Hepimizin malûmu olduğu üzere ülkemizin 3 yanı denizlerle çevrili. Yani Türkiye bir yarımada. Bu coğrafyanın tartışmasız olarak olarak bize dayattığı husus, denizciliğimizin ileri seviyede olmasının gerekliliğidir. Denizlerle çevrili bir ülkede bunun dışında bir yapılanma düşünülemez. Fakat maalesef gerçek durum böyle değildir. Konuyu inceleyelim.

Tarihsel sürece bakıldığında denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olmuştur. Bunun tek bir istisnası bile yoktur.

Coğrafi keşifler döneminden başlayarak konuyu ele alırsak bu keşifleri deniz yoluyla yapan İspanya, dönemin tartışmasız büyük dünya güçlerinden biriydi. Özellikle 17. yüzyıldan itibaren kendisi de bir ada devleti olan İngiltere, İspanya ile denizlerde büyük bir yarış içine girdi. Bu mücadeleyi İngiltere kazandı ve endüstri devrimini de gerçekleştirerek 18. ve özellikle 19. yüzyıllarda denizlerin ve genel manada dünyanın tek hâkimi oldu. Bu hâkimiyeti İngiltere’ye sağlayan ise denizlerdeki gücüydü.

Deniz gücünü sadece silahlı kuvvet olarak değerlendirmek hatalı ve eksik bir yaklaşım olur. Elbette ki silahlı güç yani donanma olmazsa olmazdır. Fakat bunun ticari deniz filosuyla ve özellikle günümüzde turizm amaçlı gemilerle de desteklenmesi gerekir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı şanlı Cumhuriyet Donanmamız yapılan tüm alçak kumpas ve hainliklere rağmen şu anda dimdik ayaktadır ve fevkalade güçlü durumdadır.

Ticari limanlarımız bugün itibarıyla yeterli durumda olmakla birlikte 20 sene sonra ya yenilenmeli ya da kapasiteleri artırılmalıdır.

Deniz ticaret filomuzun performansı ise maalesef genel ekonomik durumuza paralel olarak düşüştedir. Türkiye’nin dünya deniz ticaretindeki payı ne yazık ki %1’in altındadır ve 18. sırada yer almaktadır. Hem de 8333 km gibi çok uzun kıyıya sahip olmamıza rağmen. Bu konuda dünya birincisi ise %17 pay ile Yunanistan’dır!

Mersin, ülkemizin en büyük ticari limanına sahiptir ve bulunduğu coğrafi konum itibarıyla da bu liman çok büyük önem arz etmektedir.

İlave olarak Serbest Bölge’nin olması da transit işlemleri yapmasına imkân tanımaktadır.

Ayrıca Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Akdeniz Bölge Komutanlığı da şehrimizdedir.

Yani Mersin, hem askeri deniz üssü hem de ticari liman olarak oldukça kuvvetli bir yapıya sahiptir.

Mersin büyükşehir belediyesi bünyesinde önceki dönem var olan ve sonra nedense ve maalesef lağvedilen Denizcilik Daire Başkanlığı muhakkak yeniden kurulmalıdır. Büyükşehir bünyesinde konunun uzmanı değerli bürokrat arkadaşlarımız vardır.

Bu daire başkanlığı hem büyükşehir belediyesinin gelecek vizyonuna değer katacak hem de kentimize, deniz ticaretimize ve kent ekonomimize katkı sağlayacaktır.

Bu daire başkanlığı yeniden ihdas edilirken altyapısı amaca ve ihtiyaca göre yeniden tanımlanmalı ve buna göre yapılandırılmalıdır.

Mersin, coğrafi konumu itibarıyla ve denizcilik imkân ve kabiliyetleri ile doğu Akdeniz’de Türkiye’nin en önemli dayanağıdır. Mersin’in bu jeostratejik ve jeopolitik özellikleri millî güvenliğimiz açısından da ticari faaliyetlerimiz açısından da Türkiye için hayati önemdedir.

Mersin’in çok yakın gelecekte deniz üzerinden ülkemizin kaderinde çok çok etkili olacağı kesindir.

İşte bu nedenledir ki şehrimizin ve ülkemizin menfaatleri büyükşehir belediyesinin denizcilik konusuna çok özel ve büyük önem vermesini zorunlu kılmaktadır.

Büyükşehir yönetimi muhakkak denizci bir vizyon ortaya koymalıdır.

Konu çok önemli ve ciddidir:

Mersin şehri, büyükşehir belediyesi öncülüğünde, denizcilik bakımından hükümetimiz ve devletimizle yapacağı çok önemli millî görevlere bugünden kendini hazırlamalıdır.

Bu, millî bir zorunluluktur.

Elbette ki denizcilik sadece askerî ya da ticari alanlarla sınırlı değildir. Bu konunun toplumu ve sosyal hayatı ilgilendiren sportif bir yanı da vardır.

Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), denizciliğimize fevkalade katkıları olan ve pek çok önemli ve değerli projeye imza atan bir kurumumuzdur.

Büyükşehir belediyesinin Mersin’in denizcileşmesi konusunda bu değerli kurumumuzla işbirliği içerisinde çalışmasıyla büyük işler yapılacağına kesin kanaatim vardır.

Gereken, niyet ve irade ortaya koymaktır.

Mersin’i denizcileştirmenin ilk adımı Mersin halkını denizle bütünleştirmektir. Bunun ilk adımı ise denizin halka ekonomik anlamda katkı sağlaması ve spor faaliyetleri ile sağlanacak kaynaşmadır.

Spor, bildiğiniz gibi insanların ve toplumun kaynaşması ve sosyalleşmesi için çok büyük imkânlar tanımaktadır. Büyükşehir belediyesi, MDTO ile bu konuda ortak çalışmalar yürütebilir, projeler geliştirebilir. Çok önemli iki su sporu olan yüzme ve yelkenle bu çalışmalara başlamak mümkündür.

Mersinli 16 yaşındaki bir evlâdımız, Yiğit Aslan, yüzücüdür ve Türkiye çapında pek çok rekora ve madalyaya sahiptir. Bu çok başarılı ve istikbali parlak olan sporcu evlâdımız, MDTO desteğiyle, Türkiye Olimpiyat Komitesi (TOK) nezdinde faaliyet gösteren Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde spor çalışmalarını sürdürüyor.

Fakat ne yazık ki bu merkez Kayseri’de. Mesela, Mersin’de bu merkezden kurulması için büyükşehir belediyesi MDTO ve TOK ile ortak proje geliştirebilir. Bu projenin tamamlanmasıyla Yiğit gibi pek çok başarılı ya da başarılı olmaya aday kabiliyetli çocuklarımız bu tesisten faydalanabilir.

Şehrimizde 3 tane yelken klübü vardır. Fakat bu klüplerin çalışma alanları yetersiz ve dağınıktır. Büyükşehir öncülüğünde bu klüpler bir çatı altında organize edilebilir. Eğer bu mümkün olmazsa bu klüplere uygun çalışma alanları tahsis etmek için çalışılabilir.
 

Not: Yazının ikinci bölümü 16 Eylül Pazartesi günü, gazetemizin 6’ncı sayfasında yayımlanacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.