Herkes gibi yazarlar da belirli bir zamanla sınırlıdır. Bu bakımdan yazar, yaşadığı zamanın çocuğudur desek, yerinde olur herhâlde. Buna rağmen kimi yazarlar, yaşadığı zamanın ötesine geçmeyi, her devirde güncel kalabilmeyi, adeta bir kuzey yıldızı gibi okuruna her zaman yol göstermeyi başarabilmektedir. İşte kendi zamanını aşıp bugüne ulaşmayı başaran, hâlâ ilk günkü değerini koruyan, iletileriyle okurunu düşündürmeye devam eden yazarlardan biri de Haldun Taner’dir.

Haldun Taner daha çok tiyatro ve öyküleriyle tanınıyor. Ancak ben bu yazıda Taner’in öykü ve tiyatrolarından çok köşe yazılarına dikkat çekmek istiyorum. Haldun Taner’in köşe yazıları, üzerinden yaklaşık 70 yıl geçmesine rağmen hâlâ değerini ve güncelliğini koruyor.

Haldun Taner’in köşe yazıları güncel kalabilmeyi nasıl başarıyor? Bu soruya kısa ve yalın bir yanıt vermek güç. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki Haldun Taner toplumumuzu ve insanımızı çok iyi gözlemlemiş ve sorunlarımızı çok iyi analiz etmiş bir yazar. Sorunlara yüzeysel bakmıyor, basit sloganlara sığınmıyor. Derinlemesine analizlerle bu sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor. Elbette çok katmanlı ama bir o kadar da açık, akıcı ve çarpıcı anlatımı, onu bugüne taşıyan bir diğer özellik.

Nelerden bahsediyor Haldun Taner bu yazılarda? Somut ve günlük konular var onun heybesinde. Halk Partisi ile Adalet Partisi arasındaki politik tartışmalara değiniyor sözgelimi. O dönemim spor olaylarından, doğa sorunlarından, evlere yeni yeni giren televizyondan da söz ediyor, artık giderek ikinci plana itilen tiyatrodan da. O günlerde gündem oluşturan bir olaydan yola çıkarak kadın haklarına da eğiliyor, akademi dünyasındaki sorunlara da.

Ancak günlük olaylara ve sorunlara değinirken o günün içinde kaybolmuyor Haldun Taner. Yüzeysel değerlendirmelere hapsolmuyor. Beylik laflarla geçiştirmiyor ele aldığı konuyu. Basit bir olaydan, günlük bir sorundan yola çıkarak her devirde ders olabilecek iletiler sunuyor okuruna.

Haldun Taner’in sözünü ettiğim köşe yazıları, Yapı Kredi Yayınları tarafından iki kitapta toplandı. “Devekuşuna Mektuplar-1 Önce İnsan” ve “Devekuşuna Mektuplar-2 Yaz Boz Tahtası” adını taşıyor bu kitaplar. “Devekuşuna Mektuplar” adı, Haldun Taner’in gazetedeki köşesinin adı aslında. Haldun Taner’in köşesini, başını kuma gömüp gerçeklerle yüzleşmekten kaçan devekuşlarına ayırması ise dikkate değer bir diğer öge…

Günümüzde her şey hızla tüketiliyor. Çok değil, bir hafta önce okuduğumuz bir haberin bile eskidiği günümüzde, Haldun Taner’in köşe yazıları güncelliğini koruyorsa bu gerçek bir başarıdır. Okumaya değer doğrusu!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.