Deniz kıyısındayım, güneş Mersin’de yakıcı yüzüyle gülümsüyor.

Denizin akıntısı limana girmek üzere açığa demir atmış gemileri kaptan ustalığıyla ip gibi sıraya dizmiş…

Her biri sır küpü insanlar gelip geçiyor yanımdan; kimi düzgün giyimli, kimisinin yoksulluğu paçasından akıyor; birinin elinde süslü paketler, diğerinin sırtında çöplerden topladığı plastik şişelerin doldurduğu kirli çuval…

Varsıllıkla yoksulluk koyun koyuna olsa da, paylaşım adaletsizliği insanlar arasında kalın bir duvar örmüş durumda. Duvarın iki yakasında birbirine taban tabana zıt dünyalar; uç noktaların yaşandığı iç dünyalarda herkes kendince haklı…

Peki, haksız kim?

Yıl boyunca yapılan sorumsuzlukların yükünden bir ay oruç tutup, 3-5 milyon fitre-zekât verip, kurban eti dağıtarak kurtulabilir mi insan?

Zihnimde beliren kırık dökük evlerden oluşan yoksul mahalleleri, egemenlerin paylaşım savaşından yansıyan vahşet görüntüleri kıyıya vuran dalgaların köpüğünde canlanıp üstüme üstüme geliyor…

En az savaş kadar acımasız olan yoksulluğun körüklediği çaresizlik yok mu, kolunu kanadını kırıyor insanın.

Göz göz oluyor gözüm, gördükçe yakılan yıkılan yerleri…

Tek gözlü evleri başına çöken insanları…

Anımsıyorum geçmişi, bugünün çirkinliklerinden kestirebiliyorum yarınları…

Küçük kederli yüzleriyle, kaldırmayacakları yükleri sırtlayarak sokakta ekmek peşinden koşan parmak kadar çocuklar gelecekte günlerin daha da kararacağının habercisi…

Bir yanda 250-300 metrekare, küçük geliyorsa 5+1 evlerin içinde iki, bilemedin üç kişi; diğer yanda yedi, belki de on yedi kişi barınıyor tek göz evlerde.

Oysa atılıyor günde yüzlerce temel, o yoksul insanlar karıyor harçlarını.

İçlerinde, “Acaba bizimde olur mu bir gün!” beklentisindeyken, ihmal sonucu meydana gelen iş kazalarında canlarından oluyorlar…

Her türlü sosyal güvenceden yoksun geride kalanlarsa telef oluyorlar bir yavan ekmeğin kavgasında!

Yoksul insanların alın teri ve göz nurunun güvencesi konumundaki kazanılmış haklar budanarak, çalışma hayatı sermayeye adına dikensiz gül bahçesine dönüştürüldü.

Dünya egemenlerince kutsanan yüz karası sitem içinde, silahlanma yarışlarına kurban gidiyor yeni doğan bebelerin sütü…

Bu gidişle gün geçtikçe derinleşen uçurum sonunda insanlığı yutacak!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.