Depremle siyasetin ne alakası var diye soran okuyucularım olacak.

Bende aynı soruyu defalarca kendi kendime sordum.

Burası Türkiye.Her şey,her zaman mümkün.

Her depremden sonra,her kazadan sonra siyasetçiler birbirini suçlar.

İktidar hedef tahtasında olur ama muhalefette soruyu sorarken suçlayıcı bir tavır içindedir.

Şimdi 1999 yılındaki Gölcük depremi sonrası Özel İletişim Vergisi olarak geçici olarak alınan kısaca deprem vergisinin 2004 yılında kalıcı hale getirilmesinden Sonra muhalefet bu paraların nereye gittiğini soruyor.

Bunu sosyal medyadan sıkça dile getirenlere iktidar çok şiddetli şekilde suçlamalarda bulunuyor.

Peki depremden Sonra milletin acılarını paylaşmak dururken neden bu siyasi mülahazalar gündeme geliyor.

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde 37'si Elazığ,4'ü Malatya olmak üzere 41 vatandaşımız vefat etti.

Binbeşyüzün üzerinde insanımız yaralandı.

Yüzlerce bina yıkıldı veya büyük çatlaklar oluştu.

Bundan sonrada deprem uzmanları diğer bölgelerde depremler olma olasılığı olduğunu söylüyorlar.

Siyasetin bu durumda ne yapması gerekir?

İktidarıyla,muhalefetiyle birlik olup bundan Sonra en az zayiatla depremi atlatmak için neler yapılmasını tartışmak lazım değil mi?

Bizim siyasetçilerimiz maalesef kısır çekişmeleri depremlerde de kullanıyor, birbirlerini suçlamaktan vazgeçmiyorlar.

İçişleri bakanı Süleyman Soylu muhtemel 7.5 İstanbul depremi ile ilgili seneryo geliştirdiklerini ve hazırlık yaptıklarını açıkladı.

Doğrusu deprem olduktan Sonra değil,olmadan önce gereken tedbirleri almaktır.

Onun için içişleri bakanının bu açıklamasını önemsiyorum.

Burada muhalefetinde görüşünün alınarak birlikte daha radikal tedbirler alınmalı.

Mesela ben bir şahıs olarak muhtemel İstanbul depreminde toplanma alanlarını İstanbul'da kaç vatandaş biliyor.

Basından okuduğumuza göre bu alanların büyük bir kısmının ranta kurban gittiği söyleniyor.

Şu imar affıyla kaç çürük bina üç kuruş para karşılığı kurtuldu.

Sadece aflarla ilgili sulandırma projelerinin devlete maliyeti ondan gelecek paradan misli misli fazladır.

  Kentsel dönüşüm projelerinin mutlaka öncelikle deprem bölgelerinde başlatılmasında fayda var.

Düşünün olası bir İstanbul depreminde kaç bina yıkılacak.

Bu binalar daha önceden tesbit edildiğine göre bu binaların acil olarak yıkılarak yerine depreme dayanıklı binaların yapılması için ne gerekiyorsa acil olarak yapılmalıdır.

Her halükarda insanı yaşatmak asıl görevimiz olup bu konuda oy düşüncesi akıllara gelmemelidir.

  Artık depreme odaklanma zamanı geldi de geçiyor.

   İktidar meclise acil eylem planlarını getirip muhalefetle birlikte kanunlaştırmalıdır.

İnsan canı üzerinden siyaset yapanlar en az deprem kadar büyük zarar vermektedir.

Hiç olmazsa şu zor günlerde birlik ve beraberlik konusunda adımlarımızı atalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.