Dilin en kısa tanımı, "iletişim aracı" tanımlamasıdır.

Biz, eskiden bu sözcüğü, organ adı, işlev ve casus anlamlarında kullanmışız.

Bugün kullandığımız anlamıyla dilimize Fasça'dan gelmiş:  Yürek, kalp, gönül anlamlarıyla. Zamanla iletişim aracı, Türkçe sözlükteki anlamıyla "İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan 2. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi,  3. Belli mesleklere özgü dil,  4. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı, anlamlarını kazanmış.

Bu yazıda  "dil"in sözlüğümüzdeki dördüncü anlamı üzerinde durmak istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz:  Bir söz söylüyorsak bunun bir tek nedeni vardır: Söylediğimizin karşımızdaki tarafından anlaşılması.

Solun dil anlayışı, "Türkiyemizde biraz şovenizme kaçarak da olsa" daha çok kavramı kapsayan ve halk tarafından anlaşılan bir dil yaratmak için sözcük dağarcığımızı olabildiğince geliştirmek düşüncesi üzerine kuruludur...  Yani iyi, güzel ve doğru anlamak/anlatmak. Daha çok kavramı ifade edebilmek için dili geliştirmek, bu amaca ulaşmak için bir gerekliydi, başarılmıştır. Dilimizin gelişmesi her şeye rağmen devam etmektedir.

Ülkemiz solcuları, bu gerçeği teorik olarak bilirler; ama neden bilmem, şöyle metinler üretirler:

"Sosyal bir gerçeğin inşa sürecinin güvenilir meseleler analizi için mikro ve makro sosyolojik yaklaşımlar birlikte ele alınmalıdır. Mikrososyolojik yaklaşım, aktörler ve onların düşünceleri, çıkarları, kurumları ve stratejileri arasındaki etkileşime odaklanıyor. Makrososyolojik yaklaşım eylem sistemine, yani aktörlerin kimi aktörleri ve çıkarlarını desteklerken diğerlerini demobilize eden yapılandırılmış bağlamın analizini önceliyor. "

Buna karşın örneğin Demirel, ülkedeki petrol sıkıntısını anlatmak için, "Petrolün hangi konjonktürde, hangi verilerle ve hangi ekonomik koşullarda, ne kadar maliyetle ithal edildiğini ve emperyalist devletlerin dayatmalarını, petrol üreticisi devletlerin koşullarını bilmek gerektiğini içeren bir cümle kurmak yerine "Benzin vardı da biz mi içtik" demişti.

Şimdilerde dikkat ediyorum Demokratik solun sözcüleri hala halkın anlayacağı dili ve söylemi kullanmamayı akıllılık saymakta, akademik bir dil kullanmayı marifet sanmaktadır.

Solun bu dil sorununu çözmesi,  halkın anlayacağı üslubu bulmak zorunda olduğunu anlaması gerekmektedir. Bu dili bilemiyorlarsa, söyleyeceklerini uzmanlarına yazdırıp okusunlar; yanlış bir dil kullanarak anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılacak bir dil kullanmaktan daha iyi olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.