Sevgili devletim ,

Sevgili diye hitap ediyorum çünkü seni çok seviyorum .Beni biliyorsun. Her zaman sana bağlı ve varlığını sürdürebilmen için elimden gelen gayreti göstermiş Mersin’de yaşayan sade bir vatandaşım.

Sana bu satırları senelerdir yazmamak için kendimi tutuyordum . Fakat kendimi artık sessiz çoğunluğun sesi olmak zorunda hissettim. Ben yazmazsam, sana bu satırları kimse yazmayacaktı . Belki bu satırlardan sonra bir grup tarafından linç edilecek , diğer grup tarafından göklere çıkartılacağım ama amacım ikisi de değil . Amacım , dilim döndüğünce sana bir şeyleri izah etmek.

Sevgili devletim , Mersin Suriyelilerin işgali altında.  İşgal diyorum. Evet işgal . İşgal çünkü hem ekonomik , hem de sosyal anlamda Mersin halkı bir işgal altında. Durumumuz hiç iç açıcı değil . Aksine günden güne daha da kötüye gidiyor. Sana birkaç örnek ile durumu açıklamak isterim.

Plansızca gelen Suriyeliler Mersin’i ve Türkiye’yi sosyal anlamda çok değiştirdi.

Bir evde 5 aile yaşayanlar oldu . 5 aile bir evde yaşayınca ; ister istemez ses başladı . Gece hareketlilikler oldu , olan apartmanda kendi halinde gül gibi geçinip giden komşulara oldu. Komşular tepki gösteremedi . Fakat avuçlarını yaladılar .Çünkü ev sahibi kira bedelini çok fahiş bedeller üzerinden aldı. Veren memnun , alan daha da memnundu.

Türk halkı geçim derdindeyken , açlık sınırı 2.106,89 TL yoksulluk sınırı 6.863 TL ,işsizlik oranı %13 iken, kendi halkımız kapı kapı dolanıp iş ararken; Suriyelilere maddi destekte bulunuldu . Veren memnun , alan daha da memnundu . Kendi halkımızın güvenini , desteğini , bağlılığını kaybettik .

Aç gözlü ve hain diye tabir ettiğim bir güruh ; sigortalı çalıştırdıkları Türk personelinin yerini sigortasız karın tokluğuna çalışan Suriyeliler ile değiştirdi. Amaç ceplerine üç kuruş fazla sokmaktı . Olan bizim gençlere oldu, hain ve aç gözlü işverenin cebine 2 kuruş fazla girdi. Ama çok uzun sürmedi , halkımız bir noktada Suriyeli çalışan varsa , sana iş yok dedi. Bu tepkiden sonra olan hem aç gözlü hain işverene oldu , hem Türk gencine . Ama sonuçta alan memnun , veren daha da memnundu.

Mersin’in Viranşehir diye bir semti vardı. Sahil boyunda , bakarsan bağ ; bakmazsan dağ olacak bir semtti. Biz halk olarak bakmadık , dağ olmuştu .Ama ümit vardı. Neden bağ olmasındı ? Fakat Suriyeliler orayı da işgal edince ; artık dağ olmaktan da çıktı . Mersin halkı Viranşehir sahiline inmekten imtina eder hale geldi. Resmen kendi evinde misafir oldu . Hatta şu sıralarda Viranşehir’de bir kafeyi tanımlarken “Suriyeli yok” diye cümlenin başında belirtilir oldu .

Artık Müslüman coğrafyada eskisi gibi pasif değildik . Ama doğru , ama yanlış bir oyuna başladık. Sınır ötesi operasyon yaptık . Mehmetçik Suriye’de şehadete koşarken , kendi ülkesini savunmadan kaçan Suriyeliler Mersin sahillerinde nargile içtiler . Türk halkı, ordusu için canını veren ; savaşçı bir millettir. Çok zorumuza gitti. Sessiz çoğunluk olarak içimize attık . Nargile içenler keyif ile evlerine dönerlerken ; Türk halkı yatağa öfkeli ve hüzünlü girdi. Şehitlerine bir Fatiha okudu ve yattı.

Plakasını bile okuyamadığımız araçları ile geldiler . Tamamına yakını gri renkli araçlardı. Trafikte magandalık yaptılar . Polisimiz plakayı okuyamadığı için cezai işlem dahi yapamadı . Sonradan kontrol altına alıp SA plakaları verebildik . Ama yaptıkları yanlarına kar kaldı . Olsun be devletim ; en azından bir kontrol mekanizmasını çalışır hale getirdik.

