2003 yılında Taşucu’nda tersane yapımına karar verilmişti. Fakat nedendir bilinmez bu çok çok önemli proje akamete uğramıştır. Bu tersanenin askeri olarak jeopolitik ve jeostratejik önemi ve değeri paha biçilmezdir.

Tam da bu noktada bir ilave yapmak istiyorum: Çok değerli emekli bir amiralimizin yazdığı ve Mersin’in jeopolitik önemini fevkalade iyi bir biçimde anlattığı makalesini* 5 ay evvel ilgili kişilere göndermiş bulunuyorum.

Yazık ki bu konuda ne bir ses çıktı ne de nefes!

Önemle saptamamız lazımdır ki tersanenin Mersin’de yapılacak olması millî güvenliğimiz için de çok büyük önem taşımaktadır.

Bu kadar gecikmesi/geciktirilmesi her anlamda büyük kayıptır. Şu anda tersanenin çok gecikmeli olarak ÇED raporu alınmıştır ve yatırım safhasına geçilmiştir.

Umulur ki bu çok çok önemli proje bir an önce sonuçlansın.

Bu tersane projesi sadece askeri manada değil ticari faaliyet ve canlılık olarak da önce esnafa sonra da tüm Mersin’e müthiş ekonomik katkı sağlayacaktır.

Şehrimizin bir kuruvaziyer liman olması hususunu önceki dönem belediyeleri hedef koymuşlar, projelerine almışlardı. Maalesef o dönemlerde bu gerçekleştirilememiştir. Mevcut büyükşehir yönetiminin de böyle bir projesi vardır. Bu dönem yapılacak çalışmalarla umuyorum ki bu çok önemli ticari ve sosyal getiri sağlayacak proje hayata geçirilecektir.
 

Bu projenin tamamlanması sonucunda gemilerle şehrimize gelecek olan turistler özellikle çarşı esnafına büyük katkı sağlayacak, onlara nefes aldıracaktır. Elbette ki bu proje eski çarşıda esnaf lehine yapılacak düzenlemelerle birlikte ele alındığında etkisi ve faydası çok daha fazla olacaktır.

(Söz konusu esnaflar olduğunda benim tarafsız kalmam düşünülemez. Atadan, dededen, babadan esnaf bir aileye mensubum. Ve de 5 yaşımdan itibaren dükkân tozu yutmuş bir kişiyim. Eski çarşı benim çocukluğum ve ilk gençliğimdir. Bu çok kuvvetli bağlarım ve mensubiyetim sebebiyle ben elbette ki olaylara esnaf arkadaşlarımın gözünden ve onların yararını gözetecek şekilde bakıyorum.)
 

Bu arada Türkiye’nin en büyük limanı olan Mersin limanında iç ve dış kaynaklı sorunlar vardır. İç sorunları bu yazının konusu değildir ama dış sorunlardan en büyüğüne burada değinmek lazımdır. Limanın dışındaki trafik karmaşası çok büyük sorunlar ve gecikmeler yaratmaktadır. Bunu gidermek için büyükşehir belediyesinin liman trafiğinin şehir trafiğine karışmaması için çalışma yapması gerekmektedir.
 

Mersin, deniz ve denizcilik konusu söz konusu olduğunda bir Mersin markası olan “Balıkçı Barınağı”nı anmamak olmaz. Balıkçı barınağının nostaljik yönü de vardır. Barınağın güneyinde yer alan ve sergi salonu işlevi gören bina önceki dönemlerde yapı ruhsat olmadığı için yıkılmıştır.

Bir zamanlar barınağın hemen biraz batısında benim kuşağımın çok iyi hatırlayacağı Dağ-Tenis yer alırdı. Ki Dağ-Tenis de bir Mersin markasıydı ve yaşı 50 civarı ve üstü olan bütün Mersinlilerin hatıralarında özel bir yeri vardır.

Bahsettiğim bu alan, bu ada Millî Emlak’a aittir. Bu alanın kullanımı konusunda belediyenin Millî Emlak’la mutabakata varması gerekmektedir. Bu bölgenin nostaljik ve tarihi ruhuna uygun bir biçimde yeniden yapılandırılması hem Mersin’e hem de Çamlıbel’e ciddi bir hizmette olacaktır.

(Hanımefendiler, Beyefendiler, bir zamanlar şehrimizde adı “Âşıklar” olan bir park vardı; hatırlıyorsunuz değil mi? Balıkçı Barınağı çevresinde düzenlenecek ve park hâline getirilecek bir alana “Âşıklar Parkı” ismi konulsa güzel olmaz mı?)
 

Şehrimizin denizci karakterini kesin surette artırmalıyız. Tüm Mersinli hemşehrilerimize denizcilik bilincini tek bir dakika kaybetmeden vermeliyiz. Bu konuda büyükşehir belediye başkanlığı, kurulması gereken ve beklenen Denizcilik Daire Başkanlığı kanalıyla programlar düzenlemelidir. Bu program ve projelerle halka ulaşılmalıdır.

Mersin’in “denizci” olması konusunda asli görev ve lokomotif işlevi büyükşehir belediyesine düşmektedir.

Mersin denizcileşmelidir. Muhakkak.

Bu konuyu Mersinli hemşehrilerimize iyi anlatmalı ve hep birlikte Mersin kamuoyuna mal etmeliyiz.

Yazıyı eşsiz Atatürk’ün şaşmaz aklı, mantığı ve bilgeliğiyle yaptığı muazzam bir değerlendirme ile tamamlamak istiyorum. Atatürk’ün bu saptaması üzerinde başımızı öne eğerek çok düşünmeliyiz, hem de çok!
 

“Topraklarının ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer.”


 

* Amiral Cem Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de Mersin’in jeopolitik sorumluluğu, Aydınlık gazetesi, 24 Mart 2019.

Öneri notu: Yukarıdaki makaleyi okumanızı özellikle tavsiye ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.