Dört gazeteci örgütü başkanının birleşme yolunda aldıkları kararı içeren protokolü görünce içimin burkulduğunu duyumsadım. Ve olayların akışı gereği farkında olmadan kendimi içinde bulduğum gazetecilik mesleğinde geçen günler  bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.

Bu süre içerisinde  cemiyetlerin kaç kez ayrılıp birleşme  serüvenini yaşamıştık!..

Her ayrılışta taraflar birbirlerine söylemediğini bırakmamış, her birleşmede mesleğe saygınlık kazandırılmasından dem vurulmuştu...

Yılardır yaşanan bu kısır çekişmenin en büyük zararını mesleğin yükünü çeken emekçiler gördü. Yönetim kademesinde bulunan büyük (!) gazetecilerin bazıları, kuruluşların maddi ve manevi rantından yararlanırken, olaydan olaya koşup haber üreten gençler hep ihmal edildi. İhmal edilen bu gençler, yöneticilerin çekiştirmesi sonucu “şunun adamı, bunun adamı” diye ayrışarak meslek dayanışmasını tanımadılar bile.

Oysa paylaşamayacak ne vardı ki?

Yaşını başını almış insanların kanlı bıçaklı olmasının ne anlamı vardı!..

Gazeteciler Cemiyeti’nden büyük kopmanın yaşandığı son seçimde, yıllarca yüz yüze bakıp yerine göre ekmek ve su paylaştığımız insanların düşmanca tavır takınıp üzerime yürümesi, paslı çivi gibi yüreğimin bir köşesinde duruyor. (Bu duygularım sakın  birilerine düşmanlık besliyorum anlamında yorumlanmasın. Bazı istisnaların dışında ömrümce kimseyi düşman bilmedim...) Geçmişi deşmek istemem, ama bir noktaya değinmeden de geçemeyeceğim. Şahsen, cemiyetten hiçbir beklentisi olmayan benim tek isteğim, seçimlere dışarıdan müdahalenin yapılmaması, herkesin oyunu özgürce kullanmasını sağlamaktı. Vay sen misin bunu söyleyen!.. Doğal bir istek için neredeyse dayak yiyecektik!..

Neyse, anımsadığımızda içimizi acıtsa da o günler geride kalan buruk birer anı şimdi.

Asıl yapılması gereken geçmişten ders alıp geleceği sağlıklı şekillendirmek.

Günün güç koşullarında  görev yapan gazetecilerin tek çatı altında toplanması elbette özlenen bir sonuç. Değer yargılarının altüst olduğu bir ortamda, halkın gözü ve kulağı durumundaki meslek dalının dağınık görüntü  çizmesi, halk arasında güvenilirliği en alt sıralara düşmüş olan gazeteciliği daha da güvenilmez kılar. Kendisini yaşadığı topluma karşı borçlu hisseden bizler, bu durumu asla istemeyiz.

Şu da bir gerçek ki, hamasi nutuklar atmakla da  meslek saygınlık kazanmaz.

Bu noktada iş yine mesleğin yükünü çekenlere düşüyor. Gerek olayların peşinde koşarak, gerekse masa başında ter dökerek gazeteciliğe start veren emekçiler, kendilerinin  de bir değer olduğunun farkına vardıkları gün, gazetecilik yeniden saygın meslekler arasına girecektir.

Sonuç olarak, bazı arkadaşlarımızda geçmişte yaşanan olayların haklı kırgınlığı gözlense de, gazetecilerin tek çatı altında toplanması sevindirici. Çünkü birlikten güç doğar.

Dileriz bu kez olur!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.