Oy verdiler oy ! Benim çok sevdiğim ve son dönemde hükümetimiz içerisinde halkın da çokça taktirini kazanan Süleyman Soylu’nun Ocak 2019 tarihinde verdiği demece göre ; 53.099 Kişi oy verebilir hale geldi . Yani Türk vatandaşı oldular. Dillerini bilmediği , dinamiklerini bilmediği bir ülkede seçme hakkına sahip oldular. 53.099 kişi az bir rakam olarak görünebilir . Ama 1 kişi bile olsa ben bu haklı yakarışımı sürdüreceğim ! Muhtarlıklar şaşırdı . İkametgahlar çıktı . Seçmen listelerine isimleri yazıldı. Sonuçta alan memnun , oyu veren daha da memnundu . Kendi halkımızı kendimize düşman ettik. Adam kayırdık .

Çil yavrusu gibi ürediler. Üremesinler demiyorum . Elbette üreyecekler , ama bizim kendi halkımız ,Türk halkından çok daha hızlı ürediler. Yeni doğan çocuğa hayırlı olsun derken , ikinci çocuğun yolda olduğunu öğrendik . Doğanlar Türk vatandaşı oldu mu bilmiyorum ama olduysa durum daha da kötüye gidecek demektir.

Mersin’de kendi tabelalarını kullandılar , kendi dillerinde tabelalar yaptırdılar. Bir dönem yol sormak için bile Arapça bilmek gerekiyordu. Esnafımız zaten zordaydı. Haksız rekabet dediler , vergi almıyorsunuz dediler . Kendilerini yırttılar .Söylenen esnafımızı görmezden geldik . Senelerdir bu devlete vergisini ödeyen esnafımızı küstürdük . Ama alan memnun , veren daha da memnundu.

Tarihleri boyunca devletlerini vatanlarını korumak için kıllarını kıpırdatmayan Suriyeliler ; Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinde kavgalar çıkarttılar. Adeta aslan kesildiler. Türk kızlarını taciz ettiler . Hırsızlık yaptılar .Bizim kendi halkımız da yapıyordu bu ahlaksızlıkları , ama misafir diye tabir ettiğimiz yapınca mahalleli bir oldu . Kavgalar çıktı. Mahalle yıprandı , düşmanlıklar başladı .

Dilencilerimizi bile işlerinden ettiler yahu . Geçen gün Adana’da Suriyeli bir dilencinin üzerinden 5.500 USD , 3800 TL ve 31.000 Suriye lirası çıktı. Biz bu haberlerin kahramanı olarak kendi dilencilerimizi görmeye alışıktık. Halkımız buna da şaşırdı . Polisimiz bizim dilencilere uyguladığı tarifeden uyguladı . Ne de olsa artık bizden birisiydi.153 TL cezai işlem yaptı. Araştırdım , biraz daha dilenirse kazandığı (!) para ülke ülkesinde güzelce bir ev sahibi olabiliyor . Tabi önce ülkesi için bir şeyler yapması lazım… ( 1 TL = 90.45 Suriye lirası , 1 USD = 515.60 Suriye lirası , ev fiyatı ortalama 8.000.000 SYP )

Zamanında akıllı bir hareket yapıp Avrupa Birliği ile bu Suriyeliler konusunda masaya oturduk . Bak sınırı bir açarım , görürsünüz dedik . Ama Avrupa bu . Plansız asla hiçbir işe başlamazlar.  Planları vardı. Alacakları adedi söylediler . Adamlar bu denli net durumdaydı . Bakın bir kez daha söylüyorum : alacakları adet. Gerisi sizde kalsın , biz para ödeyelim dediler. Kabul ettik . Paranın da zaten çoğunu ödemediler. Suriyeliler elimizde kaldı .

Bayramlarda sınır kapılarında hücum ettiler. Amaç Suriye’de kalan akrabalarını görmekti. Bayram bitti , bizimkiler geri geldi . Halkımız şaşırdı . Madem gidebiliyordun , bayramı orada kutlayabiliyordun , neden geldin dediler .Dilimizi anlamadılar ki cevap versinler. Ben Suriyeli diye cevap verdiler , yollarına devam ettiler. Sonuçta ziyarete giden de memnundu , ev sahibi de . Tek memnun olmayan Türk halkıydı, ama sorun değildi.

Öyle bir geldiler ki ; rakam şok edici. KKTC , İzlanda ve Malta gibi ülkelerin TOPLAM NÜFUSUNU geçtiler. Devlerim sen işini bilirsin . Bunları kayıt altına almışsındır , değil mi ? Çoğu ülkesine dönmeyi dahi düşünmüyor . Yahu neden düşünsünler ? Bulmuşlar bizim devletimiz gibi devlet , dönerler mi ? Dönüp Esad’a tabii olmaktansa ; kalıp Türkiye Cumhuriyeti’ne tabii olmayı seçiyorlar . Ben olsam ben de Türkiye’yi seçerdim…

Sevgili devletim , sana bu satırları yazdım . Ne olur bana küsme dost acı söyler . Mektubuma yarın devam edeceğim...



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.