında akıp gider.
Zaman zaman siyasi kanallar tıkanabilir.
Bu durumlarda ya siyasi partiler kendini yeniler veya yeni partiler ortaya çıkar.
Demokrasilerde çareler tükenmez.
Her zaman başat bir hareketlenme mutlaka vardır ve siyasi tarihimiz bu tip olaylarla doludur.
Lafı nereye getireceğim?
Son zamanlarda bir kaç partinin adı geçmektedir.
Bu partilerin özellikle merkezdeki bir boşluğu doldurmak için kurulacağı iddia edilmektedir.
Mesela uzun bir süredir "çoban ateşi" altında toplantılar yapan eski sağlık bakanı Rıfat Serdaroğlu'nun öncülüğünde kurulması düşünülen bir oluşum yakında partileşmek için start verecek.
Bunun yanında Ak Parti'den iki yavru parti için sayılı günler kalmış gibi.
Bunlardan birisi eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski maliye bakanı Ali Babacan öncülüğünde kurulması planlanan geniş tabanlı bir parti.
Bu partinin özellikle ANAP ekseninde bir parti olması planlanmaktadır.
Çünkü gerçekten siyasette özellikle son zamanlardaki kutuplaşma bu konuda acil bir yeni partiye ihtiyaç olduğu izlenimi vermektedir.
İkinci yavru parti ise eski Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından kurulacağı iddia edilen daha çok Ak partinin küskünlerini barındıran muhafazakar ağırlıklı bir parti.
Şimdi yeni partilere ihtiyaç var mı diye zaman zaman düşünmeden edemiyoruz.
Ortada bir pasta var ve bu pastanın dilimleri önceden yapılmış.
Büyük pay halen iktidarda olan Ak partinin.Onun biraz daha küçüğü ikinci parti olan CHP'nin.
Kalan kısım üç partiye eşit olarak dağılmış vaziyette.
Bu partiler MHP, İYİ parti ve HDP.
Yeni partiler nereden oy alacak veya alamayacak?
Muhtemelen en büyük oyu Ak partiden alacak.Çünkü kurulacak olan partiler şu andaki iktidar partisi içinden çıkmaktadır.
İyi de şimdi bu yeni kurulacak partilerin iktidar olma şansı var mı?
Ne kadar yıpranırsa yıpransın hala Ak parti birinci parti olarak çıkar gibi.
Çünkü Recep Tayyip Erdoğan'a bir güven var bu ülkede.
Bunu bir anda boşlayarak hemen Erdoğan'ı iktidardan düşürelim tezi biraz anlamsız geliyor.
Olsa olsa bu yeni kurulacak partiler Ak partinin en fazla yüzde 3-4 oyunu alabilir.
 İşte esas kavga yeni kurulacak partilerin iktidara gelmesinden çok Ak partiden yüzde kaç oy alabileceği üzerine kurgulanıyor.
Çünkü yeni hükümet sisteminde yüzde birin bile önemi çok büyük.
Bu sistemin yürümesi veya tekrar parlementer sisteme dönülmesinin önünün açılması için yüzde ellibir bir anlam ifade ediyor ve önem arzediyor.
Yani şu bölünmüş pastadan yeni partiler ne kadar pay alabilirin kavgası yapılıyor.
Yoksa yeni partiler kurulsun, tek başına iktidara gelsin gibi bir çalışma yok.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.