Ulusal Kanal Genel Müdürü Adnan Türkkan’a ait olduğunu söyleyebilirim bu başlığın.
30/Kasım/2019 Cumartesi günü İzmir-Alsancak-Hava Gazı Tesisleri’ndeki Ulusal Kanal kahvaltısında seslendirdi…
                1920’de Sevr ile çıkmışlardı karşımıza, emperyalistler. Anadolu’yu babalarının çiftlikleri gibi aralarında paylaşmış ve birbirlerine altın tepside sunmaya çalışmışlardı. Ehh bizi de ortalarda bir alana sıkıştırmaya yönelikti planları.
                Ve en acı olan da bu topraklardaki ne yazık ki hep var olan ve Attila İlhan’ın “Hain” dediği işbirlikçiler de saldırgan güçlerin en büyük destekçileriydiler.
                Emperyalistler, işbirlikçileri ve teslim olan yönetenler…
                Eğitim oranının özellikle kadınlarda binlerle ifade edilebildiği, yoksulluğun kol gezdiği, dini duyguları kullanmada mahir olanların yoğun olduğu bir ortamda, yüzyıllarda bir gelen ve 20. Yüzyılda da Türkiye’ye doğan Mustafa Kemal öncülüğünde; hem mazlum milletlere öncülük edecek, hem dünya devrimleriyle işbirliği sağlayacak ve hem de bir ülke ve millet yaratacak Ulusal Kurtuluş Savaşı başlatıldı.
                Sevr, yırtıldı. Altın tepsi parçalandı. Düşman Akdeniz’e döküldü. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Türk Milleti, cesaretini, ulusalcılığını, kararlılığını, imparatorluklar geçmişine sahip çıktığını kesin bir biçimde gösterdi.
                Peki şimdi?
                Denizlerden atıyoruz saldırganları ve tokatlıyoruz işbirlikçilerini.
                Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslar arası yasal haklarını kullanarak Akdeniz’e sınırı olan Libya ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) antlaşması yaptı.
Münhasır; “Bir kimse ya da bir şey için ayrılmış olan ya da sınırlanmış, sınırlı” anlamlarıyla tanımlandığında, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Doğu Akdeniz’de İngiltere, Yunanistan ve aslında ABD-İsrail destekleriyle yaptığı petrol arama çalışmalarına; yasal, yapılması gecikmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elini güçlü kılan bir antlaşma yapılmıştır.
1)      Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakları tescillenmiştir.
2)      Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin elini güçlendirmiştir.
3)      Bölge ülkeleriyle işbirliğinin önemi bir kez daha kendini göstermiştir.
4)      “Hak verilmez, alınır.” Sözümüzün haklılığı görülmüştür.
5)      Her ne kadar KKTC Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan zat, ille de ve sürekli GKRY için çalışıyor ve kendini yok etme çabasına hâlâ devam ediyorsa da, yine kendi yönetiminin ifadesiyle Nisan seçimlerinde hak ettiği yanıtı alacak ve süpürülecektir.
Emperyalist güçler bize dokunmasınlar! Yanarlar!
İşbirlikçileri de uyansınlar artık! Hüsranlara oynamaktan vazgeçsinler!
Karada altettik. Ve şimdi de Denizde!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.