Çoğu öğrencinin Türkçe derslerindeki yazma etkinliklerinde istekli olmadığını bilirsiniz. Yazma etkinliklerinde üfleyip püfleyen o öğrenciler, sabahtan akşama kadar nasıl vakit geçiriyor, hiç dikkat ettiniz mi?
Derslerde yazmaktan sıkılan, hatta kaçan o öğrenciler, gerçek yaşamda sürekli bir şeyler yazıyorlar. Twit atıyor, Facebook’ta ileti paylaşıyor, Instagram’da hikâye oluşturuyor, Youtube’de izlediği videoya yorum yazıyor, e-posta gönderiyor, arkadaşlarıyla mesajlaşıyorlar. Devamlı bir şeyler yazan bu öğrenciler, ne gariptir ki Türkçe derslerinde yazmaktan sıkılıyorlar. Bunun sebebi, Türkçe derslerinin çağın koşullarına ayak uyduramaması ve öğrencilerin yazma gereksinimlerine yanıt verememesi olabilir mi? 
Bu yazıda öğrencilerin yazma gereksinimlerine karşılık gelebilecek ve onların derslerde ilgisini canlı tutabilecek birkaç öneri sunmak istiyorum. Örneğin e-posta yazdırmak. Günümüzde hemen herkes e-posta aracılığıyla iletişim kuruyor. Duyuru yapmaktan dertleşmeye, iş başvurusu yapmaktan şikâyet etmeye, hatta ilan-ı aşka kadar çok farklı işlevlerle yazılabiliyor e-postalar. Peki, Türkçe derslerinde öğrencilere, farklı bağlamlarda nasıl e-posta yazılacağı öğretiliyor mu?
Bugün herkesin elinde cep telefonu, yediden yetmişe birbirimizle mesajlaşıyoruz. Mesajla işe gecikeceğimizi bildiriyoruz patronumuza, sevgilimize buluşma yerini söylüyoruz, arkadaşımızın doğum gününü, akrabalarımızın bayramını kutluyoruz. Peki, Türkçe derslerinde mesaj yazmak öğretilse, en azından bayramlarda birbirinin kopyası olmayan, daha özgün mesajlar almaz mıyız?
Eskiden insanlar mektuplarla, denemelerle düşüncelerini uzun uzun ifade edebiliyordu. Tüketim çağında çoğu insan ne uzun uzun yazı yazıyor ne de böyle yazıları okumaya tahammül ediyor. Artık insanlar düşüncelerin kısa bir biçimde dile getirilmesini tercih ediyor. Sosyal medyada kısa, özlü ve çarpıcı bir biçimde ifade ediliyor düşünceler. Amerika Başkanı Trump’a baksanıza, birkaç cümlelik bir twit’iyle dünyanın gündemini değiştirebiliyor. Peki, biz Türkçe derslerinde etkili twit yazmayı, sosyal medyada gündemi takip etmeyi, hatta gündem oluşturmayı öğretiyor muyuz?
Bugün düğün davetiyelerinden cenaze haberlerine kadar her şey Facebook’ta paylaşılıyor. Peki, Türkçe öğretmenleri, Facebook’ta bir fotoğrafın altına nasıl yorum yapılacağını, kişisel düşüncelerin nasıl etkili bir biçimde ifade edileceğini, duyuru yapmayı öğrencilerine uygulamalı bir biçimde öğretse, dersler daha eğlenceli ve işlevsel olmaz mı?
Sakın yanlış anlaşılmasın; şiir, hikâye, deneme, mektup, dilekçe gibi türler öğretilmesin demiyorum. Öğrencilerin zaten hayatında olan sosyal medyaya ve teknolojiye biraz daha yer açılmalı diyorum sadece. 
Son on yılda ortaya çıkan teknolojik yenilikler, insanoğlunun yazma gereksinimini de köklü bir biçimde değiştirdi. Yazmayı sevdirebilmek için Türkçe derslerinin, özellikle de yazma etkinliklerinin güncellenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa Türkçe dersleri, yaşamdan kopuk, gereksinimlere yanıt vermeyen soğuk bir ders olacağa benziyor.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.